Kaan DİNÇ
kaandinc1998@gmail.com

FAHRÜDDİN AKKUŞ JURNALİ

23 Şubat 2018, Cuma

     

Güz-1901

FAHRÜDDİN AKKUŞ JURNALİ

Aç kapıyı, mesajlar var!

Mademki yetiştireceğim tek öğrenci sen olacaksın o halde bu jurnalde yazılı olanları palas pandıras zihnine geçir, özümseme ve idraki sonraya bırak. Her cümlemi dikkatlice oku.

Kalbi kessen ağrımaz ama oksijensiz bıraktığında inanılmaz bir ağrı yapar. Kalp devamlılığını koruyabilmek adına oksijene ihtiyaç duyar, çırpınır; fakat kendisinin sonunu hazırlayacak olan kesiğe kayıtsız kalır. Aynen öyle de insan, o an için ihtiyaç duyduğu bir küçük varlığın peşinde koşarken, kendisinin bir zararın hedefinde olduğunu algılayamaz. Adına ne koyarsak koyalım -düzen, sistem, olgu, çark- bu şekilde işler. Hepsini tanı ve çok geç olmadan doğru olana ulaşmak için yola çık.

Vücut öylesine güzel bir sistemdir ki: Kirli havayı bile israf etmeyip konuşmada kullanır. Sistemin içinde herkesi bir amaç sahibi yapar ya da bir amacı yerine getirmek için sisteme dâhil eder.

Gözlerimiz mükemmel yapılardır ki: İkisi de aynı yere farklı yerlerden bakarlar ancak tek görürler. Bak! İki göz bir görüyor.

Konuşmak müthiş bir olgudur ki: Görünen ile görünmeyeni birbirine bağlar. Aklında bulunan, senden başka kimsenin bilmediği, küçücük fikirler konuşarak dünyaya aktarılır. Konuşmak, insanların tamamına yakının kullandığı bir fikir giysisidir.

Sevgi ise en güzel çark örneğidir ki: çarkın merkezi sevilen, sevdiğine kavuşmak için dönüp duran kısmı da sevendir. Seven sevdiğinin etrafında -Mevlana misali- dönmedikçe ne seven kalır ne sevgi.

Bu örnekleri gerçekleri bilmen, tanıyıp görmen, sevip konuşman için verdim. Hiç mi aklının sınırına dayandığını hissetmedin bu güne kadar, hiç mi düşünmedin? Bir vücut neden bir düzene sahip olmak istesin durduk yere? Bir çiçek neden sevdiğim kokuları salgılasın, neden hoşuma gidecek şekillere bürünüp gözüksün ortada olması için bir sebep yokken? Neden istesem de istemesem de içindeki oksijene ihtiyacım olduğunu bildiğim ama göremediğim havayı içime çekiyorum? Neden gideceği yön belli olan koskoca tren bir başkasıyla çarpışıyorda, yazamayacağım büyüklükte hızlarla döndüğüne inandığım elektronlar birbirine çarpmıyor? (Evrendeki her şeyin atomlardan oluştuğunu biliyorum fakat bu güne kadar -insanoğlunun müdahale ettiği hariç- bir çifti bile birbirine çarpmamış.)

Bunlardan önce zihninden düşürmeyeceğin bir söz olsun aklında: “Kendini bil!”

Tüm bu soruların cevabını uzaklarda aramaya kalkma. Birçok cevap çıkabilir ortaya fakat en doğru cevap sende, kendinde gizli. Kendini anlarsan herkesi anlarsın. Dinle, kulak ver, uğraşıp durduğun şeyleri bir an olsun bırak ve mesajına bak.

Mesajını kavradığında bu yolda bir amaca sahip olduğunu ve o amacını yerine getirmek için sana verilenleri fark edeceksin. Unutma, Yol inançtır! Evlilik, iş, mal mülk ve dahası bu yoldaki hediyelerdir. Hediyeleri almasanda yolda olmalısın. Yol’un kendisi en büyük hediyedir.

Sevgiyle kal…

Fahrüddin Akkuş