Kaan DİNÇ
kaandinc1998@gmail.com

TECRÜBE

22 Şubat 2018, Perşembe

     

Son günlerde, olumsuz olan her şeyi tetiklemeye yetebilecek potansiyele sahip hava değişimi beni fazlasıyla bunaltmıştı. Siren sesleri eşliğinde, aklımın şeritlerinde bir sağa bir sola geçerken, hayata yeni atılacak problemleri çarparak engellemeye çalışıyordum.

Her ne kadar hüzünlendiğimiz vakit olsa da, takımın dinamosu olan güzel yürekli Şoför ağabeyimizin açtığı, bir zamanların unutulmaz televizyon programı Olacak O Kadar’ın sarhoş tiplemesinin pavyonda dinlediği şarkıya tempo tutuyorduk. İster istemez sessizliğin iyi geleceğini düşündüm.

Ortaya bir soru atıp oluşan sükûtta köşeme çekilerek keyfime bakmayı planlıyordum. Radyonun sesini kısıp “Tecrübe,” dedim. “Tecrübe en samimi kelimedir şu hayatta. Ne çok şeyler yaşadınız bu güne kadar, bir düşünsenize. ”

Kısa süren sessizliğin ardından hiç beklemediğim bir cümleyi müsvedde kâğıt edasıyla suratıma fırlattılar: “Nasıl yani, neymiş samimiyeti tecrübenin?”

Her zaman neyi bulacağını tahmin ettiği şeylerin peşinde harekete geçen, hayatı ile ilgili çok ciddi bir karar vermek üzere olan Şoförü gözüme kestirdim.

“Bak şimdi Kaptan, hayatındaki kurduğun ve çok iyi olan arkadaşlıklarına dön. Sen o insanlarla seni mutlu ettikleri, seni anladıkları, sana huzur verdikleri için birliktesin. İlişkilerde kendini düşünüyorsun. En samimi arkadaşlıkların bile elde ettiğin çıkarların üzerine kurulu. Muhabbetinden hoşlanmadığın bir insandan nasıl uzak durduğunu ben biliyorum. Anlatmak istediğim konu da buradan başlıyor. ‘Tecrübe’ dediğin kelime bir olayı deneyimlemenle ortaya çıkar. Sen, daha önce fikir sahibi olmadığın bir konu hakkında kendini kurban edersin ve ‘ben gittim, burası böyle…’ diye bir başkasına aktarırsın. Kurban edilmek konusu yine tartışmaya açık tabii. İraden ile vereceğin karar sadece ilahi kanunda yargılanmak üzere yaşanmış olabilir. Bu sebeple de dünya üzerinde yaşanacak sayısız olay bulunur. Her biri, bir saniye için bile aceleci davranmayarak tecrübe sahibini bekler.

Harfleri anlamlı ya da anlamsız nasıl sonsuza kadar birbiri ucuna ekleyebiliyorsam, yaşanan olaylar da aynen o şekilde, sonsuza kadar tecrübelenebilir. Her bir harfi eklemek bile bir tecrübe Kaptan. Bir sonraki kelimemi söylediğimde sadece bana ait olan bir tecrübe olacak. Ben bunu bir başkasına aktarmadığım sürece de kimsenin yararlanma imkânı olmayacak. Önünde sonunda kişi kendine ait olayıyla tecrübelenmiş olacak.

Ve unutma Kaptan: Zihninle karar verip tecrübe sahibi olmaya çalıştığın bir olayın, senin için doğruluğunu vicdanınla; Vicdanın ile karar verip tecrübeleyeceğin olayın doğruluğunu zihnin ile kontrol et. İki parçamızda birer ayna gibi bizlere nerede olduğumuzu gösterir. Aynaları karşılıklı koyduğunda sonsuz görüntü elde etmemizin sebebi de budur. Zihin ile vicdan, muhakeme sofrasında tüm konuların görünmeyen yüzünü gösterir.

Sana anlattıkça balta girmemiş ormanlardan deniz kıyısına bir yol açıyor gibi oluyorum. Bu ormandan denize pek çok insan ulaştı ama kimse doğru yoldan ulaşıp ulaşmadığını kontrol edecek fırsatı bulamadı. Belki tecrübelere kulak vermediklerinden belki de kulak verdikleri halde o yolda yürüyen farklı bir kişi olduklarından aynı olay tekrardan yaşanmadı.

Kaptan, yolun sonundaki sen olsaydın eğer: Aynı yolda, senden sonra yürüyecekler için ne söylerdin?”

Sessizliği düşlerken dakikalarca konuşacağımı düşünmemiştim. Şoför, bir bulmacanın son sütununu doldurmuş gibi memnuniyetle elini radyonun ses düğmesine götürdü. Birazcık gizemli bir sesle:

“Bir şeyin senin için değeri varsa vaktini alır.”

“Biliyorum,” dedim içimden, “biliyorum.” Radyo yeni bir şarkıya geçmişti, hem de en sevdiğim şarkılardan birine. İlk işim, sevdiğimi söylediğim şarkıya vakit ayırıp sözleri yüreğimde hissedercesine dinlemek oldu, sadece dinlemek; Başka hiçbir şeyi tecrübelemeden benliğimi ve vaktimi şarkıya ayırmak. Ne de olsa kimsenin “ben dinledim, çok güzel bir şarkı” demesiyle karar vermeyecektim.

Sevgiyle kalın…