Kaan DİNÇ
kaandinc1998@gmail.com

VELİEFENDİ'DE BİR GÜN

15 Şubat 2019, Cuma

     

Bugün tarihlerden 15 Eylül 1996 olsun. Size bir şey anlatacağım. Duvarda oluşan çatlak ile düşen bir yıldırımın şeklinin benzerliğine hiç dikkat ettiniz mi? Tıpatıp benzerler birbirlerine. Tek farkları birinin çok hızlı, diğerinin olabildiğine yavaş oluşmasıdır. Nitekim dünyada her şey birbirine benzer ve birbirini tekrar eder. Açıklanması güç her şeyde verilen bir örneklendirme olması ve bu örneğin her zaman kolayca bulunması bundandır.

Bugün açıklanması bizleri kaşınan bir yara gibi rahatsız eden dünyanın bir benzerinden bahsedeceğim. Sizi bir at yarışına götüreceğim. Bakalım kavraması güç olan şeyleri başka bir örnekle açıklamaya çalıştığımızda nelere şahit olacağız. Ben yaşanmış olan olayı ve benzetilmesi gereken noktaları yazacağım, mutlaka içselleştiriniz efendim.

Olay Enternasyonal Boğaziçi Koşusu. Yer İstanbul Veliefendi Hipodromu, dünyanın tam da kendisi. Koşulacak olan çim pist dokuz atada eşit olarak verilmiş, 2400 metre, bizlere verilen ömrün uzunluğu kadar az çok. Her atın eşit potansiyelde olmadığını ama bu yarışta hepsinden birinci gelmesini beklediklerini de unutmayın.

“Start verildi ve Enternasyonal Boğaziçi Koşusu başladı.” Herkes heyecanlı, dünyaya yeni bir bebek geldi ve öğrenmesi gereken çok şey var. Henüz bir yarışın içinde olduğunu bile bilmiyor.

“İlk iki yüz metre geçiliyor, Dartino koşunun lideri, Elımus ikincilikte, Welldone üçüncülükte, Galtee dördüncülükte ve Bold Pılot beşincilikte.” Sayılan tüm atların ayrı ayrı özellikleri ve koşu tarzları var. Siz kendinize bir isim seçin. Yeni doğan bebeğimiz de biraz büyüyüp karakterini kazanacak.

“Son bin sekiz yüz metre, Dartino lider.” Bebek her şeyi atlattı ve büyüdü. Ancak karakteri kazanmak yetmiyor, yarışa tutunabilmek için ya biraz akademi, ya da büyüklerden kalan yatırımlar olması gerekiyor. Bunlar yoksa yetişen çocuğun yarışa tutunma ihtimali şuan için çok zayıf.

“Son bin metre, Welldone dış kulvardan gelip Dartino ile liderlik mücadelesi yapıyor.” Bu esnada büyüklerden kalmış yatırımlara sahip olan bir başka rakip bir emek sarf etmeden başa geçebiliyor.

“Beş boy geride Elımus üçüncülükte. Son sekiz yüz metre, Welldone liderliğe oturdu.” Yarışı dikkatle takip edin, emeksiz başa geçen kısa bir süreliğine orada kalacak, diğerleri ise sıkı takipte. Yarışın çok büyük bir bölümü geride kaldığı halde karakterini oturtan ve kendini geliştiren çocuğumuzun adı henüz duyulmadı ama duyulması an meselesi.

“Son altı yüz metre, orta kulvardan Galtee, dış kulvardan Bold Pılot atağa kalktılar.” Sonunda! Yarışı hep bir adım geriden takip eden iki at yarışa tutunuyor. Atağa kalkabilmeleri için lider olmasalar bile her an yarışın içinde bulunmaları gerekiyordu. Çocuğumuz doğuştan şanssız olsa da rakipleriyle farkını akademik ve sosyal başarılarıyla kapatmış anlaşılan.

“Son düzlükte müthiş bir mücadele var.” Her iki isim de mücadele ruhunu kazanmış. Üç isim demeyi çok isterdim ama üçüncüsü şanssızlığına küfredip yarışı bırakmış gözüküyor.

“Son dört yüz metre, Galtee iç kulvardan mücadeleyi bırakmıyor, Bold Pılot ısrarcı.” Duyulan sadece iki isim kaldı. Tüm yarış onların arasında geçiyor. Gökten inme ayrıcalıklar artık bu yarışta söz sahibi değiller.

“Son iki yüz metre, Bold Pılot – Galtee başa baş mücadele.”

“Son yüz elli metre iç kulvarda Galtee, yanında Bold Pılot.”

“Başa baş mücadele!” Tüm nefesler tutuldu. Yaklaşık dört saniye sonra her şey belli olacak.

“Galtee hakim olmaya çalışıyor. Bold Pılot geliyor, Bold Pılot geliyor ve Enternasyonal Boğaziçi Koşusu’nu Bold Pılot mı Galtee mi kazandı, foto finiş kararında.”

Yarışı kimin kazandığını belki de bilmeyen yoktur. Aslında kimin kazandığı da önemli değil, önemli olan son saniyeye kadar bırakmayıp mücadele gücünü ortaya koyabilmiş olmak. Yazı boyunca gözlemlediğiniz olayların en acı vericisi, hiçbir emek sarf etmeden, başkalarının daha önceden hazırlayıp sunduğu emek ile bir yerlere gelmek isteyenlerin çok kısa sürelerden sonra bu sahneden silindiğidir. Bu insanları eleştirip, kendi konumundan şikâyetçi olanların da yarıştan çok çabuk koptuğunu gözlemledik. Nitekim şu an bu yazıya vesile olan yarışın lideri tıpkı tırnaklarıyla kazıyarak bir şeyler elde etmiş insanlar gibidir. Tekrar o sahaya dönüp baktığında başarısından ve çabasından onur duyacaktır. Hayatın eşit davranmadığını çabuk sindirip her şeye rağmen devam edebilmiştir. Zaten bu yüzden efsanedir. Yaşanılan başarısızlık ya da şanssızlığın amacının kişiyi kendi özgün yazgısına döndürmek olduğunu bilir.

Kazanan at: Bold Pılot. Çok yakın bir süre önce de filmini yapmışlar. Bu efsaneyi reklam afişlerinden sonra tanıdım. Şu an aramızda değil ama herkese çok şey öğretti.

Unutmamak gerekir ki herkesin Bold Pılot olup adını yıllar sonrasına aktarabileceği bir şeyi mutlaka vardır. Yazgınızda ne için bu dünyaya geldiğiniz aşikârdır, bunu yazgının tam da kendisine sorup gelecek cevapları çok iyi irdelemek gerekir. Yarışın hangi dakikasında olursak olalım şayet cevabı keşfedersek foto finişe el sallamayı unutmayalım.

Belki de bir yarış gözlüğü en iyisidir, ne dersiniz?

Sevgilerle…