Kaan DİNÇ
kaandinc1998@gmail.com

Zeybek Tarihi- 6

11 Ocak 2022, Salı

     

“Kimileri zorba, kimileri eşkıya, kimileri de bir kahraman dedi onlar için. Ama onlar kendi bıçağının ekmeğini yiyenlerdi.” Yoksulluğun, adaletsizliğin ve değersizliğin karşısında ezilen ince ruhlu adamlar artık dağlara çıkmışlardı. Her dağa çıkmış Efe’nin farklı bir hikayesi vardı. Dönemin ünlü efesi Çakırcalı Mehmet’in kandırılarak Osmanlı zaptiyeleri tarafından öldürülen babasının intikamını almak için silahlandığını neredeyse her kaynak konu edinmekte. Kamalı Mustafa’nın da karısının diğer zeybekler tarafından yanlışlıkla kaçırılıp geri bırakılmasını hazmedemeyerek silahlandığını birçok kaynakta görüyoruz. Bunun gibi daha nice örnekler mevcut. Bu hikayelere ilerleyen vakitlerde ele alacağımız biyografi yazılarımızda değinmenin daha doğru olacağı kanısındayım. O sebeple şimdilik Zeybek tarihini daha geniş ve yüzeysel olarak tanımlayalım.

Yaptığımız değerlendirmeler neticesinde Zeybekleri tarih sürecinde üç döneme ayırabileceğimizi düşünüyorum. Birinci Dönem: Ön Zeybekler. Bu dönemi Zeybeklerin ortaya çıktıkları ilk andan 19. Yüzyıla kadar kısım olarak nitelendiriyorum. Ön Zeybekler halkın ta kendisiydi. Çiftçilikle uğraşan, vergisini ödeyen, savaş çıktığında savaşa giden, birkaç pürüz dışında yönetimle çok da işi olmayan insanlardı. Bu insanlara Tanrı tarafından bahşedilen ve var oldukları sürece de içlerinde bulunduracakları ateş o dönem sadece bir kor parçasıydı. 19. Yüzyıla yaklaştıkça değişen düzen ve dizleri üzerine çökmüş imparatorluğun nereye dokunduğunu görmeden yaptığı çırpınışlar neticesinde ateş giderek harlandı. Ön Zeybekler Zeybeklik tarihinde adeta bir bebeğin karşılığıdır. Ömrü boyunca kullanacağı karaktere sahiptir ancak bunu ortaya çıkartacak güç ve çevre koşulları henüz hazır değildir.

İkinci Dönem: İlk Zeybekler. Bu dönemi artık gençlik evresine gelmiş, çevresini tanıyan ve gerektiğinde olaylara tepki veren bir yetişkin gibi düşünebiliriz. Başlangıç noktası Atçalı Kel Mehmet. Düzenin gitgide bozulduğu ve bu bozukluğun halka yansıtıldığı vakitlerde Zeybeklik teşkilatının kök salmaya başladığını ve her geçen yıl temelini daha da güçlendirdiğini görmekteyiz. Atçalı Kel Mehmet kaynaklarda Aydın İhtilali olarak bilinen hareketle yönetime el koyarak “vali-i vilayet, hademe-i devlet, Atçalı Kel Memet” şeklinde imzaladığı fermanlarda hükümetten serbest ticaret ve tarımın korunmasını, kanunların değiştirilmesini, daha eşit kanunlar yapılmasını ve askerliğin yeni esaslara bağlanmasını istemişti. Aydınlıların yanı sıra, Kütahya, Manisa, Burdur ve Denizli’nin bazı kazaları onun ileri sürdüğü fikirleri sevinçle karşılamış, ona kapılarını açmış ve kendilerine efendi yapmışlardı.

Yaşanan bu hadise halka umut kaynağı olmuş ve kendi içlerinden öne atılan insanlara sahip çıkmaları gerektiği bilincini oturtmuştu. İçlerindeki ateşin gücünü gözlerinden okuyabildiğimiz Zeybekler cesurca öne atılarak halkın sorunlarını ele almış, bireysel problemlerini de bu başlık altında bir bir çözmeye çalışmışlardı. Zaman ilerledikçe bu durum vilayetin her köşesine yayılmış, gençler Zeybek olarak anılabilmek için isimlerini duydukları Efelerin himayesine katılmış ve Efeler ile aynı görüşteki halk onları bağrına basarak tüm ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmıştı. Aydın köylerinde hala daha işitebileceğiniz bir cümle bulunmaktadır: “Efelik yataklıktır.” Yani içinde silahları temin eden kaçakçıdan, kıyafetleri diken terzisine; hayvanlarının bir kısmını veren çiftçiden, yabancıdan ve çevreden alınan haberleri anında Efe’ye ulaştıran köylüsüne varıncaya kadar içinde bulunduğu bu teşkilattan olmak Efeliğin ta kendisidir.

“Peki efendim dağlarda bulunan bu silahlı adamlar kiminle düşmandı?” diye bir soru gelebilir. Oluşan bu otorite boşluğundan faydalanarak menfaatini kollamak niyetiyle dağlara çıkan bir çok yabancı kökenli ve farklı görüşteki gruplar da mevcuttu. Ayrıca halka şiddet göstererek topladıkları vergileri cebe indiren zaptiyeler, haksız kazanç ile malına mal katmış zengin ağalar, yoksullukla boğuşan halkın malına ve namusuna göz diken suçlular vb. Zeybek olduklarını söyleyip dağlarda köylüleri yağmalayan Rum ve Ermeni çeteler bunların en meşhurlarıydı. Elbette halk kahramanı seçmekte hiç yanılmazdı. Bu çetelere de “çalıkakıcı” denmekteydi.

Üçüncü Dönem: Zeybekler. Bu dönem ise iç bunalımların devam ettiği ve işgal ile parça parça topraklara el konulduğu zaman diliminden günümüze kadar olan kısmı kapıyor. Bir olgunluk çağı. İlk Zeybekler ile Zeybeklerin net bir ayrımını yapmak çok güç ancak Demirci Mehmet Efe’nin kuvayi milliye teklifini kabul ederek kendi kızanlarıyla düzenli orduya karışmasını yada artık resmi bir düşman adını alan Yunan kuvvetlerine bir avuç adamıyla göz açtırmayan Sökeli Cafer Efe’nin örneklerini sunabiliriz. Neticede artık gündemde tek bir konu kalmıştı: Vatan savunması.

Ön Zeybekler, İlk Zeybekler ve Zeybekler... Bu isimler Türk toplumdan olma ve tarihten doğma bir çocuğun isimleri. Vatanın içinden ve özünden gelen. Haklı bir çığlık. Bir varoluş meselesi...