Kaan DİNÇ
kaandinc1998@gmail.com

Yol ver Çakırcalı! Yaban değiliz

8 Nisan 2017, Cumartesi

     

Çakırcalı Mehmet Efe…

Babası Ahmet Efe'nin, bir Osmanlı zaptiyesi tarafından tekrar dağa çıkmaması için acımasızca öldürülmesinin ardından, yıllarca intikam almak için fırsat kollaması ve bunu yerine getirmesiyle başlamıştır hikayesi.

Çok uzun süre Ege'nin eşsiz dağlarında hüküm sürmüş, halkın sevgisini kazanmıştır. Yanında daima yedi kızan (efeye bağlılık yemini etmiş zeybek) bulundurur ve intikamını aldıktan sonra Osmanlı zaptiyeleriyle çatışmaya girmekten hep kaçınmıştır.

Osmanlı, Çakırcalı Mehmet Efe ile başa çıkamayacağını anlayınca onu kır serdarlığı yapmak için düze inmeye davet etmiş. Yanındaki zeybekler her ne kadar istemeseler de Çakırcalı, silahlarını bırakmayacaklarını şart koşarak kabul etmiş teklifi. Birkaç yıl köyünde sakin bir hayat geçirmişler kızanlarıyla.

Efe ile ilgili birçok hikayeler anlatılıyor ne kadarı doğru ne kadarı değiştirilmiş bilinmez ama ben sizlerle en etkilendiğim hikayesini paylaşmak istiyorum.

Çakırcalı efsanesi dilden dile, köyden köye yayılmış ve Efe, bölge tarafından tanındığı kadar farklı ülkelerde de tanınmış. Bunun sonucu olarak yabancı bir ülkeden Çakırcalı ile röportaj yapmak üzere bayan bir muhabir çıkmış gelmiş Efe'nin köyüne, İzmir'e. Büyük bir misafirperverlikle karşılanan kadın, sözde eşkıya olan birinin evinde olduğuna inanamamış. Bir tercüman, birkaç köylü, Çakırcalı ve köyün çocukları çıkmışlar evin avlusuna. Kadın sormuş Efe cevaplamış. Uzunca bir sohbetin ardından kadın “Sizin için çok iyi nişancı, attığı her şeyi vurur derler doğru mudur?” diyerek sormuş. Efe babasının ve kendisinin yıllarca kullandığı martinini (o dönemin en iyi silahı) getirmesini istemiş hanımından ve cebinden bir metelik çıkarmış, uzatmış çocuğun birine. Muhabir ne olduğunu anlayamamış ilk başında. Tüfek gelmiş, olayı anlayan çocuk fırlatmış meteliği havaya, Çakırcalı hemen tüfeğini doğrultmuş ve ateş etmiş. Ardından bir gülümsemeyle meteliği düştüğü yerden alıp kadına uzatmış. Kadın büyük bir hayranlıkla bakıp kalmış ortası delik olan meteliğe.

Dağlarda geceleri çıkan çatışmalarda nasıl davrandıkları, dönemin sorunları, neden böyle yaşadıkları uzun uzun konuşulmuş. Röportaj tamamlanmış, muhabir izin isteyip ayrılmak üzereyken Efe bir mendil çıkartmış cebinden, kadına uzatıp avlunun en uç köşesinde bulunan ayva ağacının altına geçip mendili açmasını istemiş. Kadın geçmiş ayva ağacının altına, açmış mendili. Efe yine doğrultmuş tüfeğini basmış tetiğe, şaşkın gözler, martinin ucundan çıkan duman ve mendilin üzerinde sapından vurulmuş kocaman bir ayva. Çakırcalı’dan bir kez daha etkilenen muhabir ülkesine döndüğünde yaşadığı olayları bire bir gazetesine aktarmış. Yiğitliğiyle, mertliğiyle, korkusuzluğuyla tüm civarda tanınan Çakırcalı, bu röportajla yazılı olarak tüm dünyada tanınmıştır.

Bu duygu dolu yazıyı Çakırcalı Mehmet Efe'nin bir sözüyle bitirmek istiyorum:

“Toprağa baş, yıldızlara düş sermişlerdenim; Ateşler yakarım ateş böcekleriyle.”