Kaan DİNÇ
kaandinc1998@gmail.com

İKİ İHTİYAR

3 Mart 2018, Cumartesi

     

Meriç Nehri kıyısında yaşayan iki ihtiyar vardı. Dönemin yöneticisi çıkıp onları ziyarete geldi ve neleri yaparsa daha mutlu olacaklarını sordu. Birinci ihtiyar konuştu:

Köyden şehre ulaşmak zor oluyor o yüzden yolun yapılmasını istiyorum. Ayrıca ürettiğimiz malların daha fazla satılması için diğer yerlerdeki pazar yerlerini de buraya yakınlaştır. Suları evimize taşımak için epey yaşlandık, onun için evimizin önüne bir çeşme yap. Böylece bizde yorulmayız ve daha mutlu oluruz.

Yönetici tüm bu dediklerini yapmak için söz verdi. Cebinden bir külçe altın çıkararak ihtiyara uzattı. İhtiyar, yöneticiye teşekkür edip altını cebine koydu. İkinci ihtiyar sarsılmaz bir tebessüm ile birinci ihtiyarı süzdü. Yönetici, bir şeyler söylemesini bekleyerek döndü. Gördüğü her şeyden mutluluk duyduğunu hissettiren ikinci ihtiyar konuştu:

Benden bir şey beklememi bekliyorsan bekleme. Ben her hafta köye ulaşmak için engeller bulunan bir yoldan yürüyorum. Yürüdüğüm zamanlar kimseye anlatamayacağım güzellikler beliriyor zihnimde. Bu yüzden köye yol yapmanı istemiyorum. Ürettiğim malların bir kısmını satıyor, kalan kısmını ise çiftçilikle uğraşamayan akrabalarıma gönderiyorum, onlarda bunun karşılığı olarak bana hayvan gönderiyorlar. Pazar yerlerini köye yaklaştırarak başka köylerde yaşayan insanları zor duruma sokmanı istemiyorum. Su doldurmaya gittiğim zamanlarda on dakika oturup akan nehri izlerim, benden önce kimlerin buralarda oturduğunu düşünüp hayatımın ne kadar kısa olduğunu hatırlarım. Evimin önüne çeşme yapmanı istemiyorum. Ben, olmayanların hepsinin olana hizmet ettiğini düşünüyorum.

Yönetici ihtiyara baktı ve cebinden iki külçe altın çıkardı.