Hatice ALGÜN
hatice.algun@aydindenge.com.tr

Önüne bak!

7 Mayıs 2016, Cumartesi

     

İnsan ömrünü yola benzetiyorum. Yaşam boyu tanık olduklarımız da o yolun manzarası. Yolculuğumuz esnasında bizi heyecandan deliye döndüren, mutluluktan uçuran, üzüntüye boğan ve bunlar gibi birçok duyguyu yaşatan olaylarla karşılaşıyoruz. Bu olaylarsa birer sapak ve rotamızı belirlememizi yakından etkiliyor.

Yolunuzun en güzel manzaralarını bir düşünün. Kimi okul yıllarındaki en matrak hallerinden, kimi aşık olduğu kişiyle tanıştığı ilk günden, kimi evlendiği günden, kimiyse çocuğunun ağzından çıkan ilk kelimeyi duyduğu günden bahseder. Ya da gerçek bir seyahat anısını unutamadığından...

Her şey güllük gülistanlık ilerlemiyor. Kötü manzaralarla da karşılaşıyoruz ne yazık ki. Tıpkı çiçek bahçesi yakınından geçerken aldığın her nefeste mest olduktan beş dakika sonra nereden geldiği belli olmayan kanalizasyon kokusu gibi. Öyle bir his işte. Akla ilk gelen şey "kayıp..." Allah rahmet eylesin. Onu izleyen yokluklar, pişmanlıklar ve keşkeler de var hayatta. İş kurup batırmışsındır, "dilim tutulsaydı da.." demişsindir, rest çekip gittiğine yanmışsındır falan işte.

Eski güzel anıları yad etmek çoğu zaman iyidir. Çünkü dilinde seni sen yapan şeyleri dolandırırsın ve kendini hatırlamak seni mutlu kılar. Bugün olduğun yere varmanın serüveni gizlidir yaşadıklarında. İlla "Vay be! Nereden nereye..." demene de gerek yok. İnsan, hayatında çok önemli şeyler başarmış olmasa da bir şekilde yol katedebiliyor. Tabii bunun için biraz kıpırtı da şart. Bildiğiniz üzere oturarak başarıya ulaşan tek canlı tavuk kardeştir.

ESKİLERE TAKILI KALMAK AKIL İŞİ DEĞİL

Dünyasını yaşadığı kötü şeylerden ibaret sayanları kör, hissiz ve tembel buluyorum. Ulaşamadıkları, başaramadıkları ne varsa suçu geçmişine atarlar çünkü. Aradan onlarca yıl geçmiş olsa da yolculuklarını hep arkaya bakarak geçirirler. Halbuki önlerine kaç tane fırsat çıktı belki ama kör ve hissiz oldukları için hiç çekinmeden üstüne basıp geçtiler. Bu da kafalarını öne çevirememe tembelliklerinin kanıtıdır.

Konu iyi de olsa kötü de olsa sürekli arkaya bakarak yaşamamak lazım. Aynı yoldan yüz kere geçmenin insana bir şey katmayacağı gibi üstüne üstlük içini sıkar. Üzüntüden harap olduğun şeyi bir milyon kere kendine zorla hatırlatmak ya da birilerine anlatmak senden götürür. Zarar! En tatlı, en başarılı, en mutlu olduğun anlarının sürekli aklında ya da dilinde olması kulağa hoş geliyor belki ama onun da fazlası zarar! Büyünün bozulması gibi bir şey. Ha yüzünde tebessüm belirtir mi? Belirtir. Ama kulağın aynı şeyleri duymaya o kadar alışır ki artık gözünde bir tık da olsa sıradanlaşır o anlar. Belki de üstüne bir şey koyma isteğini bile yok eder. Capcanlı, taptaze, yepyeni anılar biriktirmek lazım. Heybeyi güzel anlarla ne kadar doldurursan o kadar iyi! Anlatacak, hatırlayacak daha çok şeyin olur ve bir öncekinden daha az bahsedersin. Büyüsüne daha az zarar verirsin. Bu da kendine yaptığın en güzel kıyaklardan olur işte. Eskilere takılı kalmak akıl işi değil. Ben bu huyumdan vazgeçmeye söz verdim mesela. Şükür ki ben en azından iyileri ananlardanım. Yolunuzun güzelliklerle dolu manzarasını kaçırmayın sevgili okurlar. Camınız buğuluysa silip netleştiriverin hemen. Üşenmeyin. Çünkü belki de bir kere geçeceksiniz o yoldan. Kaçırmaya değmez.

HER ŞEYİN YENİSİ DOSTUN ESKİSİ

Anılar dostsuz olmaz! Dostlar unutulmadığı gibi tadından da yenmez hani. Hem ne demişler? "Her şeyin yenisi, dostun eskisi makbuldür." Cumartesi şarkımız bayılarak dinlediğim Ezginin Günlüğü'nden geliyor! Şarkı ismi: Eski Arkadaş. Söz ve müzik grup üyesi Nadir Göktürk'e ait. Sözlerin bir kısmı şöyle:

"Eski arkadaş, eski araba gibi

Arıza yapar ama yolda bırakmaz

Teker patlatır, su kaynatır

Yoldan çıkar ama yolda bırakmaz..."

Hoşçakalın sevgili Denge okurları, haftaya yine aynı yerde buluşalım!