Hatice ALGÜN
hatice.algun@aydindenge.com.tr

Masallar masallar...

6 Ağustos 2016, Cumartesi

     

Merhaba güzel gazetemin güzel okurları! Çocukluğumuzda uykuya karşı direnirken bir yandan da nazımızın niyazımızın dorukta olduğu uyku öncesi evremiz vardı ya hani? Masal saatleri. "Bana bir masal anlat baba" moduna girdiğimiz zamanlar yani. Masal dinleyerek uyumayı hangimiz sevmedik çılgınlar gibi? Nadiren de olsa youtube kanalından masal açıp yatmışlığım oluyor hala.

Külkedisi, Kurbağa Prens, Rapunzel, Uyuyan Güzel, Hansel ile Gretel, Kırmızı Başlıklı Kız, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler ve daha neler neler... Hiçbir masalın bize anlatıldığı kadar masum olmadığını öğrendiğimde "Vay be" dedim. Genellikle Grimm Kardeşler'in yazmış olduğu bu masallar, 1812 yılından bu yıllara varana kadar bayağı bir yumuşatılmış çünkü. Hoş, yumuşatılmasaymış çocuklar için pek de iç açıcı olaylar yokmuş. Tutmazmış yani.

Sizleri de bu masalların gerçek yüzleriyle buluşturmak istedim. Hepsinin uzun halini yazamayacağım elbette ama kilit noktalarından bahsedecek kadar yerimiz var en azından. Çocukluğunuzun masalının orijinal halini internetten çok rahat bulabilirsiniz. Benim kaynağım: Ekşi Sözlük.

Mesela şu meşhur kurbağa abimiz öpülünce değil, duvara çarpılınca bir prense dönüşmüş! Çok komik olmuş bence. Bu yüzden bunu en sona yazacaktım ama bir yandan da öncelikle bunu paylaşmak istedim. Her bulduğunuz çirkin kurbağayı "Acaba, bir ihtimal..." diyerek öpmenize gerek yok kızlar! Hadi yine iyisiniz, duvara çarpın! Hem ruhen rahatlama hissi doğurma olasılığı da yüksek. Prense dönüşmezse de kendi kaybeder, hıh.

Külkedisi'nde de kötü kalpli kız kardeşler ayaklarına o meşhur ayakkabı denk gelsin diye dalavere yapıyorlardı. Adı üstünde kötü kalpli bunlar. Dalavere göbek adları yani. Bizim bildiğimiz, ayakkabıyı rahatça giyebilmek için tombik ayaklarını çamaşır suyuna mı koyuyorlardı ya da sıcak suya mı artık, orasını net hatırlamıyorum. Gerçekte olansa tam bir skandal! Tam bir Acun Ilıcalı'nın "Yok artık!" şaşırması. Bu iki tombik ayaklı kardeşten birinin parmakları uzun geliyor ve kendileri gibi kötü kalpli olan anneleri "Prenses olunca onlara ihtiyacın olmayacak, her yere el üstünde taşınarak gideceksin. Kes gitsin!" diyor. Bu Tombik-1 de parmaklarının ayakkabıya sığmayan kısmını kesiyor. Prens de inanıp alıyor Tombik-1'i yola koyuluyor. Yolda Cindirella'nın kuşu prensi uyarıyor, "Prenses o değil" diyor. Prens de ayakkabıyı bir çıkarıyor ki her yer kan revan. Eve geri dönüp Tombik-1'i bırakıyor. "Başka kızınız var mı?" diye soruyor. Olmaz mı canım daha Tombik-2 var sırada tabii. Tombik-2'nin de topuğu fazla geliyor ve annenin dahiyane fikri devam ediyor. Tombik-2 de bu fikre itaat edip topuğunu kesiyor. Prens bu sefer de onu alıp koyuluyor yola. Aynı yerde, aynı kuşa rastlıyorlar ve kuş yine aynı şeyi söylüyor. "Prenses o değil. Geri dönüş ve kızı evine bırakma işleminden sonra zor bela bizim Külkedisi'ni indiriyorlar yukarıki kattan aşağıya. Onun ayağına cuk diye oturuyor ayakkabı. Sonunda bilindiği üzere prens yine bizim Cindirella'ya kalıyor. Allah'ın şaşkın prensi 2-3 gün gördüğü kızın ne yüzünü, ne gözünü, ne sesini hatırlıyor. Elinde ayakkabıyla ev ev gezip prensesini arıyor. Böyle saçmalık olmaz. O prense varılmazdı aslında ama Cindirella aşık olmuş bir kere, yapacak bir şey yok. Gözü kör olmuş bir kere...

Sevgili okurlar on tane masalın orijinalini okudum ama hepsinden bahsetmem mümkün değil. Dediğim gibi diğer masalları dilediğinizce araştırıp orijinallerine ulaşabilirsiniz kolaylıkla. Enteresan bilgiler, insan on yıllarca başka şekilde duymaya alışınca garipsiyor biraz ama birkaç masaldan sonra şaşırmıyorsunuz artık.

Bu haftayı da diğer haftalarda olduğu gibi güzel bir şarkıyla kapatıyoruz sevgili okurlar. Gaflete düşüp de "Prensesler gibiydim ben baba evinde" falan demeyeceğim yani, rahat olun. Nim Sofyan'ın yorumuyla "Senden Bana Yar Olmaz" şarkısını dinlemenizi öneriyorum. Çok beğenerek dinlediğim bir yorum. Şarkının bir kısmını da aşağıya yazıyorum. Haftaya yine ve yeniden aynı sayfada buluşalım! Hoşçakalın sevgili okurlarım!

"Senden bana yar olmaz,

olsa vefakar olmaz.

Kışa çevirme yazımı,

çalıp dinletme sazımı,

küstürüp sen al nazımı,

Yaralıyam yaralı.

Her ağaçta bar olmaz,

seven bahtiyar olmaz..."