Ferhat CİRİT

''Bana Ancak Sabahları Telefon Edebilirsiniz.''

24 Aralık 2017, Pazar

     

Siz hiç Paris’e gittiniz mi? Ben her gece gidiyorum. Evet her gece yarısı Paris’te şöyle 16 dakika 57 saniye dolaşır dönerim yatağıma. Vatansız Ricardo önümden geçer tanımaz beni. Dona-Maria ile laflarım saatlerce. Saint - Michel’de bir talebe kahvesinde yalnız başıma otururum, Marsilya’da bir akşam soğuktan tir tir titrerim ve en son Eiffel’in dibinde durup camlardan bakınca Paris’in damlarını görürüm. Hayatımın en önemli, en güzel şiirini paylaşacağım sizlerle. Şiirimizin adı: Kaptan -ki Attila İlhan’ın lakabıydı Kaptan- Büyük şair, Kaptan şiiriyle ile hiç gidip görmemiş olsanız da Paris’in sokaklarında karış karış gezdirir sizi. Öyle bir anlatır ki şimdi Paris’e yolunuz düşe st. Vincent de Paul Kilisesi’ni, Concorde’u, Faubourg saint – Denis’i kimseye sormadan bulabilirsiniz neredeyse. Hem zorlanırsanız buraları bulmakta bir kolunuza Pablo -hani konuştuğu zaman Fransız sandığımız- bir kolunuza da Mırç girer adım adım dolaştırır sizi Paris’in puslu akşamlarında ve Sacre-coeur’de armonik çalar, Seine kıyısında sarhoş bir hayal de kurarsınız üçünüz belki.

Attila İlhan bu şiiri ne yaşadı da yazdı hayretler içinde kendi sesinden dinler ve düşünürüm her gece yarısı. Kendisinden başkası bu şiiri bu kadar ustaca yorumlayamaz asla ikna olmam bu konuda. Bu şiirle 2-3 yıl önce tanıştım ben ne yazık ki geç ulaştım. Ancak o zamanlar bu kadar sık dinlemiyordum. 5 bölümden oluşan bu şiir, şairin en muazzam, en dokunan şiiri bana kalırsa. Kaptan’daki Attila İlhan’ın Zehra’sını hayatımdaki Zehra’ya kondururum kaptan ise ben olur ona anlatırım. Paris’in göklerinden uzanıp bir yıldız kopartır kırmızı bir karanfilmiş gibi yıldızı saçlarına takarım. O da sağ olsun dinler beni bıkmadan.

Keder veren bir şiir aslında Kaptan. Çok derin, can yakan bir şiir ama tanışın yine de. İhtiyaç duyuyor insan bu duygulara bazen bilirsiniz. Yalnızlıktan da kurtulup yalnız kalmak, saadetin ıstırap çekmek olduğunu keşfetmek isteyenlere ve de kendine yetmeyenlere iyi gelecek terapi gibi bir şiir.

Ee çok bahsettik şiirden sevdiğim bölümünü paylaşmadan geçmeyelim.

 

Benim bu çektiklerimi bir çocuk var ki anlıyor

kendimi yerden yere vuruşurumu içimdeki zehri

bir çocuk var ki anlıyor benim gibi kahroluyor

odasında şiirlerim fukara mumlar gibi yanıyorlar

sen o çocuk değilsin sen artık çocuk değilsin

dudakların eskisi gibi beyaz değiller biliyorsun

sen gözlerini kaybettin gözlerini gözlerini bunu biliyorsun

ben ki yaşadıklarımı büyük dinler gibi yaşıyorum

sen artık bir din değilsin bunu biliyorsun.

 

Çok tutkulu ama sevdiğini öldürmek için çareler de tasarlatan bir aşkı sahici bir Kaptan gibi tükürmüş büyük usta.

Maviciler akımının sağlam ögelerini barındıran bu şiir Atilla İlhan’ın başyapıtı kesinlikle. Bu yazdıklarım Kaptan’ın bende uyandırdıklarıydı. Yağmurlu geceleri yaşadığımız şu zamanlarda geçin pencerenin yamacına ve kendi sesinden dinleyin ustayı bakalım siz neler bulacaksınız bu şiirde.

Yazımı burada bitirirken Attila İlhan'a ve bu şiiri benim için daha da anlamlı kılan, her gece benimle Austerlitz Garı’na gelen Zehra’ma ve ‘’Allahsız gözleri’’ne teşekkürlerimi sunuyorum.