Ferhat CİRİT

''ÖYLE DEĞİL Mİ DOKTOR ?''

10 Aralık 2017, Pazar

     

29 Ocak 1860’ta Rusya’nın Tarangog şehrinde büyük bir öykücü doğdu. Çok sonraları kendisini ortaokul sıralarında Dünya Edebiyatı’nın en ünlü durum öykücüsü olarak tanıdı bizim coğrafya onu. Anton Pavloviç Çehov’dan söz ettiğimi ilgisi olanlar ikinci cümlemden, hastası olanlar da ilk cümleden sezmiştir diye düşünüyorum. Evet, size bugün bu Doktordan bahsedeceğim. Hayatımın en önemli yazarını anlatmaktan çekiniyordum aslında. Onu ifade edememekten korkuyordum ama bunları okuduğunuza göre yapmış bulunduk bir hata. Neyse başlayalım hadi. Onunla tanışmam birazcık geç oldu aslında üniversite birinci sınıfta boş vaktimin olduğu bir zamanlardan birinde rafta duran bir öykü kitabını elime almamla başladı her şey. Okudum okudum sonra bir öykü daha sonra bir tane daha bir tane daha derken iyiden iyiye çekip aldı beni içine. Çehov’da beni en çok etkileyen şey 200 yıl önce yazdığı öyküyü benim dün yaşamış olmamdı. Bu güncellik Shakespeare’de de vardır. Onu da ayrı bir gün konuşuruz.

Çehov bilindiği üzere bir durum anlatır. Yaşamdan bir kesiti öyle bir sunar ki size hiç ama hiç yabancılık çekmezsiniz.Anlattığı o upuzun isimli sonu ‘Viç’ ile ‘Ova’ ile biten karakter bir bakmışsınız düpedüz sizsiniz. Çoğu kez orta sınıfın ve yoksulların öyküsünü tattırır bize Çehov. Aristokrat kesimi de sever anlatmayı ama dönemin Rus mesleği memurluğu başka bir sever. Asıl mesleği doktorluk olduğu için toplumun her kesiminden insanlarla haşır neşir olmasından ötürü herkes nasibini almıştır onun güçlü kaleminden. Yoksulluğu, devlet işlerini, ikili ilişkileri çok bilir. Genelde derin bir iç çektirir size onun kaleminden dökülenler ama bazen de gülümsetir. Laf aramızda gözleri doldurduğu da olmuştur.

Çehov hayatın sıradanlığını başka bir gözle görmemizi sağlayan bir yazar. Trajediyi dibine kadar yaşatır ve vurur yüzümüze bir tokat gibi. Karmaşık görünen durumları küçücük bir öyküsüyle aydınlatır ve bazen ufuk da açar. İnsanı dinginleştirir. İnsan ilişkilerinde yapmış olduğumuz hatalarımızı ‘’Senin de böyle yaptığını, bugün böyle davrandığını biliyorum.’’ der gibi hatırlatır ve utandırır bizi.

Öykücülüğünün yanında oyun yazarıydı Çehov. Pek çok oyun yazdı. Martı, Vişne Bahçesi, Vanya Dayı gibi bilindik oyunlarını duymuşsunuzdur. Onun oyun yazarlığıyla ilgili bir hikaye anlatılır. Dostu olan Tolstoy, Çehov’un yazdığı oyunlar hakkında acımasız bir yorum yapmıştır. Çehov şöyle anlatmış hikayeyi : “Hastalık yüzünden elden ayaktan kesilmiş durumdaydı. Yazılarım hakkında konuştuk. Nihayetinde veda etmek üzereyken, beni öpmek istedi. Ona doğru eğilirken, kulağıma fısıldadı:"Oyunlarını hiç beğenmiyorum. Shakespeare kötü bir yazardı, ama sen ondan da kötüsün.”

Edebiyata dair çok önemli bir anekdot bana kalırsa, gülümseten cinsten.

 

Gelelim Çehov’un sinemaya katkısına. Ünlü Rus yönetmen Andrei Tarkovsky’i derinden etkileyen bir yazardı Çehov. Onun filmlerinde bizim doktorun etkilerini çokça bulmak mümkün. Fakat benim Tarkovsky’den çok dikkati çekmek istediğim kişi ödüllü yönetmenimiz Nuri Bilge Ceylan ve de ondaki Çehov izleri… İyi bir Çehov okuru olduğumu düşündüğüm için rahatlıkla diyebilirim ki ben Bilge kadar Çehov’u anlayan başka birini henüz tanımadım. Nuri Bilge’nin filmlerinde Çehov izleriz adeta. Yönetmenin Bir Zamanlar Anadolu’da ve Kış Uykusu filmlerinde Çehov’un öyküleri beyaz perdede çıkar karşımıza. Bir zamanlar Anadolu’da filminde Çehov’u asıl mesleği olan doktor karakteriyle görürüz. Oradaki doktor da Çehov gibi gözlemleyen, çözümleme yaparcasına insanları, olayları izleyen bir karakterdir. Filmde doktorun vurucu bir monologu var paylaşmadan geçemeyeceğim.

‘İğde beline yağmur yağıyor. Yağsın! Yüzyıllardır yağıyor, ne fark eder? Fakat bundan sadece 100 yıl sonra bile Arap, ne sen ne ben ne savcı ne komiser… Hani şairin dediği gibi; yine yıllar geçecek ve geriye benden bir iz kalmayacak, yorgun ruhumu karanlık ve soğuk kuşatacak.’

Nuri Bilge, hayatındaki ve filmlerindeki Çehov etkisini çokça belli eder. Bunu kendisi de her fırsatta söyler zaten. “Çehov hayatı bambaşka bir şekilde görmemi sağladı. Bence o, varlığımızın trajik boyutunu çok derin bir şekilde hissediyor ve anlatılması esasında mümkün gözükmeyen olayları çok basit bir şekilde anlatmayı başarıyor.” Başarılı yönetmen, söylediği bu sözle pek de güzel özetlenmiş Çehov’un hayata kattığı anlamı.

Sözün kısası henüz tanışmadıysanız Anton Pavloviç Çehov ile ısrarla söylüyorum ilk fırsatta gidin edinin bir öykü kitabını. Yaşamınızı biraz olsun daha anlamlı kılacaktır.

Bu değerli yazarın güzel bir sözüyle bitireyim yazımı.

‘’Hayatınızın sonuna kadar yaşamadıkça talihinizden şikayet etmeyin.’’