Av. Damla SEZEN
av.damlasezen@gmail.com

İŞ HUKUKU DAVALARINDA ZORUNLU ARABULUCULUK DÖNEMİ

20 Ekim 2017, Cuma

     

Değerli Okurlar;

İlk yazıma göstermiş olduğunuz ilgi ve iyi dilekleriniz için hepinize teşekkürlerimi sunuyorum. Bu yazımda sizlere geçtiğimiz günlerde TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaşan İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı ve bu yasa ile getirilen “dava şartı olarak arabuluculuk” kurumundan genel hatlarıyla söz edeceğim. Kısa süre içerisinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi beklenen kanunla getirilen bu değişiklik hepimizi yakından ilgilendirmekle birlikte özelikle "dava şartı olarak arabuluculuk" kurumunun ilk kez yasalaştırılması nedeniyle büyük önem arz ediyor. Peki “dava şartı olarak arabuluculuk” ne demek?

 

• Dava şartı olarak arabulucuya başvurma zorunluluğu nedir?

İş Mahkemeleri Kanunun 3. Maddesi’nde; bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı davaları ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmasının dava şartı olarak düzenlenmesiyle bahsi geçen uyuşmazlıklara ilişkin dava açmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu hale getirilmiştir. Yani kanunun uygulanmaya başlandıktan sonra işçiler için kıdem, ihbar, fazla mesai, yıllık izin gibi tüm işçilik alacaklarına; işverenler için ise alacak ve tazminat taleplerine ilişkin uyuşmazlıklar öncelikle arabulucu vasıtasıyla çözülmeye çalışılacak.

Dava şartı tanımsal olarak bir davanın sürdürülebilmesi için varlığı zorunlu olan koşullardır. Dava şartı olarak arabulucuya başvurma zorunluluğu sonradan eksikliği tamamlanabilen dava şartlarından olmaması sebebiyle bu kanun hükmüne uyulmadan yani arabulucuya başvurulmadan dava açılması halinde mahkeme tarafından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilecektir.

 

• Arabulucu kimdir?

Hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde alternatif yol sunma amacıyla düzenlenen 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’ndaki tanımıyla arabulucu; “sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız, Bakanlıkça düzenlenen arabulucular siciline kaydedilmiş bulunan gerçek kişi” dir.

Ancak bahsettiğim 6325 Sayılı Kanun’undaki 3. Madde ile taraflar arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbest bırakılmıştır. İlk defa yazımıza konu kanuni düzenleme ile tarafların arabulucuya başvurması zorunlu kılınmıştır.

 

• Arabulucuya başvuru ve arabulucunun ataması nasıl yapılacak?

Öncelikle arabulucuya başvuracak kişi, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna başvurusunu gerçekleştirecektir. Burada karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerine de bu başvuru yapılabilir. Arabuluculuk bürosu olmayan yerlerde ise görevlendirilecek yazı işleri müdürlüğüne başvuru yapılacaktır.

Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları halinde bu arabulucu görevlendirilir.

 

• Arabulucu başvuruyu ne kadar sürede sonuçlandıracak?

Yargıdaki yükün azaltılmasının yanında uyuşmazlığın kısa sürede çözümlenmesi de maddeden beklenen yararlar arasında yer alıyor. Bu duruma yönelik olarak kanunda, arabulucunun yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırmasını hükme bağlamıştır. Bu süre zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir.

Taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması, yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılamaması hallerinden herhangi biri gerçekleşmesi halinde de arabulucu “son tutanağı” düzenleyerek durumu Arabuluculuk Bürosu’na bildirecektir.

 

• Arabuluculuk ücreti nasıl belirleniyor?

Arabuluculuk faaliyetinin anlaşma ile sona ermesi halinde Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenecek arabuluculuk ücreti taraflarca eşit olarak paylaşılacaktır. Ancak bu kuralın taraflarca değiştirilmesi ve kim tarafından ödeneceğinin düzenlenmesi mümkündür.

 

Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamaması halinde ise ilk iki saatlik ücret tutarı hazine tarafından ödenecek olup görüşmeler iki saatten fazla sürmüş ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret, yine aksi kararlaştırılmadıysa taraflarca eşit olarak ödenecektir. 2017 yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesine göre görüşmeler saat başı 120,00TL + KDV olarak ücretlendirilmektedir.

 

• Arabulucu vasıtasıyla uyuşmazlık çözülemez ise ne olacak?

Arabuluculuk vasıtasıyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda anlaşmaya varılamadığına ilişkin tutanak aslı ve arabulucu tarafından onaylanmış sureti dava dilekçesine eklenerek dava açılacak. Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmakla birlikte anlaşmaya varılmadığına ilişkin tutanak dava dilekçesine eklenmez ise mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için bir haftalık kesin süre verilecek, bu süre içerisinde tamamlanmaması halinde davanın usulden reddine karar verilecektir.

 

• Arabulucuya başvurma zorunluluğu hangi halleri kapsamıyor?

Burada önemli bir husus ise arabulucuya başvurma zorunluluğun hangi halleri kapsamadığı, hangi hallerin kapsam dışı bırakıldığıdır. Aynı kanunun üçüncü fıkrasında iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili rücu davaları, arabuluculuğa başvurma zorunluluğu kapsamı dışında tutulmuş olup bu hallerde doğrudan dava açılması mümkündür.

 

Bu yazımda sizlere dava şartı olarak arabuluculuk kurumunu ve işleyişini genel hatlarıyla anlatmaya çalıştım. Daha birçok detay içermekle birlikte sonuç olarak; İş ve Sosyal Güvenlik hukukumuza getirilen önemli bir düzenleme olan “dava şartı olarak arabuluculuk” kurumu, kanaatimce İş mahkemelerindeki yargı yükünü önemli ölçüde azaltacak olsa da buradaki arabuluculuk faaliyetinin yalnızca dava açabilmek için bir araç olarak kullanılmayıp etkin bir rol oynayarak uzlaşmanın sağlanması adına amaç olması gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta Cicero’nun dediği gibi; “En kötü barış, en haklı savaştan daha iyidir.”

Adaletin güneşi hep üzerinizde olsun!