Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, hakkında yürütülen soruşturmalarda 11 aydır iddianame hazırlanmamasına tepki gösterdi. Günel, avukatlarının ev ve bürolarında gerçekleştirilen arama ve el koyma işlemlerinin savunma hakkını hedef aldığını savundu.
Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, hakkında yürütülen soruşturma süreçlerine ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Soruşturmalarda yaklaşık 11 aydır iddianame hazırlanmadığını belirten Günel, uzun tutukluluk süreçlerinin yanı sıra avukatları Av. Umut Yaşar ve Av. Ezgi Tezcan Yaşar hakkında verilen gözaltı kararları ile bürolarında gerçekleştirilen arama ve el koyma işlemlerine tepki gösterdi. Günel, yaptığı yazılı açıklamalarda soruşturma süreçlerinin toplumsal vicdanı yaraladığını savunurken, özellikle avukatlık bürolarında gerçekleştirilen işlemlerin savunma hakkı açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
"BU DÜZEN, MADDİ GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARMAZ"
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Günel, "Devletin vicdanı, merhamettir. Merhamet duygusunu ne zaman kaybettiniz! İşinde gücünde masum insanları, iftira beyanlarıyla toplayıp, savcılıkta ifade bile almadan tutukladınız. Aslında tutuklamak için aldınız. Torba soruşturma sistemiyle, bir türlü 11 aydır hazırlanmayan iddianame süreciyle, 'ne çıkarsa bahtımıza' denilerek, hangi adalet duygunuz örseleniyor? Tutuklama peşin cezaya, medeni işkenceye dönüştürülmüştür. Özgürlüklerinden, ailelerinden, işlerinden koparılan insanlar, 'iftira at ve çık' düzeniyle; onuruyla, özgürlükleri arasına sıkıştırılmaktadır. Bu düzen, maddi gerçekleri ortaya çıkaramaz. Ancak maddi gerçekleri baskılar o kadar. Adaleti geciktirir. Vicdanları yaralar, merhameti yok eder. Terörsüz Türkiye süreci ile toplumsal barış ve adalet tesis edilmeye çalışılırken, hukuka aykırı soruşturma süreçleri; ömrü boyunca devletine, vatanına, milletine hizmet etmiş insanları lekeliyor. Adalete ve barışa olan samimi güveni sarsıyor. Bu haksızlığa, hukuksuzluğa son verin!" diyen günel paylaşımın ardından bir açıklama daha yaptı.
Savunma hakkının baskınla gasp edildiğini vurgulayan Günel, "Avukatlarım hakkında verilen gözaltı kararlarını ve bürolarında gerçekleştirilen arama işlemlerini endişeyle öğrenmiş bulunuyorum. 7 Ağustos’ta avukatlarım Av. Umut Yaşar ve Av. Ezgi Tezcan Yaşar hakkında verilen gözaltı kararının ardından, avukatlık bürolarında gerçekleştirilen arama ve el koyma işlemleriyle savunma hakkımın doğrudan hedef alındığı apaçık ortadadır. Savunma hakkının etkin şekilde kullanılabilmesi, avukatların görevlerini bağımsız ve güvence altında yerine getirebilmelerine bağlıdır. Avukatlarımın ev ve bürolarında yapılan aramalar ile dosyalara el konulması, yalnızca onları değil, temsil ettikleri müvekkillerin savunma haklarını da doğrudan etkilemektedir. Avukatlık bürosunda yapılan aramada, aralarında şahsıma ait dava dosyalarının da bulunduğu müvekkil dosyalarına el konulduğu, dosyaların adedi, numarası ve içeriğinin ise tutanaklara açık biçimde geçirilmediği belirtilmektedir. Üstelik 'Aydın Barosu'nun açıklamasına göre, arama işlemleri için Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığınca Baro Başkanlığı’ndan bir talepte bulunulmadığı ifade edilmiştir. Dolayısıyla Aydın Barosu Başkanlığınca bir görevlendirme yapılmadığı açıktır.' Oysa avukat bürolarındaki aramalar için CMK 130 açık güvenceler getirmektedir.
Bir avukatın mesleki faaliyetleri nedeniyle özgürlüğünü kısıtlayan tedbirlere maruz bırakılması ve avukat-müvekkil ilişkisinin zarar görmesi kabul edilemez. Avukatımın bürosuna girip benim savunmamı içeren dosyalara el koymak, yalnızca bir arama işlemi değildir. Bu, savunma hakkıma müdahaledir, gasptır. Türkiye Barolar Birliği’ni ve ilgili baroları, savunma hakkının ve avukatlık mesleğinin güvencelerinin korunması adına süreci Adalet Bakanlığı dahil her türlü alanda gerekli girişimlerde bulunmaya ve takip etmeye davet ediyorum. Ben bir hukukçu olarak şunu çok iyi biliyorum, Avukat-müvekkil arasındaki gizlilik, savunmanın temelidir. Avukatın elindeki dosyaya el koyduğunuzda yalnızca bir evrağı değil, müvekkilin savunma hakkını da riske atarsınız. Savunmanın susturulmasına yönelik sonuçlar doğurabilecek her türlü uygulama, adil yargılanma hakkı bakımından ciddi kaygılar yaratmaktadır" ifadelerine yer verdi. (İSLAM KELEŞ)
Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, hakkında yürütülen soruşturmalarda 11 aydır iddianame hazırlanmamasına tepki gösterdi. Günel, avukatlarının ev ve bürolarında gerçekleştirilen arama ve el koyma işlemlerinin savunma hakkını hedef aldığını savundu.
Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, hakkında yürütülen soruşturma süreçlerine ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Soruşturmalarda yaklaşık 11 aydır iddianame hazırlanmadığını belirten Günel, uzun tutukluluk süreçlerinin yanı sıra avukatları Av. Umut Yaşar ve Av. Ezgi Tezcan Yaşar hakkında verilen gözaltı kararları ile bürolarında gerçekleştirilen arama ve el koyma işlemlerine tepki gösterdi. Günel, yaptığı yazılı açıklamalarda soruşturma süreçlerinin toplumsal vicdanı yaraladığını savunurken, özellikle avukatlık bürolarında gerçekleştirilen işlemlerin savunma hakkı açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
"BU DÜZEN, MADDİ GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARMAZ"
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Günel, "Devletin vicdanı, merhamettir. Merhamet duygusunu ne zaman kaybettiniz! İşinde gücünde masum insanları, iftira beyanlarıyla toplayıp, savcılıkta ifade bile almadan tutukladınız. Aslında tutuklamak için aldınız. Torba soruşturma sistemiyle, bir türlü 11 aydır hazırlanmayan iddianame süreciyle, 'ne çıkarsa bahtımıza' denilerek, hangi adalet duygunuz örseleniyor? Tutuklama peşin cezaya, medeni işkenceye dönüştürülmüştür. Özgürlüklerinden, ailelerinden, işlerinden koparılan insanlar, 'iftira at ve çık' düzeniyle; onuruyla, özgürlükleri arasına sıkıştırılmaktadır. Bu düzen, maddi gerçekleri ortaya çıkaramaz. Ancak maddi gerçekleri baskılar o kadar. Adaleti geciktirir. Vicdanları yaralar, merhameti yok eder. Terörsüz Türkiye süreci ile toplumsal barış ve adalet tesis edilmeye çalışılırken, hukuka aykırı soruşturma süreçleri; ömrü boyunca devletine, vatanına, milletine hizmet etmiş insanları lekeliyor. Adalete ve barışa olan samimi güveni sarsıyor. Bu haksızlığa, hukuksuzluğa son verin!" diyen günel paylaşımın ardından bir açıklama daha yaptı.
Savunma hakkının baskınla gasp edildiğini vurgulayan Günel, "Avukatlarım hakkında verilen gözaltı kararlarını ve bürolarında gerçekleştirilen arama işlemlerini endişeyle öğrenmiş bulunuyorum. 7 Ağustos’ta avukatlarım Av. Umut Yaşar ve Av. Ezgi Tezcan Yaşar hakkında verilen gözaltı kararının ardından, avukatlık bürolarında gerçekleştirilen arama ve el koyma işlemleriyle savunma hakkımın doğrudan hedef alındığı apaçık ortadadır. Savunma hakkının etkin şekilde kullanılabilmesi, avukatların görevlerini bağımsız ve güvence altında yerine getirebilmelerine bağlıdır. Avukatlarımın ev ve bürolarında yapılan aramalar ile dosyalara el konulması, yalnızca onları değil, temsil ettikleri müvekkillerin savunma haklarını da doğrudan etkilemektedir. Avukatlık bürosunda yapılan aramada, aralarında şahsıma ait dava dosyalarının da bulunduğu müvekkil dosyalarına el konulduğu, dosyaların adedi, numarası ve içeriğinin ise tutanaklara açık biçimde geçirilmediği belirtilmektedir. Üstelik 'Aydın Barosu'nun açıklamasına göre, arama işlemleri için Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığınca Baro Başkanlığı’ndan bir talepte bulunulmadığı ifade edilmiştir. Dolayısıyla Aydın Barosu Başkanlığınca bir görevlendirme yapılmadığı açıktır.' Oysa avukat bürolarındaki aramalar için CMK 130 açık güvenceler getirmektedir.
Bir avukatın mesleki faaliyetleri nedeniyle özgürlüğünü kısıtlayan tedbirlere maruz bırakılması ve avukat-müvekkil ilişkisinin zarar görmesi kabul edilemez. Avukatımın bürosuna girip benim savunmamı içeren dosyalara el koymak, yalnızca bir arama işlemi değildir. Bu, savunma hakkıma müdahaledir, gasptır. Türkiye Barolar Birliği’ni ve ilgili baroları, savunma hakkının ve avukatlık mesleğinin güvencelerinin korunması adına süreci Adalet Bakanlığı dahil her türlü alanda gerekli girişimlerde bulunmaya ve takip etmeye davet ediyorum. Ben bir hukukçu olarak şunu çok iyi biliyorum, Avukat-müvekkil arasındaki gizlilik, savunmanın temelidir. Avukatın elindeki dosyaya el koyduğunuzda yalnızca bir evrağı değil, müvekkilin savunma hakkını da riske atarsınız. Savunmanın susturulmasına yönelik sonuçlar doğurabilecek her türlü uygulama, adil yargılanma hakkı bakımından ciddi kaygılar yaratmaktadır" ifadelerine yer verdi. (İSLAM KELEŞ)