• 7 Temmuz 2026, Salı 12:58

Zeybek artık sadece oynanmıyor; bedenin hafızasında yeniden doğuyor

Aydın'ın simgelerinden Zeybek kültürü, ilk kez beden hafızası ve çağdaş dans ekseninde bilimsel olarak incelendi. Uluslararası hakemli bir dergide yayımlanan araştırma, Zeybek'in yalnızca bir halk oyunu değil, kuşaktan kuşağa beden aracılığıyla aktarılan yaşayan bir kültürel miras olduğunu ortaya koydu.

Aydın denildiğinde akla gelen en önemli kültürel değerlerden biri olan Zeybek, bu kez folklor ve müziğin ötesinde farklı bir bakış açısıyla ele alındı. Yıldız Teknik Üniversitesi'nde hazırlanan ve uluslararası hakemli Eurasian Art & Humanities Journal'da yayımlanan akademik çalışma, Zeybek kültürünün insan bedeninde ve hafızasında yaşamaya devam ettiğini bilimsel yöntemlerle ortaya koydu. Selim Özyol tarafından hazırlanan, Doç. Dr. Sernaz Demirel danışmanlığında yürütülen araştırma, "KÖK" adlı performans üzerinden Zeybek dansının beden hafızasındaki izlerini inceleyerek kültürel mirasa farklı bir perspektiften yaklaşıyor.

ZEYBEK YALNIZCA EZBERLENEN FİGÜRLERDEN OLUŞAN BİR DANS DEĞİL 

Yıllardır özgürlüğün, cesaretin ve efe ruhunun simgesi olarak görülen Zeybek, bugüne kadar daha çok halk oyunları, folklor ve müzik yönüyle araştırıldı. Ancak bu çalışma, farklı bir soruya odaklandı: "Bir insanın bedeni, çocukluğunda öğrendiği Zeybek'i yıllar sonra da taşımaya devam eder mi?"

Araştırmanın ulaştığı sonuçlara göre Zeybek, yalnızca ezberlenen figürlerden oluşan bir dans değil. Çocukluk yıllarında öğrenilen duruş, ritim, toprağa basış, yürüyüş, bakış ve yaşam biçimi, insan bedeninde hafızaya dönüşerek yıllar boyunca varlığını sürdürüyor. Çalışmada kültürel mirasın yalnızca yazılı kaynaklar ya da görsel kayıtlarla değil, insan bedeni aracılığıyla da kuşaktan kuşağa aktarılabildiği vurgulanıyor.

ARAŞTIRMANIN TEMELLERİNDE ÇOCUKLUK ANILARI BULUNUYOR

Araştırmanın dikkat çeken yönlerinden biri de gerçek yaşam deneyimlerinden beslenmesi oldu. Araştırmacı Selim Özyol, çocukluk yıllarını pamuk tarlalarında geçirdiğini, sulama yaptığı dönemlerde yanında bulunan dayısının ıslık çalarak Zeybek oynadığını ve bu kültürün içinde büyüdüğünü aktarıyor. Yıllar sonra çağdaş dans eğitimi sırasında gerçekleştirdiği doğaçlama çalışmalarında çocukluk anılarının, toprağın kokusunun, rüzgârın sesinin, traktör uğultusunun ve dayısının oynadığı Zeybek'in beden hafızasında yaşamaya devam ettiğini fark eden araştırmacı, bu deneyimi bilimsel bir çalışmaya dönüştürdü.

"KÖK" PERFORMANSI KÜLTÜREL HAFIZAYI SAHNEYE TAŞIYOR

Araştırma kapsamında hazırlanan yaklaşık beş dakikalık "KÖK" performansı da çalışmanın önemli parçalarından birini oluşturuyor. Performansta kullanılan ceket, toprak, kürek, sesler ve hareketlerin tamamı çocukluk anılarından ilham alıyor. Araştırmacının dayısına ait ceket ise yalnızca bir kostüm olarak değil; kültürel mirasın, hafızanın, kaybın ve kuşaklar arası aktarımın sembolü olarak sahnede yer alıyor. Performans boyunca beden, geçmiş ile bugün arasında görünmeyen bir bağ kurarak kültürel belleğin izlerini görünür hale getiriyor.

ÇAĞDAŞ DANS İLE ZEYBEK ARASINDA YENİ BİR BAKIŞ AÇISI 

Araştırmada özellikle vurgulanan noktalardan biri de çalışmanın Zeybek'i değiştirmeyi ya da çağdaş dansa dönüştürmeyi amaçlamadığı oldu. Bunun yerine çağdaş dansın araştırma yöntemlerinden yararlanılarak Zeybek kültürünün özüne daha derinlemesine ulaşılabileceği ifade ediliyor. Çalışma, yeni bir Zeybek anlayışı oluşturmayı değil, mevcut kültürel mirası beden üzerinden yeniden anlamayı hedefliyor. Araştırmaya göre hareket temelli çalışmalar sayesinde bireyler kendi kültürel kökleriyle yeniden bağ kurabiliyor.

AYDIN'IN KÜLTÜREK MİRASI AÇISINDAN NEDEN ÖNEM TAŞIYOR?

Çalışma özellikle Aydın açısından önemli bir değer taşıyor. Çünkü çalışma, Zeybek'in yalnızca sahnelerde sergilenen bir halk oyunu olmadığını; bu topraklarda yaşayan insanların hafızasını, karakterini ve yaşam biçimini şekillendiren temel kültürel unsurlardan biri olduğunu bilimsel verilerle ortaya koyuyor. Efe kültürünün merkezi kabul edilen Aydın'da uzun yıllardır sürdürülen halk oyunları çalışmaları, festivaller ve kültürel etkinlikler dikkate alındığında araştırma, Zeybek kültürünün korunmasının yalnızca figürlerin öğretilmesiyle sınırlı kalmaması gerektiğine işaret ediyor. Çalışmada korunması gereken asıl unsurun; duruş, tavır, aidiyet duygusu, yaşam biçimi ve kültürel hafızanın kendisi olduğu vurgulanıyor.

KÜLTÜREL MİRASIN GELECEĞİNE YENİ BİR PERSPEKTİF SUNUYOR

Ortaya koyduğu yaklaşım yalnızca Zeybek kültürü için değil, Anadolu'nun diğer geleneksel kültürleri açısından da yeni bir bakış açısı sunuyor. Bilimsel çalışma, kültürel mirasın yalnızca arşivlenerek değil; yaşayarak, hissederek ve beden aracılığıyla gelecek kuşaklara aktarılabileceğini ortaya koyuyor. Bu yönüyle "KÖK" çalışması, kültürel değerlerin korunmasına ilişkin yeni bir araştırma modeli olarak dikkat çekiyor. (HABER MERKEZİ)

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.