Düzenlemeler
2026-02-25 15:52:00
Aydın’da sağlık mrkezinde kriz: "Bireysel mağduriyet değil, kamusal yaradır"
Aydın Efeler ilçesinde görev yapan bir kadın aile hekimine yönelik mobbing iddiaları sonrası, Doktor Eralp Atay ve Doktor Mesut Amanak dün itibariyle açığa alındı. Avukat Berk Haykır, bugün yaptığı açıklamada, olayın yalnızca idari bir uyuşmazlık olmadığını, hekimlerin onurunun ve emeğinin hedef alındığını vurgulayarak, "Toplum önünde zan altında bırakılması yalnızca bireysel bir mağduriyet değil, kamusal bir yaradır" dedi.
Efeler ilçesi Mimar Sinan Mahallesi’nde bulunan 26 No’lu Aile Sağlığı Merkezi, kadın aile hekimine yönelik mobbing iddialarıyla gündeme geldi. İddiaya göre, merkezin mevcut doktorları Eralp Atay ve Mesut Amanak, yeni atanan kadın hekime çeşitli engeller çıkardı. Olayda öne çıkan uygulamalar arasında, kadın doktorun odasının elektrik ve internet bağlantısının kesilmesi, tuvalet kapılarının kilitlenmesi ve kan alma odasının kullanıma kapatılması yer aldı. Bu durum, merkeze kayıtlı yaklaşık bin 400 hastanın sağlık hizmeti almasını engelledi.
Olayın ardından Aydın Valiliği ve Aydın İl Sağlık Müdürlüğü sürece müdahil oldu. Kadın doktorun eğitimde olduğu gün hizmet verilmemesi tespit edilince, iki doktor hakkında idari işlem başlatıldı. Yapılan incelemelerin ardından, Doktor Eralp Atay ve Doktor Mesut Amanak, dün Aydın Valiliği kararıyla açığa alındı.
"HASTAYA KARŞI HİSSEDİLEN SORUMLULUĞUN ÜRÜNÜDÜR"
Olayla ilgili açıklama yapan avukat Berk Haykır, şu şekilde konuştu:
"Son günlerde Aydın ilinde yaşanan ve aile hekimliği pratiğini doğrudan etkileyen bir hukuki ihtilaf üzerinden; gerçeklerden kopuk, belgeye dayanmayan ve hekimleri hedef alan bir algı dili üretilmeye çalışıldığını üzülerek takip ediyoruz. Bu süreçte yalnızca bir idari uyuşmazlık değil; hekimlik mesleğinin onuru, emeğin değeri, hukukun koruması gereken insan kimliği tartışma konusu hâline getirilmiştir. Unutulmamalıdır ki söz konusu olan kişiler; sadece bir dava dosyasının tarafı değil, aynı zamanda hastalarından koparılmış, mesleğini icra etmesi engellenmiş, toplum nezdinde peşinen suçlu gibi gösterilmiş hekimlerdir. Aile hekimliği sistemi, mevzuat gereği, kamu hizmetinin fiziki altyapısının önemli bir bölümünü hekimin kişisel emeği ve maddi katkısı ile kurduğu bir modeldir. Bu kapsamda birçok hekim; inşaat hâlindeki binaları, kendi imkânlarıyla, kendi cebinden harcayarak, aylar süren emekle kamu hizmeti sunulabilir hâle getirmektedir. Bu emek; bir kazanç hesabının değil, mesleğe duyulan saygının, hastaya karşı hissedilen sorumluluğun ürünüdür. Ne var ki bugün gelinen noktada; bu emeği görünmez kılan, hukuki uyuşmazlığı çarpıtan, rakamlar ve niyet isnatları üzerinden hekimleri zan altında bırakmaya çalışan bir dil dolaşıma sokulmaktadır "
"SADECE BİREYSEL MAĞDURİYET DEĞİL, KAMUSAL BİR YARADIR"
'Elden para', 'bit yeniği', 'gizli pazarlık' gibi ifadelerin belgeye dayanmayan, hukuki karşılığı olmayan, ancak itibarı zedeleyici ve yaralayıcı söylemler olduğunu kaydeden Haykır, "Bu tür söylemler; sadece kişileri değil, toplumun hekimlik mesleğine duyduğu güveni de hedef almaktadır. Burada altını özellikle çizmek isteriz: Devam eden bir hukuki süreç varken, mahkemeler konuşmadan, deliller değerlendirilmeden, hekimler hakkında peşin hüküm içeren ifadeler kullanmak; masumiyet karinesini, hukuk devleti ilkesini ve insan onurunu zedelemektedir. Hekimler, bu ülkede yalnızca tanı koyan ve reçete yazan kişiler değildir. Onlar aynı zamanda; en zor koşullarda dahi kamu hizmetini ayakta tutan, çoğu zaman sessiz kalan, ama her zaman sorumluluk alan meslek mensuplarıdır. Bir hekimin; hastasından uzaklaştırılması, emeğinin itibarsızlaştırılması, toplum önünde zan altında bırakılması yalnızca bireysel bir mağduriyet değil, kamusal bir yaradır.
Bizler; hukuku konuşmayı, belgelerle konuşmayı, ilkelerle durmayı savunuyoruz. İthamla değil, algıyla değil, duygusal infazla değil" ifadelerine yer verdi.
"BİZ HEKİMLİĞİN YANINDAYIZ"
Hekimlerin onurunu inciten, hukuki süreci gölgeleyen, toplumsal güveni zedeleyen söylemlerden uzak durulmalması gerektiğini vurgulayan Haykır, "Gerçekler; hukukun içinde, adil yargılama ile, insan onuruna saygı temelinde ortaya çıkacaktır. Biz, hekimliğin yanındayız. Biz, emeğin yanındayız. Biz, hukukun yanındayız. Ve en önemlisi; hastasından koparılan her hekimin, mesleğine duyduğu saygının ve insanlığının tanığıyız" diye ekledi. (İREM DELİCE)
2026-02-25 15:54:07
Aydın’da sağlık merkezinde kriz: "Bireysel mağduriyet değil, kamusal yaradır"
Aydın Efeler ilçesinde görev yapan bir kadın aile hekimine yönelik mobbing iddiaları sonrası, Doktor Eralp Atay ve Doktor Mesut Amanak dün itibariyle açığa alındı. Avukat Berk Haykır, bugün yaptığı açıklamada, olayın yalnızca idari bir uyuşmazlık olmadığını, hekimlerin onurunun ve emeğinin hedef alındığını vurgulayarak, "Toplum önünde zan altında bırakılması yalnızca bireysel bir mağduriyet değil, kamusal bir yaradır" dedi.
Efeler ilçesi Mimar Sinan Mahallesi’nde bulunan 26 No’lu Aile Sağlığı Merkezi, kadın aile hekimine yönelik mobbing iddialarıyla gündeme geldi. İddiaya göre, merkezin mevcut doktorları Eralp Atay ve Mesut Amanak, yeni atanan kadın hekime çeşitli engeller çıkardı. Olayda öne çıkan uygulamalar arasında, kadın doktorun odasının elektrik ve internet bağlantısının kesilmesi, tuvalet kapılarının kilitlenmesi ve kan alma odasının kullanıma kapatılması yer aldı. Bu durum, merkeze kayıtlı yaklaşık bin 400 hastanın sağlık hizmeti almasını engelledi.
Olayın ardından Aydın Valiliği ve Aydın İl Sağlık Müdürlüğü sürece müdahil oldu. Kadın doktorun eğitimde olduğu gün hizmet verilmemesi tespit edilince, iki doktor hakkında idari işlem başlatıldı. Yapılan incelemelerin ardından, Doktor Eralp Atay ve Doktor Mesut Amanak, dün Aydın Valiliği kararıyla açığa alındı.
"HASTAYA KARŞI HİSSEDİLEN SORUMLULUĞUN ÜRÜNÜDÜR"
Olayla ilgili açıklama yapan avukat Berk Haykır, şu şekilde konuştu:
"Son günlerde Aydın ilinde yaşanan ve aile hekimliği pratiğini doğrudan etkileyen bir hukuki ihtilaf üzerinden; gerçeklerden kopuk, belgeye dayanmayan ve hekimleri hedef alan bir algı dili üretilmeye çalışıldığını üzülerek takip ediyoruz. Bu süreçte yalnızca bir idari uyuşmazlık değil; hekimlik mesleğinin onuru, emeğin değeri, hukukun koruması gereken insan kimliği tartışma konusu hâline getirilmiştir. Unutulmamalıdır ki söz konusu olan kişiler; sadece bir dava dosyasının tarafı değil, aynı zamanda hastalarından koparılmış, mesleğini icra etmesi engellenmiş, toplum nezdinde peşinen suçlu gibi gösterilmiş hekimlerdir. Aile hekimliği sistemi, mevzuat gereği, kamu hizmetinin fiziki altyapısının önemli bir bölümünü hekimin kişisel emeği ve maddi katkısı ile kurduğu bir modeldir. Bu kapsamda birçok hekim; inşaat hâlindeki binaları, kendi imkânlarıyla, kendi cebinden harcayarak, aylar süren emekle kamu hizmeti sunulabilir hâle getirmektedir. Bu emek; bir kazanç hesabının değil, mesleğe duyulan saygının, hastaya karşı hissedilen sorumluluğun ürünüdür. Ne var ki bugün gelinen noktada; bu emeği görünmez kılan, hukuki uyuşmazlığı çarpıtan, rakamlar ve niyet isnatları üzerinden hekimleri zan altında bırakmaya çalışan bir dil dolaşıma sokulmaktadır "
"SADECE BİREYSEL MAĞDURİYET DEĞİL, KAMUSAL BİR YARADIR"
'Elden para', 'bit yeniği', 'gizli pazarlık' gibi ifadelerin belgeye dayanmayan, hukuki karşılığı olmayan, ancak itibarı zedeleyici ve yaralayıcı söylemler olduğunu kaydeden Haykır, "Bu tür söylemler; sadece kişileri değil, toplumun hekimlik mesleğine duyduğu güveni de hedef almaktadır. Burada altını özellikle çizmek isteriz: Devam eden bir hukuki süreç varken, mahkemeler konuşmadan, deliller değerlendirilmeden, hekimler hakkında peşin hüküm içeren ifadeler kullanmak; masumiyet karinesini, hukuk devleti ilkesini ve insan onurunu zedelemektedir. Hekimler, bu ülkede yalnızca tanı koyan ve reçete yazan kişiler değildir. Onlar aynı zamanda; en zor koşullarda dahi kamu hizmetini ayakta tutan, çoğu zaman sessiz kalan, ama her zaman sorumluluk alan meslek mensuplarıdır. Bir hekimin; hastasından uzaklaştırılması, emeğinin itibarsızlaştırılması, toplum önünde zan altında bırakılması yalnızca bireysel bir mağduriyet değil, kamusal bir yaradır.
Bizler; hukuku konuşmayı, belgelerle konuşmayı, ilkelerle durmayı savunuyoruz. İthamla değil, algıyla değil, duygusal infazla değil" ifadelerine yer verdi.
"BİZ HEKİMLİĞİN YANINDAYIZ"
Hekimlerin onurunu inciten, hukuki süreci gölgeleyen, toplumsal güveni zedeleyen söylemlerden uzak durulmalması gerektiğini vurgulayan Haykır, "Gerçekler; hukukun içinde, adil yargılama ile, insan onuruna saygı temelinde ortaya çıkacaktır. Biz, hekimliğin yanındayız. Biz, emeğin yanındayız. Biz, hukukun yanındayız. Ve en önemlisi; hastasından koparılan her hekimin, mesleğine duyduğu saygının ve insanlığının tanığıyız" diye ekledi. (İREM DELİCE)
2026-02-25 15:59:15
Aydın’da sağlık merkezinde kriz: "Bireysel mağduriyet değil, kamusal yaradır"
Aydın Efeler ilçesinde görev yapan bir kadın aile hekimine yönelik mobbing iddiaları sonrası, Doktor Eralp Atay ve Doktor Mesut Amanak dün itibariyle açığa alındı. Tarafların Avukatı Berk Haykır, bugün yaptığı açıklamada, olayın yalnızca idari bir uyuşmazlık olmadığını, hekimlerin onurunun ve emeğinin hedef alındığını vurgulayarak, "Toplum önünde zan altında bırakılması yalnızca bireysel bir mağduriyet değil, kamusal bir yaradır" dedi.
Efeler ilçesi Mimar Sinan Mahallesi’nde bulunan 26 No’lu Aile Sağlığı Merkezi, kadın aile hekimine yönelik mobbing iddialarıyla gündeme geldi. İddiaya göre, merkezin mevcut doktorları Eralp Atay ve Mesut Amanak, yeni atanan kadın hekime çeşitli engeller çıkardı. Olayda öne çıkan uygulamalar arasında, kadın doktorun odasının elektrik ve internet bağlantısının kesilmesi, tuvalet kapılarının kilitlenmesi ve kan alma odasının kullanıma kapatılması yer aldı. Bu durum, merkeze kayıtlı yaklaşık bin 400 hastanın sağlık hizmeti almasını engelledi.
Olayın ardından Aydın Valiliği ve Aydın İl Sağlık Müdürlüğü sürece müdahil oldu. Kadın doktorun eğitimde olduğu gün hizmet verilmemesi tespit edilince, iki doktor hakkında idari işlem başlatıldı. Yapılan incelemelerin ardından, Doktor Eralp Atay ve Doktor Mesut Amanak, dün Aydın Valiliği kararıyla açığa alındı.
"HASTAYA KARŞI HİSSEDİLEN SORUMLULUĞUN ÜRÜNÜDÜR"
Olayla ilgili açıklama yapan avukat Berk Haykır, şu şekilde konuştu:
"Son günlerde Aydın ilinde yaşanan ve aile hekimliği pratiğini doğrudan etkileyen bir hukuki ihtilaf üzerinden; gerçeklerden kopuk, belgeye dayanmayan ve hekimleri hedef alan bir algı dili üretilmeye çalışıldığını üzülerek takip ediyoruz. Bu süreçte yalnızca bir idari uyuşmazlık değil; hekimlik mesleğinin onuru, emeğin değeri, hukukun koruması gereken insan kimliği tartışma konusu hâline getirilmiştir. Unutulmamalıdır ki söz konusu olan kişiler; sadece bir dava dosyasının tarafı değil, aynı zamanda hastalarından koparılmış, mesleğini icra etmesi engellenmiş, toplum nezdinde peşinen suçlu gibi gösterilmiş hekimlerdir. Aile hekimliği sistemi, mevzuat gereği, kamu hizmetinin fiziki altyapısının önemli bir bölümünü hekimin kişisel emeği ve maddi katkısı ile kurduğu bir modeldir. Bu kapsamda birçok hekim; inşaat hâlindeki binaları, kendi imkânlarıyla, kendi cebinden harcayarak, aylar süren emekle kamu hizmeti sunulabilir hâle getirmektedir. Bu emek; bir kazanç hesabının değil, mesleğe duyulan saygının, hastaya karşı hissedilen sorumluluğun ürünüdür. Ne var ki bugün gelinen noktada; bu emeği görünmez kılan, hukuki uyuşmazlığı çarpıtan, rakamlar ve niyet isnatları üzerinden hekimleri zan altında bırakmaya çalışan bir dil dolaşıma sokulmaktadır "
"SADECE BİREYSEL MAĞDURİYET DEĞİL, KAMUSAL BİR YARADIR"
'Elden para', 'bit yeniği', 'gizli pazarlık' gibi ifadelerin belgeye dayanmayan, hukuki karşılığı olmayan, ancak itibarı zedeleyici ve yaralayıcı söylemler olduğunu kaydeden Haykır, "Bu tür söylemler; sadece kişileri değil, toplumun hekimlik mesleğine duyduğu güveni de hedef almaktadır. Burada altını özellikle çizmek isteriz: Devam eden bir hukuki süreç varken, mahkemeler konuşmadan, deliller değerlendirilmeden, hekimler hakkında peşin hüküm içeren ifadeler kullanmak; masumiyet karinesini, hukuk devleti ilkesini ve insan onurunu zedelemektedir. Hekimler, bu ülkede yalnızca tanı koyan ve reçete yazan kişiler değildir. Onlar aynı zamanda; en zor koşullarda dahi kamu hizmetini ayakta tutan, çoğu zaman sessiz kalan, ama her zaman sorumluluk alan meslek mensuplarıdır. Bir hekimin; hastasından uzaklaştırılması, emeğinin itibarsızlaştırılması, toplum önünde zan altında bırakılması yalnızca bireysel bir mağduriyet değil, kamusal bir yaradır.
Bizler; hukuku konuşmayı, belgelerle konuşmayı, ilkelerle durmayı savunuyoruz. İthamla değil, algıyla değil, duygusal infazla değil" ifadelerine yer verdi.
"BİZ HEKİMLİĞİN YANINDAYIZ"
Hekimlerin onurunu inciten, hukuki süreci gölgeleyen, toplumsal güveni zedeleyen söylemlerden uzak durulmalması gerektiğini vurgulayan Haykır, "Gerçekler; hukukun içinde, adil yargılama ile, insan onuruna saygı temelinde ortaya çıkacaktır. Biz, hekimliğin yanındayız. Biz, emeğin yanındayız. Biz, hukukun yanındayız. Ve en önemlisi; hastasından koparılan her hekimin, mesleğine duyduğu saygının ve insanlığının tanığıyız" diye ekledi. (İREM DELİCE)
2026-02-25 15:59:47
Aydın’da sağlık merkezinde kriz: "Bireysel mağduriyet değil, kamusal yaradır"
Aydın Efeler ilçesinde görev yapan bir kadın aile hekimine yönelik mobbing iddiaları sonrası, Doktor Eralp Atay ve Doktor Mesut Amanak dün itibariyle açığa alındı. Tarafların Avukatı Berk Haykır, bugün yaptığı açıklamada, olayın yalnızca idari bir uyuşmazlık olmadığını, hekimlerin onurunun ve emeğinin hedef alındığını vurgulayarak, "Toplum önünde zan altında bırakılması yalnızca bireysel bir mağduriyet değil, kamusal bir yaradır" dedi.
Efeler ilçesi Mimar Sinan Mahallesi’nde bulunan 26 No’lu Aile Sağlığı Merkezi, kadın aile hekimine yönelik mobbing iddialarıyla gündeme geldi. İddiaya göre, merkezin mevcut doktorları Eralp Atay ve Mesut Amanak, yeni atanan kadın hekime çeşitli engeller çıkardı. Olayda öne çıkan uygulamalar arasında, kadın doktorun odasının elektrik ve internet bağlantısının kesilmesi, tuvalet kapılarının kilitlenmesi ve kan alma odasının kullanıma kapatılması yer aldı. Bu durum, merkeze kayıtlı yaklaşık bin 400 hastanın sağlık hizmeti almasını engelledi.
Olayın ardından Aydın Valiliği ve Aydın İl Sağlık Müdürlüğü sürece müdahil oldu. Kadın doktorun eğitimde olduğu gün hizmet verilmemesi tespit edilince, iki doktor hakkında idari işlem başlatıldı. Yapılan incelemelerin ardından, Doktor Eralp Atay ve Doktor Mesut Amanak, dün Aydın Valiliği kararıyla açığa alındı.
"HASTAYA KARŞI HİSSEDİLEN SORUMLULUĞUN ÜRÜNÜDÜR"
Olayla ilgili açıklama yapan Doktor Eralp Atay ve Doktor Mesut Amanak'ın avukatı Berk Haykır, şu şekilde konuştu:
"Son günlerde Aydın ilinde yaşanan ve aile hekimliği pratiğini doğrudan etkileyen bir hukuki ihtilaf üzerinden; gerçeklerden kopuk, belgeye dayanmayan ve hekimleri hedef alan bir algı dili üretilmeye çalışıldığını üzülerek takip ediyoruz. Bu süreçte yalnızca bir idari uyuşmazlık değil; hekimlik mesleğinin onuru, emeğin değeri, hukukun koruması gereken insan kimliği tartışma konusu hâline getirilmiştir. Unutulmamalıdır ki söz konusu olan kişiler; sadece bir dava dosyasının tarafı değil, aynı zamanda hastalarından koparılmış, mesleğini icra etmesi engellenmiş, toplum nezdinde peşinen suçlu gibi gösterilmiş hekimlerdir. Aile hekimliği sistemi, mevzuat gereği, kamu hizmetinin fiziki altyapısının önemli bir bölümünü hekimin kişisel emeği ve maddi katkısı ile kurduğu bir modeldir. Bu kapsamda birçok hekim; inşaat hâlindeki binaları, kendi imkânlarıyla, kendi cebinden harcayarak, aylar süren emekle kamu hizmeti sunulabilir hâle getirmektedir. Bu emek; bir kazanç hesabının değil, mesleğe duyulan saygının, hastaya karşı hissedilen sorumluluğun ürünüdür. Ne var ki bugün gelinen noktada; bu emeği görünmez kılan, hukuki uyuşmazlığı çarpıtan, rakamlar ve niyet isnatları üzerinden hekimleri zan altında bırakmaya çalışan bir dil dolaşıma sokulmaktadır "
"SADECE BİREYSEL MAĞDURİYET DEĞİL, KAMUSAL BİR YARADIR"
'Elden para', 'bit yeniği', 'gizli pazarlık' gibi ifadelerin belgeye dayanmayan, hukuki karşılığı olmayan, ancak itibarı zedeleyici ve yaralayıcı söylemler olduğunu kaydeden Haykır, "Bu tür söylemler; sadece kişileri değil, toplumun hekimlik mesleğine duyduğu güveni de hedef almaktadır. Burada altını özellikle çizmek isteriz: Devam eden bir hukuki süreç varken, mahkemeler konuşmadan, deliller değerlendirilmeden, hekimler hakkında peşin hüküm içeren ifadeler kullanmak; masumiyet karinesini, hukuk devleti ilkesini ve insan onurunu zedelemektedir. Hekimler, bu ülkede yalnızca tanı koyan ve reçete yazan kişiler değildir. Onlar aynı zamanda; en zor koşullarda dahi kamu hizmetini ayakta tutan, çoğu zaman sessiz kalan, ama her zaman sorumluluk alan meslek mensuplarıdır. Bir hekimin; hastasından uzaklaştırılması, emeğinin itibarsızlaştırılması, toplum önünde zan altında bırakılması yalnızca bireysel bir mağduriyet değil, kamusal bir yaradır.
Bizler; hukuku konuşmayı, belgelerle konuşmayı, ilkelerle durmayı savunuyoruz. İthamla değil, algıyla değil, duygusal infazla değil" ifadelerine yer verdi.
"BİZ HEKİMLİĞİN YANINDAYIZ"
Hekimlerin onurunu inciten, hukuki süreci gölgeleyen, toplumsal güveni zedeleyen söylemlerden uzak durulmalması gerektiğini vurgulayan Haykır, "Gerçekler; hukukun içinde, adil yargılama ile, insan onuruna saygı temelinde ortaya çıkacaktır. Biz, hekimliğin yanındayız. Biz, emeğin yanındayız. Biz, hukukun yanındayız. Ve en önemlisi; hastasından koparılan her hekimin, mesleğine duyduğu saygının ve insanlığının tanığıyız" diye ekledi. (İREM DELİCE)
2026-02-25 16:00:21
Aydın’da sağlık merkezinde kriz: "Bireysel mağduriyet değil, kamusal yaradır"
Aydın Efeler ilçesinde görev yapan bir kadın aile hekimine yönelik mobbing iddiaları sonrası, Doktor Eralp Atay ve Doktor Mesut Amanak dün itibariyle açığa alındı. Tarafların avukatı Berk Haykır, bugün yaptığı açıklamada, olayın yalnızca idari bir uyuşmazlık olmadığını, hekimlerin onurunun ve emeğinin hedef alındığını vurgulayarak, "Toplum önünde zan altında bırakılması yalnızca bireysel bir mağduriyet değil, kamusal bir yaradır" dedi.
Efeler ilçesi Mimar Sinan Mahallesi’nde bulunan 26 No’lu Aile Sağlığı Merkezi, kadın aile hekimine yönelik mobbing iddialarıyla gündeme geldi. İddiaya göre, merkezin mevcut doktorları Eralp Atay ve Mesut Amanak, yeni atanan kadın hekime çeşitli engeller çıkardı. Olayda öne çıkan uygulamalar arasında, kadın doktorun odasının elektrik ve internet bağlantısının kesilmesi, tuvalet kapılarının kilitlenmesi ve kan alma odasının kullanıma kapatılması yer aldı. Bu durum, merkeze kayıtlı yaklaşık bin 400 hastanın sağlık hizmeti almasını engelledi.
Olayın ardından Aydın Valiliği ve Aydın İl Sağlık Müdürlüğü sürece müdahil oldu. Kadın doktorun eğitimde olduğu gün hizmet verilmemesi tespit edilince, iki doktor hakkında idari işlem başlatıldı. Yapılan incelemelerin ardından, Doktor Eralp Atay ve Doktor Mesut Amanak, dün Aydın Valiliği kararıyla açığa alındı.
"HASTAYA KARŞI HİSSEDİLEN SORUMLULUĞUN ÜRÜNÜDÜR"
Olayla ilgili açıklama yapan Doktor Eralp Atay ve Doktor Mesut Amanak'ın avukatı Berk Haykır, şu şekilde konuştu:
"Son günlerde Aydın ilinde yaşanan ve aile hekimliği pratiğini doğrudan etkileyen bir hukuki ihtilaf üzerinden; gerçeklerden kopuk, belgeye dayanmayan ve hekimleri hedef alan bir algı dili üretilmeye çalışıldığını üzülerek takip ediyoruz. Bu süreçte yalnızca bir idari uyuşmazlık değil; hekimlik mesleğinin onuru, emeğin değeri, hukukun koruması gereken insan kimliği tartışma konusu hâline getirilmiştir. Unutulmamalıdır ki söz konusu olan kişiler; sadece bir dava dosyasının tarafı değil, aynı zamanda hastalarından koparılmış, mesleğini icra etmesi engellenmiş, toplum nezdinde peşinen suçlu gibi gösterilmiş hekimlerdir. Aile hekimliği sistemi, mevzuat gereği, kamu hizmetinin fiziki altyapısının önemli bir bölümünü hekimin kişisel emeği ve maddi katkısı ile kurduğu bir modeldir. Bu kapsamda birçok hekim; inşaat hâlindeki binaları, kendi imkânlarıyla, kendi cebinden harcayarak, aylar süren emekle kamu hizmeti sunulabilir hâle getirmektedir. Bu emek; bir kazanç hesabının değil, mesleğe duyulan saygının, hastaya karşı hissedilen sorumluluğun ürünüdür. Ne var ki bugün gelinen noktada; bu emeği görünmez kılan, hukuki uyuşmazlığı çarpıtan, rakamlar ve niyet isnatları üzerinden hekimleri zan altında bırakmaya çalışan bir dil dolaşıma sokulmaktadır "
"SADECE BİREYSEL MAĞDURİYET DEĞİL, KAMUSAL BİR YARADIR"
'Elden para', 'bit yeniği', 'gizli pazarlık' gibi ifadelerin belgeye dayanmayan, hukuki karşılığı olmayan, ancak itibarı zedeleyici ve yaralayıcı söylemler olduğunu kaydeden Haykır, "Bu tür söylemler; sadece kişileri değil, toplumun hekimlik mesleğine duyduğu güveni de hedef almaktadır. Burada altını özellikle çizmek isteriz: Devam eden bir hukuki süreç varken, mahkemeler konuşmadan, deliller değerlendirilmeden, hekimler hakkında peşin hüküm içeren ifadeler kullanmak; masumiyet karinesini, hukuk devleti ilkesini ve insan onurunu zedelemektedir. Hekimler, bu ülkede yalnızca tanı koyan ve reçete yazan kişiler değildir. Onlar aynı zamanda; en zor koşullarda dahi kamu hizmetini ayakta tutan, çoğu zaman sessiz kalan, ama her zaman sorumluluk alan meslek mensuplarıdır. Bir hekimin; hastasından uzaklaştırılması, emeğinin itibarsızlaştırılması, toplum önünde zan altında bırakılması yalnızca bireysel bir mağduriyet değil, kamusal bir yaradır.
Bizler; hukuku konuşmayı, belgelerle konuşmayı, ilkelerle durmayı savunuyoruz. İthamla değil, algıyla değil, duygusal infazla değil" ifadelerine yer verdi.
"BİZ HEKİMLİĞİN YANINDAYIZ"
Hekimlerin onurunu inciten, hukuki süreci gölgeleyen, toplumsal güveni zedeleyen söylemlerden uzak durulmalması gerektiğini vurgulayan Haykır, "Gerçekler; hukukun içinde, adil yargılama ile, insan onuruna saygı temelinde ortaya çıkacaktır. Biz, hekimliğin yanındayız. Biz, emeğin yanındayız. Biz, hukukun yanındayız. Ve en önemlisi; hastasından koparılan her hekimin, mesleğine duyduğu saygının ve insanlığının tanığıyız" diye ekledi. (İREM DELİCE)