AyFm 100.5

Düzenlemeler

2026-01-22 16:23:00

Ruh sağlığında farkındalık artıyor

Günümüzde kaygı bozukluklarından depresyona, çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğundan akran zorbalığına kadar birçok psikolojik sorun toplumun gündeminde yer alıyor. Klinik Psikolog Hatice Özçelik İnce, ruh sağlığına bakış açısındaki değişimi, yaygın sorunları ve psikolojiye dair yanlış inanışları değerlendirerek, terapiye yönelik tabuların büyük ölçüde kırılmaya başladığını dile getirdi.

EN SIK KARŞILAŞILAN PSİKOLOJİK SORUNLAR

Klinik Psikolog Hatice Özçelik İnce, günümüzde danışanlarda en sık kaygı bozukluklarıyla karşılaşıldığını ifade etti. Kaygı bozukluklarının farklı alt başlıkları bulunduğunu belirten İnce, bu tabloya depresyonun da sıklıkla eşlik ettiğini söyledi.

Özellikle çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun yaygınlaştığını aktaran İnce, son yıllarda akran zorbalığının da ciddi bir psikolojik problem alanı olarak öne çıktığını vurguladı. Güncel haberlerde sıkça yer alan bu durumun, çocukların ruh sağlığını olumsuz etkilediğini kaydetti.

RUH SAĞLIĞINA BAKIŞ AÇISI DEĞİŞİYOR

Son yıllarda toplumun ruh sağlığına yaklaşımında olumlu yönde bir değişim yaşandığını dile getiren İnce, bireylerin artık psikolojik destek alma ihtiyacının daha fazla farkında olduğunu belirtti.

İnce, insanların yalnızca ağır sorunlar yaşadıklarında değil, günlük yaşamda baş etmekte zorlandıkları durumlarda da bir uzmandan destek alma konusunda daha istekli hale geldiklerini, çevresel teşviklerin de bu süreci hızlandırdığını ifade etti.

PSİKOLOJİYE DAİR YANLIŞ İNANIŞLAR

Toplumda psikolojiye yönelik yanlış inanışların hâlâ varlığını sürdürdüğünü dile getiren İnce, en yaygın düşüncenin “hasta olmayan kişinin psikoloğa gitmesine gerek olmadığı” yönünde olduğunu söyledi.

Bu anlayışın doğru olmadığını vurgulayan İnce, psikolojik desteğin yalnızca hastalık durumlarında değil; bireyin kendini tanıması, farkındalığını artırması, günlük yaşam sorunları ve kişilerarası çatışmalarla başa çıkabilmesi için de önemli bir destek alanı olduğunu ifade etti.

Psikoloğa gitmenin güçsüzlük olarak algılanmasının da yanlış bir inanış olduğuna dikkat çeken İnce, bu durumun aksine kişinin kendini tanıma cesareti göstermesinin önemli bir güç göstergesi olduğunu dile getirdi.

KAYGI BOZUKLUKLARI NEDEN YAYGINLAŞTI?

Kaygı bozukluklarının artış nedenlerine değinen İnce, kaygının temelinde geleceği kontrol edememe ve belirsizlik duygusunun yattığını ifade etti. Günlük yaşamda karşılaşılan sorunların bireylerde korku yarattığını ve bunun kaygıyı beslediğini söyledi.

Stresin kaygı bozukluklarının en önemli tetikleyicilerinden biri olduğunu vurgulayan İnce, trafik, iş hayatı, aile içi problemler gibi alanlarda artan stres yükünün kaygının yaygınlaşmasında etkili olduğunu belirtti.

SOSYAL MEDYANIN PSİKOLOJİYE ETKİSİ

Sosyal medyanın bilinçli kullanıldığında faydalı yönleri bulunduğunu belirten İnce, iletişim kurma ve bilgi edinme açısından olumlu etkiler sağladığını ifade etti. Ancak kontrolsüz kullanımın ciddi psikolojik sorunlara yol açabildiğine dikkat çekti.

İnce, sosyal medyanın bireyi çevresinden kopararak yalnızlaştırabildiğini, bu durumun sosyal fobiye ve yalnızlık hissine neden olabildiğini dile getirdi. Ayrıca yüz yüze ilişkilerin zayıflamasına yol açtığını, başkalarının hayatlarıyla yapılan kıyaslamaların yetersizlik duygusunu artırdığını kaydetti.

PSİKOLOĞA GİTMEK HÂLÂ TABU MU?

Psikoloğa gitmenin eskisi kadar tabu olmadığını belirten İnce, toplumda bu yöndeki algının büyük ölçüde kırıldığını söyledi. İnsanların artık baş edemedikleri durumlarda profesyonel destek almanın gerekliliğini daha net gördüğünü ifade etti.Buna rağmen bazı tabuların hâlâ varlığını sürdürdüğünü belirten İnce, geçmişe kıyasla bu oranın ciddi ölçüde düştüğünü dile getirdi.

TERAPİYE BAŞLAMAKTA ÇEKİNENLERE MESAJ

Terapiye başlamak isteyen ancak çekinceleri olan bireylerin en çok yargılanma, gizlilik ve “konuşarak ne kadar ilerlenebilir” düşünceleriyle geri adım attığını ifade eden İnce, bu kaygıların oldukça yaygın olduğunu söyledi.

Terapi sürecinde herhangi bir etiketlemenin söz konusu olmadığını vurgulayan İnce, danışanların sürecin merkezinde yer aldığı, iş birliğine dayalı bir destek ortamı sunulduğunu belirtti. Psikoloğa başvurmanın bir zayıflık değil, kişinin kendini tanıma yolculuğunda önemli bir adım olduğunu dile getirdi.

ZOR DÖNEMLERDEN GEÇENLERE TEK CÜMLELİK TAVSİYE

Psikolojik olarak zor bir süreçten geçen bireylerin çoğu zaman bu durumun hiç geçmeyeceğini düşündüğünü aktaran İnce, bu düşüncenin yaygın bir çaresizlik hissi yarattığını ifade etti. İnce, bu durumu tek cümleyle, “Çaresiz değilsiniz, umut her zaman var” sözleriyle özetledi.

Klinik Psikolog Hatice Özçelik İnce’nin değerlendirmeleri, ruh sağlığının yalnızca kriz anlarında değil, yaşamın her döneminde ele alınması gereken bir alan olduğunu bir kez daha ortaya koyarken; toplumda psikolojiye yönelik farkındalığın giderek arttığını gözler önüne serdi. (İREM AKCAN)