tvDEN ekranlarında yayınlanan Kuş Bakışı programında hukukçu sosyolog Zekai Savaşlar, bireysel tartışmalar yerine toplumun tamamını ilgilendiren meseleleri ele aldı. Program boyunca suç oranlarındaki artıştan adalet sistemine, tarımda pestisit kullanımından enflasyona, serbest piyasa anlayışına ve "Terörsüz Türkiye" sürecine kadar birçok başlık değerlendirildi. Savaşlar, analizlerini geçmiş zaman üzerinden örneklerle aktarırken, sosyolojik ve hukuki bakış açısıyla dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
"BİREYLERİ DEĞİL, TOPLUMU İLGİLENDİREN KONULARI KONUŞUYORUZ"
Toplumu ilgilendiren her olayın sosyolojik sonuçları bulunduğunu belirten Savaşlar, "Biz burada bireysel meseleleri değil, toplumun tamamını ilgilendiren olayları sebep-sonuç ilişkisi içerisinde değerlendirmeye çalışıyoruz. Kamusal alanın toplum aleyhine kullanılmasına yol açan her konu bizim ilgi alanımıza girer. Çünkü bunların toplumsal karşılığı vardır." ifadelerini kullandı.
Kamusal alan örneği üzerinden değerlendirme yapan Savaşlar, belediyeye ait ortak kullanım alanlarının ticari işletmelere dönüştürülmesi halinde bunun artık toplumun ortak hakkını ilgilendiren bir mesele haline geldiğini söyledi.
SUÇ İSTATİSTİKLERİ ENDİŞE VERİYOR
Kendisine gönderilen suç verilerini değerlendiren Savaşlar, sanal bahis ve uyuşturucu suçlarının ilk sıralarda yer aldığını belirterek toplumda ciddi bir çözülme yaşandığını savundu.
Cezaevi nüfusundaki artışın dikkat çekici olduğunu ifade eden Savaşlar, "Yaklaşık çeyrek asır önce cezaevlerinde 58 bin civarında mahkum vardı. Bugün ise sayı 410 bine ulaştı. Bunun yanında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamında milyonlarca kişi bulunuyor. Ayrıca güvenlik güçlerinin aradığı çok sayıda kişi var. Bu tablo toplum açısından son derece düşündürücüdür." dedi.
"SORUNUN CEVABI RAKAMLARIN İÇİNDE SAKLI"
İlk derece mahkemelerinin kararlarının önemli bölümünün üst mahkemeler tarafından bozulduğu yönündeki istatistiklere değinen Savaşlar, bu durumun hukuk sistemi açısından sorgulanması gerektiğini söyledi.
Konuyu Süleyman Demirel'in anlattığı "Temel'in avukatı" fıkrasıyla örneklendiren Savaşlar, "Bu kadar ağır istatistiklerin ardından bana 'Bunun sebebi nedir?' diye sorulursa ben Temel'in avukatı durumuna düşerim. Çünkü rakamların kendisi zaten sorunun cevabını veriyor." sözleriyle değerlendirmesini yaptı.
"CEZALARIN CAYDIRICILIĞI YENİDEN TARTIŞILMALI"
Suç oranlarının artmasının yalnızca güvenlik güçleriyle açıklanamayacağını dile getiren Savaşlar, hukuk sosyolojisi açısından cezaların caydırıcılığının yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.
Savaşlar, "Bir kişinin onlarca sabıka kaydı bulunmasına rağmen yeniden suç işleyebilmesi, cezaların tekrar suçu önleyici niteliğinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor. Hukuk tekniği açısından bu sistemin yeniden değerlendirilmesi gerekir." ifadelerini kullandı.
İdam cezasına ilişkin tartışmalara da değinen Savaşlar, buna kişisel olarak sıcak bakmadığını ancak hukuk doktrini içerisinde caydırıcılık açısından tartışılabileceğini belirtti.
PESTİSİT TARTIŞMALARINA FARKLI BAKIŞ
Bulgaristan sınırında pestisit tespit edilen ürünlerle ilgili haberleri değerlendiren Savaşlar, asıl önemli konunun bu ürünlere daha sonra ne yapıldığının açıklanması olduğunu söyledi.
Tarımsal üretimde ilaç kullanımının kaçınılmaz olduğunu ifade eden Savaşlar, "Bugünkü üretim şartlarında böcek, mantar ve zararlılarla mücadele etmeden kaliteli ürün yetiştirmek mümkün değildir. Asıl mesele ilaç kullanılması değil, insan sağlığına zarar vermeyecek ve kalıntı bırakmayacak ürünlerin denetlenmesidir." dedi.
"ORGANİK ÜRÜN SÖYLEMİ VATANDAŞIN KAFASINI KARIŞTIRIYOR"
Son yıllarda sıkça dile getirilen organik ürün söylemlerini eleştiren Savaşlar, üretimin gerçekleriyle söylemlerin örtüşmediğini savundu.
Kendi bahçesinden örnek veren Savaşlar, "Bir yıl elma ağacıma ilaç atmadım. Neredeyse sağlam tek bir elma bile çıkmadı. Üretimin gerçekleri konuşulmalı. Organik kavramı yanlış kullanıldığında hem vatandaş yanıltılıyor hem de dolandırıcıların önü açılıyor." diye konuştu.
Devletin tarım ilaçlarını daha sıkı denetlemesi gerektiğini belirten Savaşlar, üreticinin hangi ilacı hangi koşullarda kullanacağını bilmesinin her zaman mümkün olmadığını söyledi.
ENFLASYONUN BİR NEDENİ DE AHLAKİ BOZULMA
Programda yüksek fiyatlara da değinen Savaşlar, iki top dondurmanın yüzlerce liraya satılmasını örnek göstererek bunun serbest piyasa ekonomisiyle açıklanamayacağını söyledi.
Savaşlar, "Enflasyonun önemli bölümü yapısal nedenlerden kaynaklanıyor olabilir ancak ahlaki boyutu da vardır. Ana maliyeti çok düşük olan bir ürünün fahiş fiyatlarla satılması serbest piyasa değil, fırsatçılıktır." ifadelerini kullandı.
TARIMDAKİ PLANSIZLIK ZİNCİRLEME ETKİ OLUŞTURUYOR
Saman fiyatlarından buğday alım fiyatlarına kadar uzanan değerlendirmesinde Savaşlar, yanlış tarım politikalarının bütün üretim zincirini etkilediğini söyledi.
Üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını belirten Savaşlar, "Sorun üretimde değil, ticarette yaşanıyor. Ürün üreticiden çıktıktan sonra katlanarak pahalanıyor. Bu zincirleme yapı sonunda enflasyonu sürekli besliyor." dedi.
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE" SÜRECİNİ TARİH ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRDİ
Programın son bölümünde "Terörsüz Türkiye" ve açılım sürecine ilişkin görüşlerini paylaşan Savaşlar, bugünkü gelişmeleri doğrudan yorumlamak yerine Osmanlı döneminden tarihi bir örnek anlattı.
Sultan Reşat'ın 1911 yılında Balkanlara yaptığı geziyi ve burada isyancı gruplarla kurduğu ilişkiyi hatırlatan Savaşlar, yaşanan süreci ayrıntılarıyla aktardı.
SULTAN REŞAT'IN KONUŞMASINI ÖRNEK GÖSTERDİ
Savaşlar, Sultan Reşat'ın Balkanlardaki topluluklara hitaben yaptığı konuşmayı aktarırken şu ifadeleri kullandı:
"Hepiniz bu ülkenin vatandaşlarısınız. Ben hepinizin babasıyım. Hepinizin kalbimdeki yeri ayrıdır. Din ve milliyet ayrımı yoktur. Kardeşlik ve birlik içerisinde mesut ve müreffeh olarak yaşayınız."
Bu konuşmanın dönemin şartları içerisinde birleştirici bir yaklaşım taşıdığını ifade eden Savaşlar, laiklik anlayışının Osmanlı dönemindeki uygulamalarına da dikkat çekti.
"LAİKLİK OSMANLI'DA DA UYGULANIYORDU"
Laikliğin yanlış anlatıldığını savunan Savaşlar, Osmanlı yönetiminde de devletin farklı din ve milletlere eşit yaklaşım anlayışının bulunduğunu söyledi.
Savaşlar, "Devletin mezhep, din ve etnik köken ayrımı yapmadan herkese eşit davranması laikliğin özüdür. Sultan Reşat'ın ve Sultan Abdülhamid'in uygulamalarında bunun örneklerini görmek mümkündür." değerlendirmesinde bulundu.
TARİHİ ÖRNEKLE UYARDI
Savaşlar, Sultan Reşat'ın Balkan gezisinden yaklaşık 15 ay sonra Arnavutluk'un bağımsızlığını ilan ettiğini hatırlatarak bugünkü sürece ilişkin kesin bir yorum yapmadığını vurguladı.
Konuşmasını, "Ben sadece tarihte yaşanmış benzer bir olayı anlattım. Bugünkü süreçle benzerlik kurulup kurulmayacağına herkes kendisi karar versin. Temennim, bu süreçten kaybeden tarafın Türk devleti ve Türk milleti olmamasıdır." sözleriyle tamamladı. (HAZEL BAYIK)
