Zümrüt ÖZBAKIR

Kimin karnesi?

17 Ocak 2018, Çarşamba

     

Çocuklarımız iki gün sonra, karne alacak.

Yarıyıl tatili başlıyor…

Onların eğitim hayatlarındaki 4 aylık performanslarını karnelerinde göreceğiz.

Hangi derste daha başarılı olmuş, hangisinde başarısız…

Karnelerin yanına iliştirilmiş teşekkür, takdir ve belki de iftihar belgeleri ile göğsümüz kabaracak.

Ya da karnesinde zayıf notu olan çocuklarımıza verip veriştireceğiz.

Onları komşunun çocuğuyla veya kuzeniyle kıyaslayacağız…

Öyle ya da böyle, 4 aydır okulda dirsek çürüten, kafa yoran çocuklarımız güzel bir tatili fazlasıyla hak ediyor.

Hepsine şimdiden iyi tatiller diliyorum.

Onlara emek harcayan öğretmenlerimize minnet ve şükranlarımı sunuyorum.

Başarısı düşük veya karnesinde zayıf olan çocuklarımızın velileri, onlara tepki göstermeden kendilerini sorgulamalılar.

Çocuklarımıza yeterince destek olabildik mi?

Onlara vakit ayırabildik mi?

Gerekli sevgiyi, şefkati gösterebildik mi?

Dört ay boyunca okuluna kaç defa gittik?

Öğretmenleri ile kaç kez görüştük?

Sonra da o karne çocuğumuzun mu, yoksa bizim mi diye düşünmeliyiz.

Tıpkı geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz Mahmut Hoca’nın, Hababam Sınıfı’nın velilerine sorduğu gibi, kendimize sormalıyız:

“Bu kimin karnesi?”