Zümrüt ÖZBAKIR

Aydın'ı tanımak ve tanıtmak

10 Ocak 2018, Çarşamba

     

Aydın’ımızın en büyük sorunlarının başında yeterince tanınmaması ve tanıtılamaması geliyor.

Tabi ki Aydın’ı tanıtabilmek için önce Aydın’ı tanımak gerekiyor.

Bir başka ifadesiyle, Aydın’ı tanımayanların Aydın’ı tanıtmasını bekleyemezsiniz.

Heredot’un, Aydın için “Gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü” demesinin üstünden yaklaşık 2 bin 500 yıl geçmiş.

Evliya Çelebi de yaklaşık 400 yıl önce “Dağlarından yağ, ovalarından bal akar” demiş bu güzel memleket için.

Heredot ve Evliya Çelebi günümüzde yaşasalardı, Aydın için bu ifadeleri yine de kullanırlar mıydı bilemiyorum ama Aydın’ın sahip olduğu onca değerlere rağmen yeterince tanıtılamadığını ve hak ettiği değeri görmediğini düşünüyorum.

Aydın sınırları içerisindeki Afrodisias Antik Kenti, geçen yıl Unesco Kalıcı Miras listesine alındı. Ülkemizden bu listeye giren 17. varlık oldu.

Geçen hafta Kuşadası’nda yapılan toplantıda, Aydın Valisi 2018’i “Afrodisias Yılı” ilan ettiklerini açıkladı. Bu kararın alındığı toplantı, Kuşadası’nda değil de Afrodisias’ın bulunduğu Karacasu’da yapılsaydı, belki daha anlamlı olurdu. Fakat yine de bu konunun önemseniyor olması bile Aydın için sevindirici bir durumdur.

Aydın’ın ve Afrodisias’ın tüm dünyaya tanıtılabilmesi için böylesine güzel bir fırsat doğmuştur.

Afrodisias’ı tanıtırken Aydın’ın diğer özelliklerini ve güzelliklerini de tanıtmalıyız.

Aydın’ın Kuşadası ve Didim’den ibaret olmadığını, adeta bir açık hava müzesi olduğunu, incirini, zeytinini, kestanesini, doğal kaynak sularını, Çine köftesini, Dalama tandırını ve daha birçok özelliğini ve güzelliğini yurt içinde ve yurt dışında her fırsatta anlatmalıyız.

Unesco’nun kararının ardından madem ki 2018 “Afrodisias Yılı” ilan edildi, bu antik kenti tanıtmaya öncelikle Aydın’da yaşayanlardan başlamalıyız.

Başta da dedim ya;

Aydın’ı tanıtabilmek için önce Aydın’ı tanımak gerek…