Utku Güngör

Türkçenin zenginliği deyimlerimiz ve atasözlerimizin öyküsü

21 Ağustos 2014, Perşembe

     

“Güme gitmek”

Bir söylenceye göre, Osmanlı döneminde Yeniçeriler suçluları yakalayıp tutukevine kapatırlarken "Hoooopp gümm!" şeklinde nara atarlarmış. Ancak kimi kez kurunun yanında yaş da yanar ve tutuklananlar arasında suçsuzlar da olurmuş. İşte toplum, suçsuz bir yurttaşın bu biçimde tutuklanıp kapatılmasına, suçsuz yere hapse götürülüyor anlamında "Güme gitti" derlermiş. "Hoooopp gümm!" bağırışları arasında kapatıldığını anlatmak isterlermiş.

 

“Haydan gelen huya gider”

Sanıldığı gibi, buradaki sözler "hay" ve "huy" değildir. Bunlar birer yer adı da değildir. Buradaki "Hay" diye bilinen, Arapçada Tanrı'nın adlarından olan El-Hayy (sürekli diri olan) adıdır. "Huy" diye bilinen ise, Arapça "Tanrı" anlamındaki "Hu" sözüdür. Bu durumda, söz şöyle olur: "Hayy'dan gelen, Hu'ya gider." Kısacası bu söz, "Tanrı'dan gelen yine Tanrı'ya gider" anlamına gelir.

 

"Hanya'yı Konya'yı görmek"

Bu deyim yanlış bilinir. Neresidir Hanya? Girit Adası'nda bir kentin adı. Konya ise, İç Anadolu'da bir kenttir. Oysa ilgileri yoktur. Bu deyim de gerçekte böyle değildir. Doğrusu şöyledir: "Hanya'yı Gonya'yı anlamak/bilmek/görmek"

Hanya, az önce belirttiğimiz gibi, Girit Adası'ndaki bir kıyı kentinin adıdır. Girit'e gidenlerin genelde ilk gördükleri yerdir. Hanya kentinde ilk görünen yerlerden biri ise Gonya adında bir manastırdır. Girit adasında Bizans döneminde bu manastırda toplu öldürmeler gerçekleştirilmiş. Bu nedenle bir uyarı anlamında Hanya'yı Gonya'yı görmek deyimi, toplu öldürmeler arasında 'Yitip gitmek' anlamında kullanılmış. Bu arada, deyimin anlamı "Bir işin gerçek yönünü anlayarak, usu başına gelmek" olarak verilir.

 

"Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz"

Biçiminde bilinen ünlü bir atasözümüz vardır. Oysa çoğumuz bu atasözünü yanlış biliriz. Doğrusu "ana" değil, "Ane"dir.

Şöyle ki; "Ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz."

Ane, Bağdat Yolu'ndaki bir uçurumun adıdır. Bildiğiniz gibi, yar sözcüğü de uçurum demektir. Bağdat ise, o dönem bilimin en ileri olduğu kentlerden biri. Bu atasözü, bilgiye ulaşmak isteyenlerin bilginin bulunduğu Bağdat'a giderken geçmeleri gereken uçuruma gönderme yaparak bilgiye ve bilime ulaşmanın Ane uçurumundan geçmek kadar güç olduğuna vurgu yapmaktadır. Oysa biz Ane sözcüğünü ana diye yazdığımızda anlam tümüyle değişiyor.