Uğur ESER

KADRAJLARIN KAPTANI...

27 Temmuz 2017, Perşembe

     

Stanley Kubrick! Sinemanın ego duvarı, kadrajların kaptanı. Görüntü yönetmenlerinin erotik rüyası,  kameranın başına gelebilecek en iyi şeylerden biri. Kendisiyle çalışan herkesi çıldırtacak kadar gıcık, ama seyirciyi kendine hayranı bırakacak kadar zeki bir prens.

              Açıkçası elimin hamuruyla Stanley Kubrick işine bulaşıp haddimi aşmak istemiyorum... Kubrick mükemmeliyetçiliğini izledikçe ve hayranlarını dinledikçe, daha iyi anlayan ve netleştiren biri olarak, filmleri yorumlamak adına henüz gerekli yeterliliğe ulaşabildiğimi düşünmüyorum ama doğum günü anısına ve ustaya saygı babında bahsetmeden geçemezdim. Kısacası bu yazımda elimden geldiğince, benim Kubrick hakkında topladığım bilgilere ve kısmen kendi düşüncelerime yer vererek bahsetmek istedim...   

 

              26 Temmuz 1928'de, New York'un Bronx semtinde doğan Stanley Kubrick'in kariyer odaklı biyografisi benim için daha kıymetli açıkçası. Bu nedenle vakit kaybetmeden oradan başlamak isterim.

              Çocukluğunda okulda oldukça başarısız olan Stanley Kubrick, babası tarafından Kaliforniya'ya yapımcı amcasının yanına gönderildi. Döndüğünde oldukça değişmiş olan Stanley sinema dünyasını ilk kez amcasının yanında gözlemledi. Çocuk yaşta babasının ona öğrettiği satranç, onun tüm sanat yaşamına yansıyacaktı. İleride oyuncuları yönetirken satrançtaki hamlelere göre hareket ettiğini söyleyecekti. On üçüncü yaş gününde babasının hediye ettiği kamera ile çekimler yapmaya başladı. Fotoğrafçılığını ilerletti ve on yedisine geldiğinde profesyonel fotoğraflar çekmeye başladı. 1950 yılındaki ilk filmi The Day of a Fight bir belgeseldi ve bütün parasını bu filme yatırdı. Daha sonra Star Trek dizisinin yönetmeni olacak arkadaşı Alexander Singer'la ortak hazırladıkları filmde tüm paralarını kaybettiler. İlk filmin ardından yine kısa belgesel filmler olan Flying Padre ve The Seafarers'ı çekti ve yapımcıların dikkatini çekmeyi başardı.Bir sonraki filmine hazırlanan Kubrick 1948'te lise aşkı Toba Metz ile evlendi. Ancak evlilik ile Fear and Desire'ın çekimlerini bir arada yürütemediği için film başarısızlıkla sonuçlandı. Filmin kurgusu karışık olsa da, eleştirmenler Kubrick'n yeteneğinin farkındaydı. Toba ile evliliği ise yalnızca üç yıl sürecekti. Kubrick'in İngiltere'de gerçekleştirdiği ilk filmi Lolita'ydı. Shining filmine kadar Hollywood dışında kaldı. Exorcist'in kazandığı başarıya rağmen, filmin söylemine karşı çıktı ve Stephen King'ten uyarladığı The Shining'i çekti. Ancak Stephen King kitabının Kubrick yorumundan hoşlanmadı. Aynı tavrı sürdüren Kubrick Platoon'a karşı Full Metal Jacket'ı çekti. Eleştirmenler tarafından filmi "Platoon'un karanlık yüzü" şeklinde yorumlandı.Ölümünden sonra Spielberg tarafından gerçekleştirilen Artificial Intelligence adlı projesini teknolojinin ilerlemesini beklediği için erteledi. 7 Mart 1999'da hayata veda eden Kubrick, son filmi Eyes Wide Shut'ın kendi filmografisi içinde en iyi film olduğunu söyler..

      Sofistike donanımını bir çok farklı türe yansıtmayı başarmış bir yönetmen olan Stanley Kubrick; mükemmeliyetçiliğini, filmlerinde teknik kusursuzluk tutkusuyla ve entelektüel sembollerle harmanlamış, her planda son derece ince detaylarda yürüyerek, kendi tarzını diğerlerinden ayıran farkı elde etmiştir.