Uğur ESER

ATARİ SALONUNA GİTTİĞİ İÇİN BOL BOL AZAR İŞİTMİŞ EFSANEVİ NESİL

14 Eylül 2017, Perşembe

     

90'ların unutulmaz mekanlarından olan atari salonları... Havasız, sıcak, gürültülü ama o zamanların en eğlenceli mekanlarındandı. Her şehirde her ilçede, kasabalarda ve hatta köylerde birerli ikişerli mutlaka atari salonları bulunurdu. Günümüzdeyse hala var mı, merak konusu!..

Bu mekanların çok popüler oyunları vardı biri gider diğeri gelirdi ama bazıları hiç değişmez ve hep köşesinde tek jetonla oyunu bitirebilecek rakibini beklerdi.

Atari, oynaması ayrı, izlemesi ayrı keyif veren bir efsaneydi. Şimdi çok eskide kalan o günleri yad etmek adına, Ekşi Sözlük yazarlarından beğendiğim bir hikayeyi sizlerle paylaşmak istedim. Hepimizin bir köşesinden tutabileceği "yalnız değilmişim" diyeceğiniz bir hikaye...

"Oynamak ayrı, gitmek ayrı olaydı bizde. Atari salonunun karşısında kahve vardı. Onlara görünmek istemezdik, o zamanlar niyeyse bu ayıp bir şeydi, sonra haklı çıktım maalesef. Kahveden bir işgüzar amca, "sizin oğlan atariye gidiyor ha" diye yetiştirmiş babama yani neyi yetiştiriyorsa, gidip üst katta saksıda hint keneviri suluyoruz sanki. Tabi babam da kızdı falan.

Sanki kahvede koca adamların sabahtan akşama oynadığı tavla, okey, domino oyun değil. Bak bu da şimdi aklıma geliyor, o zaman düşünememişim bu savunmayı, çocukluk işte... Evime yürüyerek yarım saatlik bir mesafede bir atari salonu vardı, yaşlı bir teyze işletiyordu. lakabı da "anne" idi.

10'lu yaşlarda 50 tane velet "anne iki jeton versene" diye üşüşürdük kadının başına. Bir gün dağ tepe düz gitmişim, çölleri aşmışım o atari salonuna ulaşmak için, girdim kapıdan ve

-anne bi jeton versene

-sonra gel oğlum sen hadi.

Teyzenin masasının önünde iki sandalye vardı ve iki tane kocaman adam oturuyordu bu sandalyelerde adamlar önce bana baktı ve sonra kadına döndü ve dedi ki, "bu da mı senin çocuğun ya?" kadın hı mı dedi.

Masanın üzerinde adamın telsizini gördüm ve "tamam o zaman" deyip çıktım dışarı. Ebeveynlerin imzaladığı kağıtlar oluyordu hani, atari salonuna gitmemize izin verdiğine dair. Hiçbirimizin o izin kağıdından yoktu çünkü o dönem, atari salonu dedin mi, anne babanın gözünde teksas katliamı sahneleri oluşuyordu ve püskürerek hayır diyorlardı. Kadında böyle bir yöntem bulmuş olsa ki, he benim oğlan bu deyip yırttı o an benden örneğin.

fakat ben dışarıda her şeyi birleştirdim kafamda ve bir koşmaya başladım ki peşimde swat ekipleri, tepemde helikopter görüyorum adeta, o zaman GTA yok ama 5 yıldızım işte.

Depar depar depar... Koşuyorum Mirkelam gibi.

Bu adamlar kesin bu anne olayını anlamıştır, peşime düşmüştür diyorum, bir yandan ağlıyorum bir yandan hala koşuyorum. Annem öğrenirse bana oklavayla girer diyorum, biraz daha hızlı koşuyorum, biraz daha ağlıyorum.

Salak mıyım ben düz yoldan gider miyim. Takip ediyorlardır diye, bi' sağa dönüyorum bir sola dönüyorum. yürüyerek 30 dakika olan yol, koşarak 1 saate çıktı. Mahalleye döndüğümde nefes nefese kalmıştım. bir daha da atari salonuna gitmedim. Son oldu benim için..."

O şanslı jenerasyonun içindeki çocuklar 1 jeton için anne\baba dayağını göze aldı. Bütün harçlıkları bırakın, eve dönerken alması gereken ekmeğin parasını bile jetonlara yatırdı... "Yaktın bizi Mustafa..."

Kaynak: ekşi şeyler