Uğur ESER

İÇ DÜNYA TEORİSİ

10 Eylül 2017, Pazar

     

Dünyanın altında yedi tabaka olduğuna ilişkin hemen her yerleşik dinde inanışlar vardır. Budizm ve kısmen Hinduizm, Agarta-Şamballa gibi çift yeraltı uygarlıklarına ilişkin sarsılmaz inanç beslerler, İslam verilerindeki Ye’cüc-Me’cüc, Tevrat ve İncil’de Gog, insana benzeyen yeraltı ırkları olup, özellikle Himalaya dağları altındaki geniş, çok büyük mağara-galerilerde yaşadığına inanılır. Bu yaratıkların zaman zaman bir kozmik karışıklıktan dolayı, yeraltı ülkelerinden dışarı çıkabildikleri ileri sürülür.

İslamiyet’te de Kehf=Büyük yeraltı mağaralar şebekesi inancı vardır. Kabala’da da “Yedi Yeraltı Dünyası” inancı vardır. Aynı görüşü İslami gizli bilimciler de benimsemekte ve desteklemektedir.

“İç Dünya Teorisi”ne göre, yaşadığımız Dış Dünya kabuğunda bulunan mağaralar sistemi ve geçitler vasıtası ile İç Dünya’ya ulaşılabilir.

Ayrıca yerküremizin her iki kutbunda da büyük açıklıklar bulunmaktadır, İç Dünya’da aynı Dış Dünya’da olduğu gibi denizler, ırmaklar, kıtalar ve hayat vardır. İç dünya, dünya küresinin ortasında bulunan merkezi bir güneş tarafından aydınlatılmaktadır.

Ünlü “Time” dergisi, 1993 yılında yayınlanan sayılarının birinde, İzlanda’nın altında “Yeraltı Kıtası” bulunduğunu iddia etmişti. Altı ay sonra, “Scientific American” dergisinde de benzer bir makale yayınlandı.

İnternette yayınlanan kutuplara ait bir uydu fotoğrafında, kutup bölgelerinde siyah açıklıklar görülmektedir. Bu fotoğrafların biri 1963 yılı Time” dergisinin kapağını süslemiş ve “Holes in the Poles” (Kutuplardaki Delikler) başlığı altında okuyucuya sunulmuştu.

İç dünyaya girmek mümkün mü? İddialara göre, İzlanda’da ki Snaefell jökull kraterinde böyle bir giriş vardır. Ayrıca dünyamızdaki yedi enerjetik noktalarından birinin merkezi (Bunlara Dünya Şakraları da deniliyor.) de burada bulunmaktaydı.

(Şakralar: Başka deyişle güç merkezleri, enerjinin bir bedenden diğerine geçmesini sağlayan irtibat noktalarıdır. Yedi adet Şakra, yoğun bedenin çevre hatlarını hafifçe aşan, esiri bedenin yüzeyinde yer almaktadır. Buna benzer şekilde gezegenlerde de yedi adet Şakra Güç Merkezleri bulunmaktadır.)

Essa-7 uydusunun Aralık-1968 tarihli bir fotoğrafı

 

İç dünyaya diğer girişler, Pirenelerde, Mısır’daki Giza Piramiti’nin altında ve Lhassa’da (Tibet) bulunmaktadır.

“İç Dünya” üzerine yazdığı kitapta Bernard, bu tüneller şebekesinin bir yandan Agarti’ye, diğer yandan da dünya kabuğundaki girişlere bağlı olduğunu ileri sürer. Yazara göre:

“İç Dünya”ya egemen olan imparatorluk “Agarti” ve başkenti “Şamballa” idi.

Kayıp Uygarlık Şamballa:

Tibet ve kuzey Hindistan söylencelerinde Şamballa adlı bir yerden bahsedilir. Hindistan ve Tibet’teki eski yazıtlar, Şamballa’yı antik çok eski bir krallık olarak tanımlıyorlar. Saklı krallığın varlığına dair ilk anlatılanları Tibet Budizm’inin kutsal kitapları olan “Kanjur” ve “Tanjur”da bulabiliriz.

Geleneksel anlayışa göre, Şamballa, karlı dağlardan oluşan bir çemberin içindedir. İnanılmaz güzellikte olan Şamballa, zenginliklerle doludur. Modern bir yer olan “Pırlanta Sarayı’nın başkent “Kalapa”da olduğu iddia edilir ve Şamballa Kralı hükümdarlığını burada sürdürür. Pırlanta Sarayı’nda iki şaşırtıcı şey vardır; “Tepe Pencereleri” ve “Sihirli Ayna.”

Tepe pencereleri başka dünyalardaki hayatları görme imkanı sağlarken, Sihirli Ayna ise Kral’ın uzaklardaki olayları izlemesine imkan veriyor. Günümüzde Batı uygarlıkları ile ilişki içinde bulunan bazı Lama’lar aynanın bir ekran gibi olduğunu ve Kral’ın dünya olaylarını kontrol etmesini sağladığını iddia ediyorlar.

 

Saklı Krallığın çok daha şaşırtıcı özellikleri var; örneğin eski yazıtlarda ‘Rüzgar gücünde olan taştan atlardan’ ya da taştan uçaklar’dan bahsediliyor. Yaşayan Lama’lardan bazıları Taştan Atlar’ın en ileri teknikle yapılan uçan araçlar olduğunu iddia ediyorlar.

Tibet söylenceleri, Şamballa’nın Himalaya dağları arkasında ve Tibet’in kuzeyinde olduğunu iddia etmekteler. 96 tane prensliği olduğu söylenen saklı ülke için dünyada gizli bir yer olabilir mi? Peki ama Şamballa nerede? Manastıra Budistler yani tutucular, Şamballa’nın dünyada bulunduğu düşüncesindeler. Buna karşı halk Budizm’in yandaşları ise, Şamballa’nın tanrıların oturduğu gökyüzünde olduğuna inanıyorlar. Bazı çağdaş Tibetliler de aynı veya benzeri görüşteler; Şamballa’yı dünyada değil de, yıldızların arasında aramaya başladılar, yani bir gezegende. Yoksa Şamballa zaman ve mekan dışı bir yerde bulunan gizemli bir imparatorluk mu? Varsayımlara göre Şamballa bir başka boyut veya paralel dünya olabilir mi? Eğer bu düşünce doğru ise; Şamballa burnumuzun dibinde olsa bile göremeyiz.

 

Tibet kehanetlerine göre bir gün “kötü bir ruh” gelecek ve “Barbarlara” güçlü dünyalı olmadığını açıklayacaktır. Bazı Lama’ların düşüncelerine göre, “Barbarlar” (Dünya dışı varlıklar) Şamballa’nın var olduğunu öğrenebilirler veya oraya gidebilirler. Ama bu kehanetlere göre; önce huzurlu bir anlaşma yapılacaktır; Şamballa’da hükümdarlığını sürdüren Kral Rudra Çakri istila edenleri karşılayacak ve onların başkanına egemenliği birlikte sürdürmeyi teklif edecek¬tir. Ama kısa bir süre sonra Barbarların Kralı egemenliği kendi eline geçirmeye çalışacak ve uçan araçlarıyla Şamballa’ya saldırarak havada bir savaş başlatacaktır. Ama Barbarlar başarılı olamayacaklardır, çünkü Kral Rudra Çakri onları yıkmak için savaşacaktır. Kehanetlerde şunlar belirtilir: “Sonunda Kral, Şamballa’dan Barbarları yok etmek için çıkacak ve aşağıya inecektir.” Bazı Lama’lara göre, Kral bir başka gezegenden bizim dünyamıza gelecektir, çünkü “Jambudvipa” denen o yer, onların gözünde bütün dünya veya gezegendir, sadece bir kıta veya bölge değildir. Bu son savaştan sonra ise bir “Demir tekerlek” gökyüzünde belirip düşecek ve Rudra Çakri’nin egemenliğinin başlangıcını belirleyecektir. Bu nedenle ona “Tekerlekli çılgın” adı da verilmiştir. Zaferinden sonra Rudra Çakri, egemenliğini bütün dünyaya yayacak ve yeni bir “Altın Çağ” başlatacaktır.

İnanılmaz ama NASA’nın uzay mekiklerinin birinin yolculuğundaki görev listesinde “Şamballa” da yer alıyordu. Araç, böyle bir yerin olup olmadığını uzaydan gözlemleyip araştıracaktı. Sonucu henüz bilmiyoruz ama anlaşılan “Şamballa’nın” yerini merak eden ve buna cidden inanan birileri var gibi.

 

Batı Tibet’te “Büyük Beyaz Kardeşliğin” merkezinin var olduğu söylenir. Kutsal Şamballa şehri Gobi çölünde, “Agarta Yeraltı Üniversitesi” ise muhtemelen Nepal’le güneydoğu Tibet sınırı üzerinde bulunmaktadır.

Şamballa’nın Lhasa’nın kuzeyinde, muhtemelen Gobi çölünde, bazen de Moğolistan’da olduğu söylenmiştir.

Agarta’nın Lhasa’nın güneyinde, muhtemelen Şigatse manastırının yakınında veya Nepal’in kuzeydoğusundaki Kançenyunga dağlarının “Dünyanın üçüncü yüksek dağı” altında olduğu iddia edilmektedir.

Bazı iddialara göre, hem Agarta hem de Şamballa “Boş Dünyanın” içinde bulunmaktadır. Bazı geleneklerde Agarta “sağ el yolu” yani “beyaz okült gurup, ”Şamballa ise “sol el yolu” yani “kara okült gurup” olarak nitelendirilmektedir. Bunun tersi de yani Agarta’nın kötü, Şamballa’nın ise iyi olduğu da iddia edilmektedir.

Agarta, “Agarta Konfederasyonu Tapınakçıları” adlı küçük fakat güçlü bir ordu tarafından savunulmaktadır.

Kimi zaman Agarti veya Agarta, “Dünyanın Kralı” kavramıyla özdeşleştirilir. Bu “Dünya Kralı,” “Metatron” veya “Agarta’nın Büyük Efendisi” olarak bilinir ve Tibet’in altında bir yeraltı krallığında ikamet eder. Buraya Ortaasya’daki birçok manastırdan, özellikle Kançenyu dağı civarından, giriş vardır.

(Metatron: İbrani Kabalasında göksel (semavi) araçlar Sekinah ve Metatron’dur. Metatron terimi koruyucu (hami), gönderilmiş (haberci) ve aracı gibi tüm anlamlan içerir. Ünlü Fransız düşünürü Rene Gueon tarafından Kabalacı’ların Metatronu ve başmelek Mikail arasında paralellik kurulmaktadır. Eğer Mikail, Metatron ile bir ise, yine de onun görünümlerinden ancak bir tanesini temsil etmektedir. Işıklı yüzünün yanı sıra, onun bir de karanlık yüzü vardır.)

Bazı iddialara göre Agarti’yi kara büyünün şeytani gücü yönetmektedir. Metatron’un Gölgesi, karanlık bir güç olarak bilinir ve Sar Ha Olam veya Şeytan (Veya eski Mısır’ın yeraltı tanrısı Set) olarak tanımlanır.

Nazi okült doktrinine göre, Aryan süpermenlerin yaşadığı yer bu “Boş Dünya” idi. Hitler dünyanın içinin boş olduğunu biliyordu. Bu nedenle Tibet ve Gobi çölündeki bazı güçlerle temasa geçerek, Ortaasya’yı ele geçirmeyi düşünmüştü.