Uğur ESER

"MEY BİTER SAKİ KALİR"

6 Ağustos 2017, Pazar

     

Rakı masasındayız. 3 genç adam. Kendimiz olmaya en yakın o zamanda. Bir kadeh daha az içsek hala kontrollü, bir kadeh daha fazla içsek baş belası  olabilirdik ama biz tam kıvamındayız. 

Hakiki.  O “karşıdaki ne düşünür” diye düşünmelerimizin olmadığı, fazladan bir kendine güvenin ve cesaretin bünyede hasıl olduğu o şeker tadındaki çakırkeyiflik.

Birden daldım uzaklara, büyüdüğümüzü, zamanın ne kadar çabuk geçtiğini fark ettim.. Halbuki eskiden ne de güzel muhabbetimiz olurdu... Şimdi ise iş, para, evlilik, gelecek... Derken daldığım dipsiz kuyudan çıkartıyor beni duyduğum samimi bir ses; "Hadi şerefe"

Teknolojinin insan hayatındaki yeri arttıkça insanlar dahil her şeyin basitleştiği ve gerçekliğini kaybettiği zamanda masamızda biz olabiliyorduk yine de. Şöyle bir etrafıma baktım ellerde telefon sürekli bir paylaşım çılgınlığı. "Aynı masada olup birbirinden uzaklaşan o kadar çok insan var ki" diye düşünürken, Fuzuli'nin beni onaylarcasına söylediği sözü geldi aklıma "Mey biter saki kalır. Her renk solar haki kalır. İlim insanın cehlini alsa da, hamurunda varsa eşeklik; baki kalır." Biz ilmi yanlış kullanıp, uzaklaşmayı seçmişiz hep...

Ey elalem, duy sesimi!

Bu satırları buraya kadar okumuş olan sen. Duy sesimi. Ben de senin için elalemim ve tut ki bugün ayıpladım seni. Emin ol yarın hatırlamayacağım bile. Kendi derdime düşeceğim. Senin gibi.

Dans müziği çalan mekanlarda elde bardak, hafifçe sallanarak etrafı kesen insanlardan olmaktansa , içinden geldiği gibi dans edenlerden ol.  Bırak şöyle desinler:

80’lerden mi fırladın?  Vatkaları vestiyere mi bıraktın? O gömleği çok mu aradın? Hem sen yeterince fit bile değilsin, sokağa neden çıktın? O bet sesinle bağıra bağıra şarkı söylemeyi de nerden çıkardın?

Öyle şeyler yap ki herkes sevsin seni, herkes beğensin, herkes bayılsın. Bi sen sevme kendini e mi...