Timur Selçuk ÇİFTCİ

Ayrılık Dem-i

12 Temmuz 2014, Cumartesi

     

- Özledim...

Cılız ve yorgun sesinin odanın duvarlarında çarparak dolaştığını görür gibiydi. Koltuğun hemen ucuna oturmuş,elindeki çay bardağını sımsıkı tutuyordu.Dibi kararmış bardağa bakıp, uzunca süre orada oturduğunu fark etti. Açık pencereden esen hava, yanağındaki ıslaklığa dokunduğunda, kendini iyi hissetti. Erkek adama en çok gözyaşı yakışırdı. Dudaklarında hafif bir tebessüm oluştu. Diğer eliyle kavradığı çantasını, koltuğun yanına doğru bıraktı. Etrafı yavaşça süzdükten sonra gözü sehpanın üzerindeki anahtarlığa ilişti. Kolları arkaya doğru birleştirilmiş ve top mermisi taşıyan efeyle göz göze geldi. Efeye hiç bu kadar hüzünlü bakacağını tahmin etmezdi. Karısıyla onu aldıkları zamanı anımsadı. Hatta ufak ve tatlı bir münakaşa bile etmişlerdi. Tabi ki kazanan çok sevdiği karısıydı. Oysa şimdi anahtarlık ona kalmış, sehpanın üstünde öylece duruyordu. Göğüs kafesindeki sızı,salıverilmiş kuduz bir it gibi can evinden ısırdı. Bununla yaşanabilir mi diye sordu kendi kendine. İki elini de göğsüne bastırarak kendini kontrol etti. Artık başı bile ağrısa,gerekli tüm müdahaleleri yine kendisi yapmak zorundaydı. Bu düşünce içini acıttı.

Ayrılıklar da sevdaya dairdi belki ama, onun en büyük sevdası, yoğun geçen bir iş gününün sonunda, tüm yorgunluğunu azad ettiği karısının gözleriydi. Her şeye alışabilirim dedi içinden.Açlık,hastalık,yalnızlık,hatta kahrolası ölüm bile... Ama özlem, azgın bir deniz gibi nefesini kesiyordu. Ayağa doğruldu sonra. Dudaklarının arasından, o anına kadar duyup duyabileceği en kesin, en gerçek sözü savurdu evinin duvarlarına:

- Her şeye alışırım be kadın. Her şeyi göğüslerim belki. Ama sensizliğe mi? Asla alışmayacağım...

Kuytusundayım saatlerin.

İçi geçmiş bir zamandan yazıyorum.

Birer birer azalan mevsimlerin,

Teke düştüğü bir coğrafyadayım.

Sensizliğim esiyor,

Üşüyorum.