Tevfik TORTAMIŞ

Aydın'ın akil adamı

8 Ocak 2017, Pazar

     

Aklı selim, toplumun sorunlarına duyarlı, zorluklar karşısında pes etmeyip çözüm üreten, gençlere, darda kalanlara yol gösteren ‘akil adamlar’ toplumun köşe taşlarındandır.

Selçuklular, Osmanlılar döneminde, cumhuriyetin ilk yıllarında el üstünde tutulan, akıl danışılan ‘akil adamlık’ ne yazık ki 80’li yıllardan sonra itibarını kaybetti, ‘Çözüm Süreci’ denemesinde, bana göre bu sıfata hiç yakışmayan, bu sıfatı asla hak etmeyen bazı isimlerin de ‘akil adam’ olarak payelendirilmesiyle bu değerli kavram itibarını biraz daha yitirdi.

Özellikle TRT kanalları olmak üzere bazı TV ekranlarında yeni isimler ‘akil adam’ olarak kabul ettirilmek istense de ne yazık ki suni olarak ‘akil adam’ yaratılamıyor. ‘Akil adam’ın; olgunluğunun, düşüncelerinin yanında davranışlarıyla da bu sıfatı hak etmesi gerekiyor.

Aydınoğulları’ndan bu yana Aydın’ın da çok sayıda ‘akil adamı’ oldu.

Siyasetin, devletin her kademesine ‘hükümran’ olduğu yıllarda, bu sıfatından sıyrılarak ‘erk’ ve ‘makam’ peşinde koşan, kendi çıkarını toplumun çıkarının önünde tutan 'akil kişiler' çıkmış olsa da Aydın, her dönemde ‘akil adam’ zenginliği yaşadı.

***

Şimdi şu satırları dikkatlice okuyun….

‘‘Ülkemizde en büyük sorunlardan biri, bence, arkamızdan gelip bize geçme ihtimali olanlara karşı aldığımız olumsuz tavır ve davranışlarla o değeri yok etmemizdir.’’

‘’Her olay, kendi içinde ve yaşadığı dönem ve şartlarına göre yorumlanır. Elbette kendini yetiştirenin haddini aşması veya yanlış yapması, bazen sorunları karmaşık hale getirmiştir. Esas mesele ast ve üstün birbirine saygılı olması ve yarınlar için daha iyi bir ekibin ortaya çıkmasına izin verme alışkanlığının oluşmasıdır.’’

‘’Sayısal anlamda küçük, adını bile bilemediğimiz partilerin güzel plan ve projeleri vardır ama halk hiçbir zaman 'Onlar ne diyor' diye bakmaya fırsat bile bulamaz. Çünkü hakim güçlerin, her türlü imkanı kullanarak belirli partilerin dışındakilere oy verdirmediği açık ve nettir.’’

***

‘’Herodot tarafından ‘Gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü’ diye tanımlanan Aydın toprakları, tarihinin en ağır imtihanıyla karşı karşıya. Narencisiyle ünlü Nazilli ve Kuyucak tarafında ağaçlar sökülüyor ya da kendi haline bırakılmış. İnciri, zeytini, pamuğu, kestanesi marka olan ilimizde, bir yandan Menderes Nehri'nin kirliliği, diğer taraftan Jeotermal enerjiden salındığı iddia edilen ağır tehlikeli atıklar!.. Bu memleket sahipsiz mi? Konunun uzmanları ve yetkilileri neden ciddi bir çalışma yapmazlar?’’

‘’Aydında yıllardır emek verilip yetiştirilmiş olan ve ülkemiz için her yıl meyve veren ağaçların kesilmesi, ayağımıza kurşun sıkmak gibi bir şeydir. Yetiştirilmeleri uzun yıllara dayanan ağaçları kesmeyelim, kestirmeyelim.’’

***

‘’Ülkemizde bedel ödemeyen bir kesim yok. Az ödeyen, çok ödeyen vardır ama sonuç olarak yaşanan her türlü olumsuzluktan herkes bedel ödediğinin farkına varmaya başladı. Milletimizin el ele verdiğinde aşamayacağı hiçbir sorun yoktur ve bu konuda ciddi bir noktadayız. Son günlerde daha iyi anlaşılan bir mesele var ki kardeşlik önemli ve birbirimizi anlamak, anlamaya çalışmak çok daha önemli.’’

‘’Aydın halkında efelik ruhunun olduğu doğrudur. Aydın halkı, hiçbir zaman kanun ve kurallara uymamazlık yapmaz. Hele hele devletine zarar vereceği davranışı yapmaz, yapanı da tasvip etmez. Emanete asla ihanet etmezler ve emanet olana zarar gelmemesi için her türlü tedbiri alırlar.’’

‘’Devletimiz esnaf ve sanatkârların durumunu biraz düzeltebilmek için çareler arıyor ama nedense bir türlü ihtiyaç sahibine bu paralar ulaşmıyor. KOSGEB, '50 bin lira para vereceğim' dedi, sayı belli yani Aydın'da alsın 200 kişi ama bir bakıyorsunuz ki yine ihtiyaç sahipleri ortalarda yok, durumu iyi olanlar daha aç ve onlar bu krediyi almazlarsa mahvolacaklar yani daha çok kazanamayacaklar.’’

***

‘’Toplumumuzda her kişi ve kesimin kendince sorunları var. Herkes kendi penceresinden haklı ama bir türlü istek ve hırslarımıza dur diyemiyoruz. İşte fren yapmasını bilmeyince herkes birbirini vurmaya, kırmaya ve yaralamaya devam ediyor.’’

‘’Eskiden dürüst, sözüne güvenilen, aracılık yaptığında adil davranabilen, elindeki güç ile karşı tarafa ezmeyen, dinli-dinsiz demeden, ‘o da insan’ diye bakabilen kişilere saygı duyuluyordu. Şimdi saygı duyulma araç ve gereçleri değişti. ‘Lüks arabası, bol parası olanın, hırsız, sahtekâr veya şerefsiz olmasının önemi yok. Yeter ki herkese karşı kaba davransın, kanun tanımaz olsun, insanları ezsin, aşağılasın, menfaati olmayan kesime hakaret etsin, diploma ve makamı olsun, bizim işimizi görsün de ne olursa olsun, ne yaparsa yapsın saygın adamdır’ diyorsak hepimizin işi çok zor demektir.’’

‘’Toplum olarak hangi görüş, mezhep ve ırktan olursak olalım, sorunlarımız aynı ve aynı sonuçları yaşıyor ve bedelleri ödüyoruz. Adam dindarım, diyor yaşam ve eylem biçimi kindar, adam Atatürkçüyüm diyor, terörü ve terörizmi övüyor, adam milliyetçiyim diyor cavırlarla işbirliği yapıyor. Her kesim ve taraf kendince bir doğru ve bir taraf belirlemiş ve neredeyse toplum birbirine selam verirken bile düşünerek vermeye başlamış. Bu süreç sona ermelidir. Herkes birbirine saygı duymalı, ülke ve insan için tehlikeli olan her türlü söylem ve eylemden vazgeçmelidir. Slogancı yaşam biçiminden uzaklaşmalıyız.’’

***

Bu ifadeleri Aydın Marangozlar Odası Başkanı ve Denge yazarı Sayın Süleyman Algün’ün son üç aydaki köşe yazılarından aldım. Altına, sağduyu sahibi, yurdunu ve Aydın’ı karşılıksız seven herkesin altına imza atabileceği satırlar olarak seçtim. Kendisi ile hiç yüz yüze gelmesek de bugüne kadar hiç sohbetimiz olmasa da yazılarını eskiden beri takip ettiğim ve özenle okuduğum Sayın Süleyman Algün’ü Aydın’ın gerçek bir ‘akil adamı’ olarak yazıya dökülmüş düşünceleriyle sizlere tanıtmak istedim.

Sayın Aydın Valisi Ömer Faruk Koçak, Sayın Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, iktidar ve muhalefetin sayın milletvekilleri, Aydın’ın gerçek bir ‘akil adamı’ var.

‘’Kenti yönetirken gerektiğinde siz de bu ‘akil adam’ Süleyman Algül’ü dinleyin hatta danışın’’ derim…