Murat MENZİLCİ

Eğitimin 'Fatih'i

31 Temmuz 2014, Perşembe

     

Ülkemizin en büyük yaralarından birisi kuşkusuz eğitim sistemidir. Sokaktaki herhangi birine Türkiye’nin en büyük sorunu nedir diye sorsanız “Eğitim” cevabını almanız kaçınılmazdır. Cem Yılmaz’ın dediği gibi “Eğitim Şart” diyenlere çokça rastlanacaktır. Eğitim sistemimizde birçok sorun olduğunda hepimiz hemfikiriz. Fakat bu sorunlara yönelik hangi çalışmalar yapılmalı ya da yapılıyor dediğimizde ise birçok soru işaretiyle karşı karşıyayız.

Örneğin son yıllarda yapılan önemli bir proje olarak gördüğüm FATİH (Fırsatları Arttırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi) projesi içerisinde birçok eksiklik barındırmaktadır. FATİH projesi, 1,4 milyar lira ile 2013 yılında en fazla ödenek alan bilgi ve iletişim teknolojileri projesi oldu. Projeye göre ülkemizdeki bütün okullar kademeli olarak birer teknoloji yuvası haline gelecek, sınıflar gerekli teknolojik altyapıyla donatılıp eğitimde kalite arttırılacak. Kâğıt üzerinde her şey olumlu görünüyor. Tüm sınıflar teknolojinin bütün nimetlerinden faydalanacak, öğrenciler her türlü teknolojik materyale sahip olarak okullara gelecek ve eğitimde kalite arttırılmış olacak. Fakat bu konuda göz ardı edilen bir gerçek var. Yapılan bu teknolojik gelişmeleri kullanarak daha kaliteli eğitim vermesi gereken öğretmenler bu projede neredeyse unutulmuş durumda. Sadece verilen hizmet içi eğitimlerle bu öğretmenlerimizi projeye katkı sağlayacak hale getiremeyiz. Yapılan akademik araştırmalara göre de hizmet içi eğitimlerin öğretmene akıllı tahtayı verimli bir şekilde kullanma becerisi kazandırma konusunda yetersiz olduğu ve uygulama anlamında kısıtlı, yalnızca teorik eğitimlerden oluştuğu ve bu eğitimlerin iki gün gibi kısa bir zamana sıkıştırıldığı belirtilmiştir (TATLI ve KILIÇ, 2013). Bana göre öncelikle öğretmen yetiştirme anlayışımızı kökten değiştirmeliyiz. Maalesef Eğitim Fakültelerinde öğretmenlerimiz teknolojiyi özümseyip, eğitim hayatına aktarabilecek şekilde yetiştirilmemektedir.

Bu projenin donanım kısmında yapılan yatırımları başarılı buluyorum fakat yazılım kısmına geldiğimiz zaman büyük bir boşluk söz konusu. Sınıflarda kullanılan akıllı tahta ve tabletlerle birlikte öğretim ortamını zenginleştirecek eğitim yazılımları çok kısıtlı durumda. Bu yazılımların geliştirilmesi için bilişim teknoloji öğretmenlerine ve alan uzmanlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu konuda da bana göre üniversitelerin Eğitim Fakültelerine büyük görevler düşmektedir. Eğitim Fakültelerindeki öğretmen adaylarının teknolojik altyapıları geliştirilmeli ve eğitim materyal ve yazılımları konusunda teşvik edilmelidir.

Okullarda bilişim alan uzmanlarından ( eğitim teknolojileri, öğretim teknolojileri, bilişim teknolojileri ve eğitim alanlarından) oluşan birimler oluşturulmalı ve bu birim okullardaki teknoloji kullanımının etkililiğini denetleyip, eksiklikleri giderebilecek çalışmalar yapmalıdır. Bilişim teknolojilerine yönelik dersler tüm kademelerde zorunlu olmalı ve öğrencilere teknoloji kullanımı yönündeki eğitimler arttırılmalıdır.

Sonuç olarak eksiklikleri bulunmasına rağmen FATİH projesi ülkemizin eğitim alanında kalkınması açısından son derece önemli bir projedir. Ülkemizde teknoloji ve eğitimin kaynaşmasının bir zorunluluk olduğunun anlaşılması açısından bile kayda değer bir çalışmadır.