Murat MENZİLCİ

Acaba Nereden Başlamalı?

4 Ağustos 2014, Pazartesi

     

“Bir insanı sevmekle başlar her şey.” Ne güzel söylemiş üstat Sait Faik. Dostlarını, yakınlarını, ülkesini, doğayı, hayvanları… kısacası dünyayı sevmeli insan. Kendini de sevmeli, değer vermeli. Toplumsal düzen içerisinde topluma saygı göstermekle birlikte kendini de unutmamalı, özgür olmalı.

Artık günümüzde geleneksel eğitim anlayışlarından vazgeçilmiş, insana değer veren, evrensel ahlak kurallarını benimsemiş, küresel düşünebilen, birey olmanın farkına varan özgür düşünceli insan yetiştirmeyi sağlayan anlayışlar uygulanmaya başlanmıştır. Geleneksel anlayışlarda gördüğümüz insanı mekanikleştiren sistemler artık uygulanamaz hale gelmiştir. Bu anlayışlara göre her zaman bir sorunun tek bir doğru cevabı vardır. Her davranışa da tek bir tepki gösterilir. Fakat, insanı bir bütün olarak anlamak gerekir. Yani insan her zaman aynı davranışları sergileyemeyebilir. Geleneksel davranışçı eğitim anlayışlarında öğretmen, her zaman liderdir. Öğretmene itaat söz konusudur. Öğrenci görüşlerine değer verilmemektedir. Öğrencilere taşıyabileceklerinden fazla sorumluluklar yüklenmekte ve öğrencilerin öğrenmeleri gereken programlar sahip oldukları deneyimlerinin çok çok üzerinde hazırlanmaktadır. Neredeyse askeri bir anlayış söz konusudur. Bu da öğrencileri okuldan soğutmakta, okula ve öğretmene karşı bir ön yargı oluşturmaktadır.

Günümüz anlayışlarında ise öğrencinin okulu ve öğretmenini sevmesi, benimsemesi ön plana çıkmaktadır. İnsancıl (Hümanistik) anlayış da bu noktada önem kazanmaktadır. Bu anlayış, insanlık sevgisini, insanın yüceliğini amaç ve olgunluk olarak görmektedir ve önemli olan insanın ilgileri, değerleri ve ihtiyaçlarıdır.

İnsancıl anlayışa göre eğitim programları, öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarına uygun, gerçek yaşamında kullanabileceği bilgilere göre düzenlenmelidir. Eğitimde tam bağımsız bireyler yetiştirmek esastır. Öğrenciler, sadece birer numaradan ibaret değil, birer birey olarak görülmelidir. Öğrencilerin ilgi duydukları ve ihtiyaç duydukları şeyi en iyi öğrendiklerine inanılır. Eğitimde zorlama ve yönlendirmeler değil ilgi ve saygı vardır. Önemli olan çok bilgi öğrenmek değil bilgiye nasıl ulaşılacağını öğrenmektir. Eğitim bir yarış değildir ve öğrenciler arasında işbirliği vardır.

Elbette bu eğitim anlayışının kendine göre eksiklikleri de bulunmaktadır. Ülkemizde derslik başına ortalama 29 öğrenci gibi bir rakamla karşılaştığımız düşünüldüğünde insancıl yaklaşıma göre program hazırlamanın çok zor olduğunu kabul etmek gerekir. Ülkemizde halen yakacak odunu, okuyacak kitabı, hatta bu insancıl anlayışı uygulayabilecek, öğrencilerine değer verip onlara sevgiyi aşılayacak öğretmeni bile bulunmayan yerlerin olduğunu düşününce “Acaba nereden başlamalı?” diye kendine soruyor insan.