Murat MENZİLCİ

Teknolojik Eğitim

2 Haziran 2015, Salı

     

Eğitimin toplumdan soyut olması, kendini topluma ve çağın gereksinimlerine kapalı tutması düşünülemez. Çağın gereksinimlerine ve toplumun ihtiyaçlarına ayak uyduramayan eğitim sistemleri tarihin arka odalarında çürümeye mahkûm olurlar. Eğitimde son 10 yılda yaşanan gelişmelere baktığımız zaman, teknolojinin eğitimle birlikteliğini görmekteyiz. Burada çeşitli faktörler söz konusudur. Artık dünya ülkeleri kendi içine kapalı olmaktan çıkmış ve büyük bir bilgi ağının içerisinde var olmaya çalışarak, bu oluşumda kendini kanıtlamaya çalışmaktadır.

Dünya ülkelerinde eğitimde başarı sıralamalarına baktığımız zaman, gündelik, geçici planlar yapan, kendine has bir eğitim felsefesi olmayan, toplumsal bir uzlaşma eşliğinde eğitim programını oluşturmayan ülkeler geri planda kalmaktadırlar. Bunun yanında toplumsal eğitim reformları planlayan ve uzun vadeli eğitim felsefelerini uygulayan devletler ise eğitimde başarı basamaklarını hızlı adımlarla çıkmaktadırlar. Bunun en güzel örneğini son PISA sonuçlarında üst sıraları paylaşan Uzak Doğu ülkelerini gösterebiliriz.

Üzülerek belirtmeliyim ki ülkemiz henüz akıllı tahtayla bile yeni tanışmaktayken, hala bilgisayar laboratuvarları bulunmayan okullarımız varken bilgi çağının önde gelen ülkeleriyle rekabet etmemiz çok zor görünüyor. Burada eğitim teknolojilerini benimseyip, programlarında uygulayan özel kurumların hakkını da yememek gerektiğini vurgulamalıyım.

Dünyada 3 boyutlu yazıcılarla çalışmalar yapılan, ilkokul seviyesindeki öğrencilere robot tasarımı derslerinin verildiği kurumlar olduğunu düşünürsek ( Ülkemizde bu uygulamalara yer veren özel kurumları belirtmek isterim) eğitimde teknoloji alanında hangi seviyede olduğumuzu tahmin etmek hiç de zor değil.

Özetle teknolojik gelişime ayak uyduran ve tamamen milli bir eğitim sistemi acilen hayata geçirilmeli ve 5 yıllık eğitimde gelişim planları uygulamaya konularak üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri ışığında yeni fikirler ortaya atılmalıdır.