Mehmet TEKELİ

AT YARIŞI TAVSİYE EDİYORUM

18 Ocak 2017, Çarşamba

     

OKS, LGS, YGS, LYS, DGS, KPSS, her neyse… Bunlar annemin deyimiyle “devlete sırtını dayamak” için zorunlu olan sınavlar. Bir de isteğinize kalmış zorunlu olmayanlar var. Sınavların tümüne girdiğinizi var sayarsak ömrünüzün yarısına kadar sınavla hemhal oluyorsunuz. Doğru orantı ile hayatınız stres ile geçiyor. Ailenin emeklerini boşa çıkarmamak ya da hayatınızı daha yaşanabilir bir hale getirmek adına.

Anaokulundan başlayan eğitim serüveninde bir bireyin karşılaşmadığı sınav kalmıyor. Zihinlerinin en açık olduğu dönemde çocuklar sınav ile tanışıyor. Sınavlara günler kala sınav isimleri değişiyor. Aileleri ve öğrencileri fazladan bir heyecan sarıyor. Bilgi aynı, sınav sistemi aynı ama ismi farklı. Psikolojik olarak etkilenmemek elde değil bir öğrenci için. Özel dersler, etütler, falanlar filanlar… Aileler çoğu zaman öğrencilerden daha heyecanlı ve stresli olabiliyor. Yakınlarımdan biliyorum. Kızı-oğlu sıra arkadaşından üç-beş puan fazla alsın diye kendini paralıyor. Tabir yerinde ise bir at yarışı heyecanı ile aileler çocuklarını yarışa sokuyor. Yalan mı?

''16 YILLIK EĞİTİMİM 18 DAKİKADA TEST EDİLDİ''

İlk OKS, İlk YGS ve Cumhuriyet tarihinde yapılan ilk mülakat ile öğretmen alımı sınavlarına girdim. Mülakatta ne olduğunu anlamadık bile 16 yıllık eğitim-öğretim hayatımı 18 dakikada test ettiler. At yarışı sevenler sadece aileler değil sistem de bayılıyor at yarışına. Denek materyali gibi bir sınavdan çıkıp diğer sınava giriyoruz. Zorunda mıyız? Tabi ki zorundayız. Refah (!) seviyemizi ve kültürümüzü (!) yükseltmek için girmeliyiz en azından. Deli gibi çalışıp yüksek puanlar almalıyız. Hangi üniversite, hangi lise diye sorduklarında göğsümüzü kabartarak söylemeliyiz!

Peki nasıl olmalı? Öğrencileri kaybetmeden, ruhlarını sınav ile eritmeden, herkesi memnun edecek ne yapılabilir? Finlandiya’ya gidemeyiz. Onlar da buraya gelmez. Olduğumuz yerde yapılabilecek şeyler lazım. Bu konuda ahkâm kesmek değil amacım. Eğitim fakültesi mezunu bir denek materyali olarak naçizane düşüncelerim var. Öncelikle belirli bir yaşa kadar (9-10) sınav yapılmamalı. Çocuklar beton duvarlar arasında değil toprakta, bahçede eğitim görmeli. Anaokulları ile bu yapılmaya başlandı fakat ilerisi için yeterli değil. Meslek seçimi demeyelim ama alan seçimi daha erken bir yaşa indirilebilir. Mülakatlar ise diplomayı aldıktan sonra değil meslek seçimine başlamadan yapılabilir.

“Bunlara ne gerek var canım” diyorsanız sizlere at yarışı tavsiye ediyorum. Öğrencilerinizin ve çocuklarınızın psikolojilerini, ruhlarını teslim almayı bırakın. Vesselam…