Kaan DİNÇ

Esmer Türk

30 Nisan 2019, Salı

     

Ne garip! Yirmi dokuz harfe sığdırılan hayal dünyaları içinde koşturuyoruz yirmi dokuz yıldan aşırı. Kelimeler zihinler arasında kurulan köprüye çıkarak dans eden kıvrak çeçen kızı, acınası bir demagog, hatta köprünün ta kendisi.

Şu anda ihtiyacım olan ya da birazdan kullanacak olduğum kelimelerin birçoğu Avrupa ekspres trenleriyle ülkeye ithal edilen kelimeler. Avrupa'nın yaralı fikirleriyle bürünüp gizlenmiş bu kelimeler günümüzde katlanarak artmaya devam ediyor.

Bunlardan en dikkat çekeni ve bu yazının gayesini oluşturan ise yıllar evvelinden gündeme pimi çekilmiş bir bomba gibi bırakılan ve hiç sorgulanmadan sineye çekildiği için etkisini tam manasıyla gösteremeyen bir kelime: Beyaz Türk.

İçinde bulunduğu duruma bağlı kalmayarak çağa her zaman bir adım önde eşlik eden kişiler için kullanılması uygun görülmüş. Ne yazık ki ismin önüne konulacak sıfatın ne olduğuna kişilerin emeklerinden daha çok gökten inme ayrıcalıklarına göre karar verildiği bu topraklarda pekte doğru bir seçim olmamış.

Biraz daha uzun boylu ya da geniş omuzlular? Olmadı. Belki gözlük ve fuları aynı anda kullananlar… Sanmıyorum. Her pazar gazetesini koltuğunun altında evine götürenler? Yok, yine olmadı, beğenmedim.

Nitekim medeniyet, en küçük düşünceler dahil hayat tarzının bütünüdür. Bu saydıklarının dışındayım delikanlı. Ama tanımak istersen evimde bir Beyaz Türk yaşıyor, odamda, kütüphanemde. Her gece kitaplarımı duvardan duvara vuruyor, tartışıyoruz diz boyu. Yakama yapışıp “Esmersin” diyor, “öz be öz Esmer Türk ‘sün. Beyaz olan benim, bu etiketlerin sahibi ve tüm bu ayrıcalıkları hiçbir karşılık göstermeden sonuna kadar hak eden ben. Güneşin ıstırabıyla kavrulan ve hiçbir zaman esmerlikten kurtulamayacak olan ise sen.”

İyi de anlaşıyoruz bazı. Kendini tanımaktan kâinatın tanımına geçen yollarda yürüyoruz zaman zaman.

Ne de olsa ben dikkatim o sezişti, ben hayali tanıyordum o gerçekleri.