GÜRHAN KARAŞAHAN

AİLE İÇİ ŞİDDETE HAYIR

8 Şubat 2019, Cuma

     

Merhaba değerli Denge Gazetesi okurları,

Bugün sizlere çok önemli bir konuya değinmek istiyorum. Aile içi şiddet.

Yani 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun. 08 Mart 2012 tarihinde yürürlüğe giren kanun, kadınlar ve çocukların sözlü ve fiziksel şiddetin önlenmesi için çıkarılmıştır. Ancak, maalesef buna rağmen 2017 yılında (409) kadın, erkek şiddeti yüzünden hayatını kaybetmiş, binlerce kadın ve çocuk ise yaralanmıştır. Bu rakamların içerisinde şikayetçi olmayan, çocukları için şiddete göz yuman kadınların sayısı yok.

İnanamıyorum, tam bir yıl içerisinde (409) kadın aile içi şiddet sonucu hayatını kaybediyor. Bu rakamlar, trafik kazaları, terör olayları, hatta doğal afetler sonucu hayatını kaybedenlerin sayısından belki de daha fazla. Yani ben bu yazıyı yazarken, siz de bu yazıyı okurken kadınlara ve çocuklara şiddet devam ediyor.

Peki neden kadınlara ve çocuklara şiddet uyguluyoruz. Cahillikten, fakirlikten, zenginlikten, alkolden, namus yüzünden, belki de hakimiyetten. Sebebi ne olursa olsun, kadınlar ve çocuklara karşı şiddet asla kabul edilemez. Çünkü, kadınlar ve çocuklar fiziksel olarak güçsüz ve bir erkeğe göre yetersizdir. Kanunlarınız açık, hukuki yollar varken, şiddete başvuramayız.

Daha öncesine gitmek istiyorum. Şiddet uyguladığımız kadınlar ile isteyerek ve severek evleniyoruz. Ama şiddet uygulayan kişiler, yaşadıkları sorunları veya kendilerince uydurdukları saçma sebepler nedeniyle şiddet uyguluyorlar. Şiddet uygulayan kişilerin kaç tanesi eşleriyle istemeden evlendi? Kaç tanesi istemeden çocuk sahibi oldu. Çocuklarımız hasta olduğunda hastane hastane gezmiyor muyuz? Sabahlara kadar yanlarında nöbet tutmuyor muyuz? Peki biliyor musunuz, çocuk sahibi olabilmek için servet harcayan ve "gözümün önünden ayırmayacağım" diyen kaç kişi var? Evlenemeyen oğlumuz ve kızımız var?

Sizin bakış açınızı değiştirmek istiyorum. Aile içi şiddet uygularken, çocukların nasıl etkilendiğidir. Baba şiddeti ve annesine karşı uygulanan şiddet, onun için artık normal bir olay haline geliyor. İleride, o çocuklar büyüdüğü zaman, ya suç makinesi haline geliyor, ya da aile içi şiddet uygulayan birey haline geliyor.

Tekrar farklı bir açıdan bakmanızı istiyorum. Şiddet sonucu hayatını kaybeden kaç kadının bebeği öksüz kalıyor. Annesini kaybeden çocuk, babası da cezasını çekmek üzere cezaevine giriyor. Peki çocuklar ne olacak? Kötü alışkanlıklar ve suça meyilli bir gelecek.

6284 Sayılı Kanun Tedbir ve uzaklaştırma kararı nasıl uygulanıyor?

Tedbir kararlarına aykırılık:

(1) Bu Kanun hükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayan, bu kararın gereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur.

(2) Tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresi on beş günden otuz güne kadardır. Ancak zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez.

Yani kadın ve çocuklara karşı şiddet uygulayanlar hakkında hapis cezası bile var.

Sadece erkekler mi suçlu olur.? Tabii ki hayır. Kadınların da suçu azımsanmayacak kadar çok. Ama hiç biri şiddet görmek için bahane olamaz. Canı biz vermedik ki, biz nasıl alalım.

Kadınlara ve çocuklara karşı şiddet uyguladığımızda erkek ve güçlü oluyoruz. Ama asıl gerçek olan güçlü bir erkek, eşini ve çocuklarını koruyan ve kollayan, ailesini mutlu edendir. Asıl güç bilekten değil, aileden gelir. Şiddet uygulamak için bir bahane bulacağınıza, korumak için bin sebep bulun.

Biz erkekler, kadınlar ve çocuklara şiddet uygulayan değil, onları koruyan ve kollayan olmalıyız. Onlara lazım olan, korktukları bir baba değil, süper kahraman bir baba. İyi ve çağdaş bir gelecek için kadına ve çocuklara karşı şiddete hayır.

Hiç bir kadın ve çocuk şiddeti hak ettiğini düşünmüyorum.

Bir sonraki yazımda görüşünceye dek, saygılarımla şimdilik hoşça kalın.