Burçin İVREN
cavehve@gmail.com

Geceye Övgü

26 Ocak 2019, Cumartesi

     

***Görsel, Ali KARATEKİN tarafından "Geceye Övgü" yazısına özel olarak tasarlanmıştır. 

 

“Yürekleriniz kendi sessizlikleri içinde gecenin ve gündüzün gizlerini bilirler.” Ermiş, Halil Cibran

 

Kimi insanların ritimleri, akşamın karanlığı yeryüzüne çökmeye başlayınca açılan bir iyilik hali gibidir. Onlar, gündüzün her şeyin üzerine düşerek parlattığı ışığı sevmiyorlar. Gündüz zamanını da kendilerine ait hissetmiyorlar.

 

Bir yörüngede yüzen gece ve gündüz peşi sıra gelerek zamanı insana ait kılar. Ancak gece zamanının insana aitliği, gündüz zamanına göre daha fazla hissedilir. Çünkü gece, gündüzün iş saatlerinden, sosyal rollerinden ve sorumluluklarından muaf olarak sahibine arındırılmış bir kendilik alanı sunar.

 

Kimilerinin geceyi sadece uyuyarak geçirmeyi yeğlememesi işte bu yüzdendir. Onlar gecenin uyanık dinlencesinde, düşünmekten, düşlemekten ve kendini gerçekleştirme arzusu ile bir şeyler üzerine çalışmaktan keyif alırlar.

 

Ve bazıları, içlerini arındırabilmek için sadece geceye mahsus olarak gözüken göksel şeylere bakarlar. Bakma ihtiyacı hissederler. Ve bakmak, kim bilir belki de bakılan şeyin imgesine sahip olmaktır. Kimi insanlar, "Dolunay izlemekten keyif alıyorum, yıldızlar beni büyülüyor." diyemeseler bile içimizde onlarla beslenen, yıldızların ve ayın serpilişindeki ihtişama hayran kalan ve sessizlik boşluğundan gecenin donuk ışığını emenler var.

 

Ve kuşkusuz gece, ona ait olanları bilinmez bir bağla birbirine bağlar. Gündüzü sevenler, gündüzü sevenlerle karşılaştıklarında bunda sevinecek bir şey bulamazlar. Ancak geceyi sevenler, geceyi sevenlerle karşılaştıklarında içlerinden bir sevinç duyarlar. Belki de hayaller, kim bilir belki de dualar, belki de endişeye rağmen azmin kendisi, sadece sahiplerinin bilebileceği bir tatla bilinçlerden çıkarak her şeyi birbirine bağlayan gecede birbirine bağlanmıştır. Bu yüzdendir ki gece, geceyi yaşayanları birleştirir.

 

İyi ki gece ve gündüz birbiri ardınca geliyor. Gecenin en bitimsiz karanlığında gün, ilk kıpırtısıyla doğmaya hazırlanıyor. Hava, toprak, ateş ve su telaşesinden sıyrılarak yenileniyor. Ve yeryüzünü örten gecenin söylencesi, geceyi saran gündüze doğru akıyor...