Ayşe YILMAZ

Tutmadığımız yasın yükü

23 Aralık 2019, Pazartesi

     

Kayıpların ardından tutulan yasın ne demek olduğunu babamla anladım. İkinci gün çalan telefonun karşısında hiç görmediğim, bilmediğim halam vardı. 'Ayşe ben sana acıyorum. Bu söylediklerim seni daha çok ağlatacak, canını yakacak.Şimdi olmasa da sonradan ne dediğimi anlayacaksın. Asıl babasız kalan sensin. Kardeşlerinin annesi babası hep olacak ama senin olmayacak' dedi ve iyi dilekleriyle telefonu kapattı.

Hiç bu kadar öfkelenmemiştim; babam öldüğü için bana acıyan halam vardı. Ağlamadığım kadar ağladım,anneme anlattım. O da halan doğru diyor deyince, 'öldüm de haberim mi yok' diye agresifleştim. Bana ne demek istediklerini aynı gün anladım. Abim oğluna 'babam' diye seslenip sevdi. Ablam da oğluna babamın ilk göz ağrısı dedi. Annem Cengizimin yavruları dedi. Yani herkes herkese bir şey dedi.

Duyduklarım gerçeği değiştirmedi, babam öldü ve ben yalnızım dedim 5. gün evden ayrıldım; işimin gücümün başına gittim. Duygular bitmedi, çoğaldıkça çoğaldı...

Sonra bir gün mavi kapaklı 67 sayfalık bir kitap geçti elime. Ölümden Sonra Yaşam adında olması kitaba saldırmam için yeterliydi zaten. "Sevdiğiniz şey her neyse kaybettiğinizde yasını tutun."Sağlıklı bir beyne ve ruha sahip olmak için bunu mutlaka yapın önerileri vardı.

Kitapta yazanlar da halamın söyledikleri de doğruydu. Yaşamaya devam etmek için en sevdiğimizi kaybettiğimizde bile yüklerden arınmak veya duyguları koruyabilmek için yas tutmalıydık. Sevginin bile yük olabileceğini düşünerek yapmalıyız. Öldükten sonra çok sevmek, çok nefret etmek, çok özlemek bi çare...

Gerçek şu ki; yaşıyorsak her duyguyu tatmak hakkımız. Ölüm de bunun belki de en acısı.