Av. Damla SEZEN
av.damlasezen@gmail.com

DİJİTAL DÜNYANIN PARASAL GÜCÜ: KRİPTO PARALAR – BITCOIN

5 Kasım 2017, Pazar

     

Değerli Okurlar;

 

Yazılarımı yazarken konularımı güncel ve merak uyandıran konulardan seçmeye özen gösteriyorum. Bu yazımda yine güncel bir konu olan ve bazılarınızın belki daha önce hiç duymadığı ancak dünyayı kasıp kavuran “Kripto Para”dan ve hukuki durumundan söz edeceğim. Bildiğiniz üzere geçenlerde TCMB tarafından kripto para teknolojisi “Blok Zinciri (Blockchain)”ni tanıma amacıyla çalışma ve araştırma grubu oluşturmaya karar verildi. Ülkemizde çalışmalarına yakın zamanlarda başlansa da kripto paraların Dünya üzerindeki geçmişi 2008 yılına kadar dayanıyor. Mesleki alanım doğrudan konunun hukuki yönüne ilişkin olsa da sizlere konu hakkında dilim döndüğünce önbilgi vermeye çalışacağım.

 

Kripto para ve blok zincirini anlatmaya başlamadan önce “kripto” terimini açıklamakta fayda görüyorum. En basit anlamıyla kriptoloji, bir şifreleme bilimidir. Bilgilerin veya verilerin belirli bir sisteme göre şifrelenmesi, alıcıya güvenli bir ortam aracılığıyla gönderilmesi ve bu şifreleme sisteminin alıcı tarafından çözülmesi olarak da açıklanabilir.

 

Kripto para ise şifreli olarak güvenli işlem yapmakla birlikte sanal para arzına imkân sağlayan dijital paralardır. Aslında bu paralar bize çok da yabancı değil. Zira sanal ortamlarda yapılan bankacılık işlemlerimizde aslında bu dijital paraları zaten kullanıyoruz. Ancak buradaki kripto paraların dijital paralar dâhil diğer tüm paralardan ayıran en önemli özelliği; herhangi bir merkezi otoriteye veya resmi kuruluşa bağlı olmaması, yönetilemez olmasıdır. Yani öyle bir para düşünün ki; devlet tarafından basılmıyor, kendi para birimimiz ile alınıp satılabiliyor, üstelik herhangi bir aracı kuruma gerek olmaksızın başkasına transferi yapılabiliyor. Blok zinciri olarak bahsettiğimiz ise kripto paralarla gerçekleştirilen tüm işlemlerin kontrolünü sağlayan ve bunları saklayan bir veritabanı teknolojisidir. Blok zincirini herkes tarafından görülebilen, kimsenin tek başına tekelinde olmayan, dijital küresel bir hesap defteri olarak düşünmek mümkündür.

 

Kripto paralardan ilk akla gelen Bitcoin’e (BTC) her geçen gün yeni bir alternatif alt coin tanımlanmaktadır. Bu durum Bitcoin’i parça parça harcamaya olanak sağlamaktadır. Altcoine örnek olarak Etherium, Ripple, Litecoin, Monero, DashCoin, Verge vb. örnekleri verebiliriz. Bitcoin’inin korunması adına toplam Bitcoin arzı 21.000.000 olarak belirlenmiştir, yani bu rakamın üzerinde Bitcoin üretilmesi mümkün değildir. Bitcoin’in üretilme işlemi “madencilik” (mining) olarak tanımlanmakla birlikte üreticilerine “madenci (miner)” denilmektedir.

 

Bunun sebebi milyonlarca bilgisayar üzerinden toprağı kazar gibi bir veri yumağını kazılarak henüz açığa çıkmamış Bitcoin’lerin çıkarılmaya çalışılmasıdır. Piyasadaki arzı 21.000.000 ile sınırlandırılan Bitcoin’in arz fazlası yaşaması mümkün olmadığından enflasyon riski bulunmuyor, aksine deflasyon (aşırı değerlenme) riski var. Zira sırf madencilik faaliyeti için üretilen yüksek güçteki ekran kartları ile kazılan Bitcoin arzının 16,661,363’ü bu yazıyı yazdığım tarihte çoktan açığa çıkarıldı. Kazılmamış kısım miktarı azaldıkça çıkarılması zorlaştığı için değeri de her dakika artan bir para birimi Bitcoin. Örnek verecek olursak; bu yazıyı yazdığım dakika 1 Bitcoin’in karşılığı 7,365.60 Amerikan doları. Evet, yaklaşık 28.157,00 Türk Lirası. İlk ortaya çıktığı 2009 yıllarında ise 1 Bitcoin, 0.06 Amerikan dolarından işlem görüyordu.

 

Bitcoin güvenliği konusunda ise şunları söyleyebiliriz; Bitcoin transferi bitcoin cüzdanları aracılığıyla gerçekleşmekte olup cüzdan ise banka hesap numarasına benzemekle birlikte kişisel hiçbir bilgi içermeyen, yalnızca şifre ile giriş yapabildiğiniz, rakamlardan ve harflerden oluşan karışık bir dizedir. Cüzdan adresini bildiğiniz bir kişinin hesap hareketlerini görüntüleyebilmeniz mümkündür, bu sistemin şeffaflık anlayışının bir gereğidir. Bitcoin madencilerinin bilgisayarlarında bir yanda kazma işlemini gerçekleştirirken diğer yanda veri tabanı saklanır. Yani Bitcoinlere ilişkin veriler merkezi bir sunucu yerine tüm madencilerin bilgisayarında depolanmaktadır. Merkezi bir ağa bağlı olmaması hacklenme veya arıza ihtimallerinde para kaybı riskini en aza indirmektedir. Sistemin teknolojisi olan Blok zinciri yani Blockchain de bu nedenle birçok kesim tarafından geleceğin teknolojisi olarak adlandırılmaktadır.

 

Bitcoin’in ekonomiye girişi haliyle Dünya’daki birçok ülkede tartışmalara neden oldu ve olmaya hala devam ediyor. Bitcoin’in önü alınamaz gelişimine karşı bir kısım ülkeler çekimser kalırken, bazı ülkeler resmi olarak Bitcoin’i kabul etmiş, bazı ülkeler ise değişime sıcak bakmayarak Bitcoin ve türevlerini yasaklama yoluna gitmiştir. Amerika, Danimarka, İsveç, Hollanda, Kanada, Birleşik Krallık, Avustralya, Finlandiya’da hükümetlerce Bitcoin’in yasalaştırıldığı görülmekte iken Ekvator, Kırgızistan, Bolivya, Bangladeş gibi bazı yerlerde hükümetlerce Bitcoin’in yasadışı olarak bildirildiği görülmektedir.

 

Ülkemizdeki bu yöndeki gelişmelerin başında 25 Kasım 2013 tarihinde BDDK tarafından Bitcoin ile ilgili bir basın açıklaması bulunmaktadır. Bu açıklamada, dijital para Bitcoin’in 6493 Sayılı yasa kapsamında olmadığı ve elektronik para olarak değerlendirilemeyeceği için gözetim ve denetiminin mümkün olmadığı, kimlikleri belirlenemeyen kişilerce gerçekleştirilecek para transferlerinin yasa dışı faaliyetlerde kullanılmasına imkân tanıdığı, işlemlerin geri döndürülemez olduğu, dijital cüzdanların çalınması ve kaybolmasının mümkün olduğu gibi bu nedenle risklerinin bulunduğu bildirilmektedir. Daha sonra Sermaye Piyasası Kurulu tarafından “Kripto Para- Bitcoin” (Dr. Abdurrahman ÇARKACIOĞLU) isimli araştırma yazısı Aralık 2016’da yayımlanmıştır. Konu ile ilgili daha kapsamlı bilgi edinmek isteyen okurlarımızın bu araştırma yazısını okumalarını şiddetle tavsiye ediyorum.

 

Ülkemizde henüz araştırma aşamasında olan Kripto paralara ilişkin mevzuatımızda herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Ancak diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de Bitcoin’in vergiye tabi olup olmayacağı ile olursa hangi usulde vergiye tabi olması gerektiği konusundaki tartışmalar sürmektedir. Bitcoin ve türevlerinin yasal statüsünün belirlenmesi halinde ancak vergisel değerlendirme yapılabilecek olup hiçbir merkezi otoriteye bağlı olmayan, finansal özgürlük temelli bu sistemin niteliklerinin korunabilmesinin mümkün olup olmadığının ise ayrı bir tartışma konusudur.

 

Her zaman dediğimiz gibi; “Adaletin güneşi hep üzerinizde olsun!”