Ali ASEL

İdam edilmek için yalan söyleyen, ABD’nin ilk kadın seri katilinin hikayesi

20 Mart 2020, Cuma

     

Tarihte kadın seri katillere erkek seri katillerden daha az rastlanır. Genel olarak seri katiller sapkın bir amaç uğruna ve ya psikolojik bir rahatsızlıktan kaynaklanan sebeplerden ötürü seri cinayet işlemeye başlarlar. Kadın seri katiller ise genelde, ya bir maddi çıkar uğruna (miras, sigorta parası… ) ya da bakmakla yükümlü oldukları kişilerin acılarına son verme amacıyla (yoğun bakımda yatan ve tedavi edilmeleri mümkün olmayan yaşlı / bebek hastalar gibi …) hareket ettikleri tepsi edilmiştir.

Bu hafta sizi Aileen Wuornos ile tanıştıracağım. Aileen Wuornos ise tüm bu bilgilerden farklı olarak, erkek seri katil özellikleri barındıran ve bilinen tek kadın seri katildir

ÇOCUKLUKLA BERABER GELEN ZORUNLU YETİŞKİN OLMA SÜRECİ

29 Şubat 1956 yılında Michigan a bağlı Rochester kentinde doğdu. Annesi henüz 15 yaşında iken önce abisini doğurmuş çok kısa bir süre sonra Aileen e hamile kalmıştı. Kendisi de henüz bir çocuk olan annesi kocasından sürekli şiddet gördüğü için Aileen dünyaya gelmeden birkaç ay önce boşandı. Aileen ın babası, annesi ile boşandıktan kısa bir süre sonra 7 yaşında bir kız çocuğuna tecavüz ve öldürmeye teşebbüsten tutuklandı ve bir akıl hastanesine kapatılmasına karar verildi. Pedofil olan babası ömrünün sonuna kadar kapalı bir odada tutulacaktı ancak babası kendini asarak hayatına son verdi.

BABASI Leo Dale Pittman

Annesi 18 yaşına geldiğinde kendine yeni bir hayat kurmak istiyordu ancak iki küçük çocukla bunu gerçekleştirmesi çok zordu. Bu sebeple iki küçük çocuğu anne ve babasına bırakarak onları terk etti. Aileen ve abisini ananesi ve dedesi büyütmeye başladı. Bu süreçte çocuklara gerçeği söylemediler. Hareketli olan çocukları kontrol altına almak onlar için kolay olmamıştı. Bir gün ,Aileen in abisi çakmak gazı ile oynarken yüzünü yakmış ve ömür boyu yüzünde taşıyacağı izler meydana gelmişti.

Anneanne ve dede hem alkolik hem de despottular. Çocukları cezalandırmak için kemerle dövmek ev içinde normal kabul edilen bir davranıştı.Aileen zaman zaman da dedesinin tacizine uğruyordu. Aileen 12 yaşına geldiğinde anneannesi ve dedesinin gerçek anne ve babası olmadığını öğrendi ve bu durum ev içerisindeki gerilimi iyice arttırmıştı. Evde neredeyse hiç diyalog kurulmuyordu. Aileen tepki olarak, okulu asmaya, sigara – içki içmeye, kendinden yaşça büyük erkeklerle arkadaşlık yapmaya başlamıştı. Aileen seksüel olarak da erken gelişmişti. Henüz 14 yaşındayken evin kenarındaki ormanlık alanında dedesinin bir arkadaşı tarafından tecavüze uğradı ve hamile kaldı. Ev halkı bunu öğrendiğinde apar topar Aileen i ‘evli olmayan anneler vakfına’ vererek, doğum yapana kadar orada kalmasını sağladılar. 1971 yılında bir erkek çocuk dünyaya getirdi ve bebeğin bir aileye evlatlık olarak verilmesine karar verdiler. Doğumdan sonra eve döndüğünde alkolik olan anneannesinin artık karaciğeri neredeyse iflas noktasına gelmiştir. Bir akşam evde anneannesi atak geçirir ancak dedesi o kadar sarhoştur ki, sızdığı için karısının atak geçirdiğini fark edemez ve anneanne acı içinde kıvranarak hayatını kaybeder. Aileen in dedesi, hem karısının ölümü hem de arkadaşının Aileen e tecavüz etmesi durumu ile baş etmekte zorlanır. Bu zorlukla baş edebilmek için daha fazla alkol tüketmeye başlar. Aileen in abisi de 21 yaşına geldiğinde gırtlak kanserine yakalanır ve o yıl ölür. Aileen, o evde daha fazla kalamayacağını anlar ve evden taşınır. Tezgâhtarlık, garsonluk gibi işler bulur ancak kavgacı yapısı ve disiplinsiz davranışları sebebi ile çok fazla tutunamaz. Bir süre arabada yaşar ama eve dönmez. Dedesi ise bu yalnızlığa daha fazla dayanamaz ve intihar eder.

Aileen uzun soluklu işlerde çalışamadığı için seksin para kazandırıcı yönü ile tanışır ve otostop çekerek, geçimini seks işçiliğinden kazanmaya başlar.

İLK EVLİLİK: 1976 yılında yine otostop çekerken son model bir Mercedes önünde durur. Aracı 69 yaşındaki Lewis Gratz Fell kullanmaktadır. Zengin bir yat kulübü sahibidir. Adam, Aileen i görür görmez vurulur ve iki ay gibi kısa bir zamana da evlenmeye karar verirler. Adamın çocukları ve yakın çevresi bu duruma itiraz etseler de dinlemezler ve evlenirler.

Aileen, evlendikten sonra Lewis in lüks apartman dairesine yerleşir. Günlerinin çoğunu havuz başında, barlarda ya da alışverişte geçirir. Barlarda alkol alıp kavga çıkartan Aileen zaman zaman da gözaltına alınarak eşini zor durumda bırakır. Bu problemler ile ilgili kocası onunla konuşmak istediğinde, eşinin yaşlılığını sürekli yüzüne çarpıp dalga geçmeye başlar. Kavga o kadar ileri boyuta gelir ki, bir gün Aileen kocasını döver. Bunun üzerine Lewis avukatlarının yardımı ile hemen boşanma davası açar. Hayatı için fırsat olan bu evlilik ise 1 ayda sona erer. Evlilik bitince yine beş parasız yollara düşen Aileen, sokaklarda müşteri aramaya, ucuz motellerde kalmaya, zaman zaman da hırsızlık yapmaya başlar. Bazı geceler yol kenarında tecavüze de uğradığı olmuştur. Tam 10 yıl bu şekilde yaşar.10 yıl boyunca hayatı, seks işçiliği, alkol, uyuşturucu, tecavüz, darp, şiddet, açlık ve umutsuzluk içinde geçmiştir.

TYRIA MOORE VE DEĞİŞİM

Aileen 1986 yılında Florida nın Daytona kentindeki bir barda, 24 yaşında olan Tyria Moore adlı bir kadın ile tanıştı. Yalnız, öfkeli ve umutsuz olan Aileen görür görmez bu kadına aşık olmuştu. İçinde bir lezbiyen yöneliminin olduğunu o zamana kadar fark etmemişti. Tyria Moore da bu ilgiye kayıtsız kalmayınca iki kadın arasında tutkulu bir ilişki başladı. Moore o sıralar bir otelde kat görevlisi olarak çalışıyordu. Aileen onu o kadar çok kıskanıyordu ki daha fazla çalışmasını istemedi ve işi bıraktırdı.

Tyria Moore

Aileen ,Tyria nın her istediğini yerine getirmek için fahişelik yapmaya devam ediyordu . Onun isteği üzerine işi bıraktığı için her şeyi yapmaya göze almıştı ve onu terk edeceğini asla düşünmüyordu. Aileen eskisi gibi güzel değildi. Yıllar ona kötü davranmış ve o da kendi bedenine ve sağlığına iyi bakmamıştı. Artık 10-15 dolara iş tutan bir fahişeden fazlası değildi. Tyria yı elinde tutacak kadar para kazanmak adına her türlü aşağılanmayı, kötü muameleyi görmezlikten gelip boyun eğdi.

Aileen bazı zamanlar öfkesini kontrol edemediği için barlarda kavga çıkartıyordu. Bir akşam barda otururken yan masadaki adamın Tyria ya ilgi göstermesi üzerine deliye döndü ve adamın kafasında içki şişesini kırdı. O geceyi ikisi de gözaltında geçirdiler. Tyria artık bu hayata daha fazla katlanamayacağını söylemeye başladı. Aileen ın bir şeyler yapması gerekiyordu. Hayatında ilk defa gerçekten sevildiğini ve değer verildiğini hissetmişti ve bunu kaybetmek istemiyordu. Tyria artık ayrılmak istediğini söylüyor, Aileen her defasında neredeyse ağlayarak vazgeçiriyordu. Artık daha ciddi bir adım atması gerektiğinin farkına varmıştı. Yıllardır bavulunun dibinde taşıdığı 22 kalibrelik silahını çıkardı.

CİNAYETLER

Aileen hayatına dönüp baktığında erkeklerden nefret ediyordu. Yaşamının bu hale gelmesinin, mutlu olmayışının sebebi erkeklerdi. Onlardan intikam alma vaktinin geldiğini düşündü. İlk fırsat karşısına çıktığında artık hazırdı ve tereddütlerini bir kenara koydu.

1989 yılı Aralık ayının ilk günlerinde elektronik eşya tamircisi 51 yaşındaki seks ve alkol düşkünü bir adam olan Richard Mallory ın arabası Volusia ilçesi sahilinde bulundu. Aracın içinde boş bir cüzdan, birkaç tane prezervatif ve boş votka şişeleri bulunmaktaydı. Polis kısa bir araştırma sonrası birkaç gündür işyerini de açmadığını öğrendi. Olay önce kayıp vakası olarak kayıtlara geçti. 13 Aralık günü hurda metal toplayarak geçimini sağlayan iki kişi Volusia ilçesine giden anayolun kenarında rulo halinde bir halı buldular. Halıdan çok kötü kokular geliyordu. Halıyı açmaya karar verdiler. Halıyı açtıklarında çürümeye başlamış cesetle karşı karşıya kaldılar ve hemen polise haber verdiler. Olay yerine gelen polisler kimlik tespiti yapmak istediler ancak cesedin yüzü tanınmayacak haldeydi. İleri derecede çürüme başlamıştı, göğsünde 3 kurşun izi tespit ettiler ve çok zorda olsa parmak izi almayı başardılar. Ceset Richard Mallory e aitti ve 22 kalibrelik bir silahla öldürülmüştü. Polisin elinde de bundan başka bilgi yoktu.

Richard Mallory

19 Mayıs 1990 yılında inşaatlarda çalışan 43 yaşındaki David Spears patronundan izin almıştı. Orlando ya gitmesi gerektiğini söylemişti ancak kamyoneti 75 numaralı karayolu üzerinde terk edilmiş olarak bulundu. Arabanın kapısı kilitli değildi ve plakası sökülmüştü. Ailesi ve arkadaşlarını sorguladılar ancak onu o günden sonra gören olmamıştı. Kayıp vakası olarak tutanaklara geçti ancak 1 Haziran da Citrus City yakınındaki ormanlık alanda David in cesedi bulundu. Adamın arabasına aldığı biri tarafından öldürüldüğü, cesedi ormanlık alana attıktan sonra katilin arabayı alıp uzak bir yere bıraktığını düşündüler. Saldırganın bir fahişe olabileceğini de düşündüler çünkü cesedin yanında kullanılmış prezervatif vardı ve ceset yarı çıplak vaziyetteydi. Göğsüne almış olduğu 22 kalibrelik 4 kurşunla öldürülmüştü.

David Spears

6 Haziran günü yine 75 numaralı karayolu üzerinde Pasco kentinin yaklaşık 40 km mesafesinde, ormanlık alana doğru çıplak bir erkek cesedi bulundu. Uzun süredir açık alanda kaldığı için ileri derecede çürümüştü. Kimlik tespiti için adli tıp a götürüren cesette 9 adet kurşun yarası bulundu ve 22 kalibrelik bir silaha aitti. Pasco kenti dedektiflerinden Tim Muck , Citrus kentinde bulunan cesetten haberdardı ve aralarındaki benzerlik dikkatini çekmişti. Citrus polis departmanında çalışan meslaktaşı Marvin Padget ile iletişime geçti. Aynı katili aradıklarını anlamışlardır. Aylar sonra bu kimliği belirsiz olan cesedin Charles Carskaddon olduğu ortaya çıkacaktı.

Charles Carskaddon

SONA GİDEN YOL

4 Temmuz günü Orange Springs e doğru giden 315 numaralı karayolu üzerinde evinin verandasında oturmakta olan Rhonda Bailey adlı kadın bir aracın kaza yaptığını gördü ve hızlıca araca doğru gitti. Aracın içinden iki kadının çıktığını gördü. Yanlarına giderek iyi olup olmadıklarını ve yardım çağıracağını söyledi ancak kadınlardan biri ‘ Lütfen polise haber vermeyin, babam arabasını aldığım için bana çok kızar ‘ deyip aramasını istemedi ve yürüyerek oradan uzaklaştılar. Rhondo ise kadınlar uzaklaştıktan sonra bu durumu biraz şüpheli bulup polisi aradı ve durumu anlattı. Kazanın olduğu yere gelen polis aracın içindeki kan lekelerini fark edince daha detaylı inceleme yapmak için aracı ilçe merkezine çektirdi. Arabanın sahibi 65 yaşında, inançları güçlü olan eski bir deniz askeri Peter Siems olarak belirlendi. 7 haziran günü akrabalarını ziyaret etmek için evden ayrılan Peter dan bir daha kimsenin haber almadığı ve kayıp olarak arandığı anlaşıldı. Şimdi ise arabası iki kadının karıştığı kaza sonrası bulunmuştu. Görgü tanıklarının ifadeleri ile birlikte bu iki kadının robot resmi çizilip tüm polis merkezlerine gönderildi.

Peter Siems

Marion kasabasında sosis imalatı yapan Mae Thompson , 30 Temmuz günü dağıtım yapan kamyonun akşam vaktine kadar gelmemesi üzerine , dağıtım yapılması gereken diğer işyerlerini aradı ve kamyon şoförü olan Troy Burress in uğraması gereken hiçbir işyerine uğramadığını farketti. Bunun üzerine kasaba şerifine haber verdi. Sabah 04:00 civarı kamyon kasabadan yaklaşık 30 km uzaklıkta, karayolu kenarında bulundu. Kamyonun kapıları açıktı ve üzerinde anahtar bulunmamaktaydı. Burrenss ten ise hiç haber yoktu. Yaklaşık 5 gün sonra, Ocala ulusal orman parkına piknik yapmaya giden bir aile kendilerine yer ararken ağaçlar arasından gelen kötü kokuyu fark ettiler. Kokunun geldiği yöne bakmaya gittiklerinde ise çürümüş bir ceset ile karşılaştılar. Yerel polis gücü olay yerine geldi ancak sıcak yaz havasında cesedin kime ait olduğunu tanımlamak çok zordu. Cesedi incelediklerinde göğsünden ve sırtından iki kez vurulduğunu tespit edebildiler. Kurşunlar 22 kalibrelik bir silahtan çıkmıştı. Cesedin teşhisi için eşi çağrıldı ve eşi onu nikâh yüzüğünden tespit edebildi.

Troy Burress

Charles Humprey 56 yaşında Alabama polis teşkilatından emekli olmuştu. Emekli olmak için henüz çok genç olduğunu düşündüğü için bir rehabilitasyon merkezinde çalışmaya başlamıştı. Burada taciz ve saldırıya uğramış gençlere ve kadınlara yardımcı oluyordu. 10 Eylül de, karısıyla birlikte 35. Evlilik yıldönümünü kutladıktan sonraki sabah işe gitmek için evden çıktı. Akşam eve dönmeyince karısı endişelenmeye başladı. Polis karakoluna gidip kayıp ilanı vermek istedi ancak polisler biraz daha beklemesini henüz çok erken olduğunu söylediler. 12 Eylül 1990 akşamüzeri Charles ın cesedi boş bir arazide bulundu. Göğsünde ve kollarında 7 kurşun yarası vardı ve 22 kalibrelik bir silahtan çıkmıştı. Arabası 2 hafta sonra terk edilmiş bir şekilde yol kenarında bulundu.

Charles Humprey

19 Kasım günü Dixie ilçesi yakınlarındaki ormanlık alandan geçen bir yolda bir erkek cesedi daha bulundu. Çıplak olarak bulunan kurbana ait kimlik biraz ilerideki çalılıkların arasından çıkmıştı. 60 yaşındaki eski bir güvenlik görevlisi olan İtalyan asıllı Walter Gino Antonio idi. Bir kurşun kafasına, 3 kurşun da göğsüne sıkılmıştı ve yine 22 kalibrelik bir tabancaydı. Kurbanın arabası 5 gün sonra başka bir ilçe de bulundu.

 

CİNEYETLER TEK MERKEZDE TOPLANIYOR

Birbirlerine komşu olan bölgelerde işlenen bu cinayetlerin benzerlik göstermesi üzerine tüm dedektifler bir araya gelip toplandılar ve herkes elindeki vakayı birbiri ile paylaştı. Siems cinayetinde tespit edilen ve robot resimleri çizilen iki kadın üzerinde yoğunlaşmaya karar verdiler. Gazetelerde seri cinayetler ile ilgili haberler yapmaya başladı ve bir ihbar hattı oluşturdular.

Aileen çalıntı ya da sahte kimlik kullanıyordu. Sahte kimliklerinden biri ile rehineci dükkânına kurbanlarından aldıkları malları satmıştı. Yasa gereği rehine dükkânı sahibi, parmak izi de almak zorundaydı ve Aileen parayı alabilmek için parmak izini vermişti. Bu haberlerden sonra polis merkezine durumu bildiren rehine dükkân sahibi, parmak izini teslim etti. Kimlik bilgileri ortaya çıkınca Florida polisi arama çalışmalarına hız verdi. İki polis, uyuşturucu satıcısı kimliğine bürünerek barlarda onu aramaya başladılar. 8 Ocak 1991 gecesi onu bir barda buldular ve sahte kimlik suçundan tutuklu olduğunu söylediler. Çünkü polisin elinde henüz ne cinayetlerde kullanılan silah ne de Tyria Moore adlı diğer kadın vardı. Tyria iki gün sonra ablasının evinde ele geçirildi. Ona Aileen in gözaltında olduğunu henüz cinayetle suçlamadıklarını ama vereceği bilgilerinin çok önemli olduğunu ve eğer polisten bilgi saklarsa bunun onun için kötü olacağını söylediler. Tyria polisle işbirliği yapmayı kabul etti. Aileen i hapishanede ziyaret ederek ve ağlayarak cinayetleri itiraf etmesini sağladı. Artık cinayet sebebi ile suçlanabilen Aileen için hızlıca duruşma yapılabilirdi. Aileen ilk cinayetini işlediğinde bunu Tyria ya anlatmıştı. Daha sonrasında da yaptıklarını anlatmaya başladığında Tyria duymak, bilmek istemiyorum diyip, sadece parayı ve hediyeleri kabul ediyordu. Sevdiği kadın tarafından ihbar edilen Aileen, mahkeme salonunda onun söylediklerini dinledikçe daha çok sinirlendi. Acılarla dolu hayatında bir de sevdiği tarafından ihanete uğradığını hissediyordu. Nefsi müdafaa savunması ile müebbet hapsi istenen Aileen, bu ihanet karşısında savunmasından vazgeçti ve idam edilmek için tüm suçlamaları kabul etti.

10 yıl bekledikten sonra 46 yaşında 9 Ekim 2002’de zehirli iğne ile idam edilen Aileen Wuornos, cenazesinde Natalie Merchant’ın Carnival isimli şarkısının çalınmasını vasiyet etmiş, cesedinin yakılarak bir ormanlığa atılmasını istemiştir.

2003 yılında ise hayat hikâyesi Monster (Cani) filmi ile beyaz perdeye aktarılmıştır. Aynı zaman da Aileen: The life and death of a serial killer belgeseli bulunmaktadır

Eğer merak ettiyseniz belgeseli izlemenizi tavsiye ederim