Ali ASEL

ÇOCUKLARINIZIN TONTON AMCA DİYE SEVDİĞİ KAPI KOMŞUNUZ, YA BİR CANAVARSA?

16 Aralık 2019, Pazartesi

     

Başarılı bir iş adamı ve siyaset arenasında bir danışman, hastanede yatan çocukların morallerini yükseltmek için palyaço kılığına girip eğlendiren ve onlarla oyun oynayan, evinde dostları ve komşuları için sık sık partiler veren, kamu yararına çalışmalar yapan yardımsever bir adam ve ailesine, çocuklarına düşkün bir baba...

Kulağa ne kadar güzel geliyor değil mi? Hep olmak istediğimiz veya etrafımızda olmasını istediğimiz bir insan…

Ancak gerçekler göründüğü gibi olmayabilir.

Bu hafta sizi JOHN WAYNE GACY ile tanıştırmak istiyorum. Nam-ı diğer: Katil Palyaço

Onu tanıyanlar rahatlıkla ’O çok arkadaş canlısı, kendisini ailesine ve topluma adamış, cömert, merhametli ve dünyalar iyisi bir adam‘ olarak bahsedeceklerdir. Ancak onun, hiç kimsenin bilmediği ve çok az kişinin şahit olduğu bir yüzü daha vardır.

O, 33 kişiye tecavüz eden ve boğarak öldüren bir canavardı…

ÇOCUKLUĞU: 17 Mart 1942 yılında Chicago’da dünyaya geldi. 3 kardeşlerdi. John ortanca ve tek erkek çocuktu. Babası ağzı bozuk bir alkolikti. Annesine sürekli fiziksel şiddet uyguluyor ve çocuklarını sürekli aşağılıyordu. Evde sürekli bir gerginlik hakimdi. Anne ve kız kardeşleri ile ilişkileri iyi olan John, babası ile istediği yakınlığı bir türlü kuramadı. Babasının arkadaşları eve geliyor, alkol alıyorlar ve bir süre sonra John’u taciz etmeye başlıyorlardı. Bu durumdan çok rahatsız olmasına rağmen babası onu suçlar korkusu ile bir türlü açıklayamamış ve bu tacizlere göz yummak zorunda kalmıştı.

11 yaşında iken oyun parkında kafasına salıncak çarptı. Bu travmadan sonra kısa süreli bilinç kayıpları, bayılmalar yaşamaya başladı. 16 yaşında ise bu travmaya bağlı beyninde pıhtı olduğu tespit edilip tedavi edildi ve bayılmaları son buldu. Sağlık sorunları sebebiyle 1 yıl boyunca okula gidememiş, 4 okul değiştirmek zorunda kalmıştı. Her geçen gün babası ile ilişkileri kötüye gidiyor, dayanılmaz hale geliyordu. Sonunda okulu bıraktı ve iş bulma umuduyla 17 yaşında Los Vegas’a gitti. Bir cenaze evinde ufak tefek işler için hademelik yaparak işe başladı. Lise diploması olmayan biri için istediği parayı kazanması çok zordu. 3 aydan sonra Las Vegas’dan tekrar Chicago’ya ailesinin yanına döndü.

GENÇLİĞİ: 18 yaşında meslek lisesine kaydoldu ve buradan mezun olmayı başardı. Satıcılık konusunda çok iyiydi ve ağzı çok iyi laf yapıyordu. Satıcı yardımcılığı olarak başladığı iş hayatına, kısa sürede bir erkek giyim markasının satış yöneticisi olarak devam etti. Mali durumu düzelmeye başlayınca toplum yararına hizmet eden bazı derneklere, gönüllü yardım kuruluşlarına ve örgütlere katıldı. Arta kalan vakitlerinde dernek için çok çalışıyor ve inanılmaz bir performans sergiliyordu. Hatta bu dernek, çalışmasının karşılığı olarak John’u Yılın Adamı bile seçmişti.

EVLİLİĞİ: 1964 yılında çalıştığı mağazada Marilyn Myers ile tanışıp evlendi. Karısının ailesi KFC restoranının sahibiydi. John kayınpederi ile birlikte çalışmaya başladı. Her gün günde en az 14 saat çalışıyordu ve kısa süre içerisinde restoranın işlerini büyütmüştü. Kalan zamanlarında karısı ile vakit geçirmeye çalışıyor, bir yandan dernek işlerine koşuyordu. Evlilikleri başlangıçta çok iyi gidiyordu. Önce erkek sonra da bir kız çocuk sahibi oldular. İşyerinde çalışan genç erkeklerle çok fazla vakit geçiren John hakkında dedikodular çıkmaya başlamıştı. Herkes onun cinsel yönelimini konuşmaya başlamıştı. Yakınları bu dedikodulara inanmıyor ve bu konuda konuşmak isteyenleri reddediyorlardı. Ta ki Mayıs 1968 yılına kadar

İLK SUÇLAMA: Mark Miller adındaki bir genç yaklaşık 1 yıl önce John’un evine ziyaret amaçlı gittiğini, John’un kendisini oyun amaçlı bağladığını, sonrada şiddet kullanarak tecavüz ettiğini söyledi. Bu oyunun ne olduğu ileriki yıllarda belli olacaktı. John suçlamaları reddederek, para karşılığı cinsel birliktelik yaşadıklarını ve kendi rızası ile yaşandığını savundu. Ancak olaydan 4 ay sonra John parayla adam tutarak Miller’ı dövdürttüğü ortaya çıkınca 10 yıl hapis cezasına mahkûm edildi. Hayatında ilk kez hapse giriyordu ve henüz 26 yaşındaydı. Hapse girmesi ile birlikte karısı boşanma davası açtı ve mutlu görünen evlilik sona erdi.

Hapiste yattığı süre boyunca tüm kurallara uyarak herkesle iyi geçindi. Bunu yapmasının sebebi iyi hali gözlemlenecek olursa, erken tahliye olma şansını yakalamaktı. 18 ay sonra beklediği fırsat doğdu ve şartlı tahliye ile serbest bırakıldı. Annesinin yanına taşındı ve bir lokantada şef garson olarak işe başladı. Yaklaşık 4 ay sonra kent sınırının biraz dışında kendine bir ev aldı. Çiftlik evi tarzında bir yerdi. Büyük ve bahçeliydi. Komşuluk ilişkileri güçlü olan tertemiz bir mahalleydi. Burada kendine yeni arkadaşlar edindi. Komşuları John’un geçmişini bilmiyorlardı. 1972 yılında yeni boşanmış ve iki kızı ile birlikte yaşayan Carol Hoff ile evlendi ve bu çiftlik evinde yaşamaya başladılar. Aile sürekli komşularını, yemeğe davet edip, bahçede parti düzenliyorlardı. Hatta bu partilerde çocukları eğlendirmek için palyaço kılığına giriyordu. Ancak zaman zaman evin içindeki döşemelerin altından çok kötü bir koku geliyordu. Kokunun kaynağını soranlara John, döşeme altında bir farenin öldüğünü söylüyor, rutubetle birlikte kötü koku oluşturduğunu açıklıyordu. Oysaki John ilk cinayeti işlemiş ve cesedi döşemenin altına gömmüştü.

1974 yılında boya, dekorasyon ve bakım işlerini üstlenen bir müteahhit firması kurdu. Firmasına genelde genç ve tecrübesiz genç erkekleri seçiyor ve çevresine, ucuz çalıştırabildiği için tercih ettiğini söylüyordu. Asıl amacı ise bu genç çocuklara yaklaşmak ve onlarla ilişkiye girmekti. Bastırdığı cinsel yönelimini artık daha fazla gizleyemiyor ve etrafı tarafından da hissedilmeye başlıyordu. Bir gün karısı evde eşcinsel porno dergileri buldu. Karı koca olarak cinsel hayatları da bitmişti. Carol bu duruma daha fazla dayanamadı ve Mart 1976 da boşandılar. Karısından ayrıldıktan sonra John içgüdülerine daha fazla odaklanarak yaşamaya başladı. Barlarda, tren garlarında, sokakta tanıştığı genç kurbanlarını bir şekilde kandırarak eve getiriyordu. Gençlere kelepçe takmak için en çok kullandığı numara, onlara kelepçeden nasıl kurtulabileceğini kolay bir yolunu öğretebileceği oluyordu. Kelepçeyi önce kendine takıyor, ardından kelepçeden kurtuluyor, sonrasında ‘hadi şimdi sen dene‘ diyerek karşısındaki kişiyi kelepçeliyordu. Kelepçeyi takar takmaz ‘kelepçeden kurtulmanın en iyi yöntemi bir anahtara sahip olmaktır ’ diyerek önce kurbanını dövmeye başlıyor, fazla sesi çıkmaması için ağzına kurbanın çorabını ya da çamaşırını tıkıyor, boynuna da bir ip geçiriyordu. Elindeki savunmasız kurbanına tecavüz ediyor ve çeşitli işkenceler uyguluyordu. Bazen kurbanına sakinleştirici ilaçlar enjekte ediyor, bazen bıçaklıyor, bazen kostümler giydirerek iğrenç fantezilerini gerçekleştiriyordu. Bu şekilde 6 yıl geçti. Öldürdükleri gençler çalışmak için ailelerinden ayrılmış olduğundan kayboldukları geç anlaşılıyor ya da seks işçiliği yapan genç erkekler kaybolduğu zaman arayan soran olmuyordu. Fark edilse bile ciddiye alınmıyordu.

Robert Piest’in durumu diğer kurbanlardan farklıydı. O bir eczane de çırak olarak çalışıyordu. İş çıkışına yakın bir saatte annesi eczaneye geldi. Robert annesine, ona iş teklif eden bir müteahhitle görüşeceğini, birkaç dakikaya geri geleceğini söyleyerek annesinin yanından ayrıldı. Aradan 3 saat geçmesine rağmen Robert geri dönmeyince annesi telaşlandı ve polis karakoluna gidip oğlunun kayıp olduğunu bildirdi.

Araştırma görevini Teğmen Joseph Kozenczak üstlendi. Kısa bir süre içerisinde iş teklif eden kişinin John Wayne Gacy olduğunu tespit etti ve görüşmek için John’u karakola çağırdı. Karakola gelen John’a çocukla ilgili soru sordular ancak John çocuğun kaybolması ile ilgili herhangi bir fikri olmadığını söyledi ve karakoldan ayrıldı.

Ellerinde bir delil olmamasına rağmen teğmenin içini huzursuz eden bir şey vardı. Nedense John’a güvenmemişti. Onun hakkında kısa bir araştırma yapmaya karar verdi. Geçmişiyle ilgili bilgilere ulaşan teğmen, ev için bir arama emri çıkarttı.

13 Aralık 1978 yılında polis, evi araştırmaya başladı. Polis evin altındaki boş bölüme girdi ve adeta sürünerek ilerleniyordu. Çok ağır ve çok kötü kokular geliyordu. Toprak zemin kireçle kaplanmıştı, şüpheli bir şey görünmüyordu. Bir şey bulamayan polis evi terk etti. Bu sırada polis John’un 3 arabasına el koydu. Araçlarından birinin bagajında bulunan saçlar inceleme için Adli laboratuara gönderildi. Saçların Robert’a ait olduğu ilerleyen zamanlarda ortaya çıkacaktı.

Robert’ın kaybolması ile ilgili tutuklamak için yeterli delil bulamayan polis, evde yasa dışı ilaç ve silah bulundurma suçundan tutuklama kararı verdi.

Bu sırada evde bulunan her delil incelemeye alındı. Evde bulunan bir yüzük yaklaşık 1 yıl önce kaybolan John Szyc adlı bir gence aitti. Çeşitli zamanlarda John ile çalışmış 3 gencinde kayıp olduğunu fark ettiler. Bir başka delil ise John’un evinden çıkan bir film faturasıydı. Bu fatura Robert’ın kaybolduğu gün iş arkadaşı tarafından ona verilmişti.

Evin ikinci kez aranması kararı çıktı. Kötü kokuların geldiği yeri kazmaya karar verdiler ve toprakta şüpheli bir çıkıntıyı fark ettiler. Kazmaya başladıktan çok kısa süre sonra insan kalıntılarına ulaştılar. O gece ve ilerleyen günlerde kazı çalışmaları devam etti. Talihsiz gençlerin cesetleri ardı ardına çıkarılmaya başlandı.

Yakalanmasının üzerinden yaklaşık 1 yıldan fazla zaman geçtikten sonra savcılık, elindeki delillerle dava açmaya hazırdı. 6 Şubat 1980 de John yargılanmaya başladı. John’un avukatları ‘Delilik’ üzerine savunmalarını kurmuştu. Kendisine hakim olamadığını, dürtülerini kontrol edemediğini söylediler. Ancak mahkeme John Wayne Gacy’i 33 genç erkeği öldürmekten suçlu buldu ve ölüm cezası verdi. John tek kişilik hücresinde 14 yıl idam edilmeyi bekledi ve 9 Mayıs 1994 yılında gece yarısını biraz geçe zehirli iğne ile idam edildi.

İdam edilmeden önce istediği son yemek, KFC restoranından tavuk, 14 tane kızarmış karides ve çilektir.