Herkesi korkutan Aydın'ın Fay Hattı

21 Kasım 2020, Cumartesi 15:49

     


Sisam adasında meydana gelen ve İzmir'de büyük yıkıma yol açan 6.9 büyüklüğündeki deprem sonrası tüm Jeofizik Mühendisleri Aydın fayına dikkat çekmişti. Uzmanlar, Nazilli’den Kuşadası’na uzanan fay hattında kırılmalardan kaynaklı 7 büyüklüğünde depremin şaşırtıcı olmayacağını dile getirdi.

 

Deprem uzmanı Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Aydın'ın deprem bölgelerini, daha önce meydana gelen depremleri tarihsel belgelere dayanan örneklerle değerlendirip, Aydın'ın merkez ilçesi Efeler, Nazilli ve Kuşadası'ndaki kırıkların geçmişte ürettiği deprem büyüklüklerini, depremlerin meydana geldiği tarihleri ve deprem dönüşüm aralıklarını gözönünde bulundurarak “Bu üç yerden birinde yıkıcı bir deprem olması şaşırtıcı olmaz” yorumunda bulunmuştu.

 

Son olarak 2011 yılında hazırlanan Jeolojik-Jeoteknik Etüt Raporu kapsamında, Umurlu Segmentinin türü, yapısal özelliği ve üretebileceği maksimum deprem büyüklüğü gözönüne alınarak, inceleme alanı içerisinden geçen Umurlu segmentine ait fay bileşeni boyunca, fayın yükselen bloğunda 15 metre, düşen bloğunda ise 40 metre genişliğinde yüzey faylanması tehlike kuşağı ve fay sakınım bandı oluşturulmasına gereksinme duyulduğu belirtilmişti. Yüzey faylanması tehlike kuşağı ve sakınım bandı olarak belirlenen bu alanların yerleşime uygunluk açısından “Uygun Olmayan Alan” olarak değerlendirilmişti.

“PROJEYE ESAS TEMEL VE ZEMİN ETÜTLERİNDE DETAYLI ARAŞTIRILMALIDIR”

İnceleme alanında geniş yer kaplayan Alüvyon biriminde topoğrafik eğim yüzde 0-10 arasında olarak tespit edildi. O raporda şu ifadeler yer aldı:

“Yeraltı suyu seviyelerinin bulunduğu yerlere ait bölgelerde yapılan sıvılaşma analizlerine göre alüvyon birimi sıvılaşma potansiyeli taşıyan birimlerdir. Sıvılaşma problemi alüvyon birimlerinim litolojik özellikleri, yanal ve düşey yönde oldukça değişkenlik gösterdiğinden tane boyu dağılımı, sıkılık, yeraltısuyu derinliğine bağlı olarak değişmektedir. Ekli yerleşime uygunluk haritalarında ÖA-1.1 simgesi ile gösterilmiştir. Bu alanlarda; Dinamik ve statik koşullara bağlı olarak yapılaşmaları olumsuz etkileyelecek her türlü zemin sorunları, projeye esas temel ve zemin etütlerinde detaylı araştırılmalıdır. Zayıf zemin özelliklerine bağlı olarak meydana gelecek Zemin büyütmesi, Sıvılaşma, Şişme, Oturma, Taşıma Gücü gibi beklenen zemin sorunları dikkate alınarak yapılara ait temel ve taşıyıcı sistemlerin projelendirilmesi ve imalatlarının yapılması denetim altında gerekir. Yapılaşmaları olumsuz etkileyecek her türlü zemin sorunlarına yönelik gerekli mühendislik önlemleri (kazık, jet grout, sıkıştırma enjeksiyonu, zemin değiştirme, dinamik kompaksiyon, taş kolon, drenaj vb. önlemlerden uygun olanlar), geoteknik konusunda uzman mühendisler tarafından projelendirilerek belediyesi kontrolünde yerine getirildikten sonra yapılaşmaya izin verilmelidir. Parselde oluşturulacak her türlü kazı şevi, komşu parselleri ve yapılaşmayı tehdit etmeyecek şekilde açılmalı ve uygun istinat yapıları ile korunmalıdır. Hafif yapılar ve alt yapı unsurları için şişme potansiyeli göz önünde bulundurulmalı ve bu alanlarda zemin iyileştirme yöntemleri kullanılarak zemin dayanım parametreleri arttırılmalıdır. Temel tipi, temel derinliği ile yapı yüklerinin taşıttırılacağı seviyelerin mühendislik parametreleri zemin ve temel etütlerinde belirlenmelidir. Yapı-zemin etkileşimine uygun temel sistemi geliştirilmelidir. Yapılaşmaya bağlı zemin deformasyonlarına yönelik gerekli zemin iyileştirmeleri yapılmalıdır. Her türlü yapılaşmada ‘Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’ ve ‘Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’ hükümlerine uyulmalıdır.” (HABER MERKEZİ) 


HABER VİDEOLARI






 
Son Eklenen Haberler